Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 01.09.2016
Mehmet Sadık Alican

Mehmet Sadık Alican

Ekmek-Fırın ve fırıncılığın tarihi

İlk buğdayın ekildiği, ilk tarımın yapıldığı rivayet edilen Urfa da ekmekle ilgili günlük yaşamımızda unutulan örf, adet, geleneklerimiz ve Urfalının ekmeğe olan duyarlılığına bakarsak Hz.i rahîmin bir kıssasına bakalım; Rivayete göre; Hz.İbrahim (A.s) çok malı vardı. Allahu Teâlâ ya,

 "Ya Rabbi bu kadar malın şükrünü eda edemiyorum lütfen birazını al" diye dua eder. Allah u Teâla "Öyleyse ekmeği ayak ta ye Ya İbrahim “diye vahy eder. Hz. İbrahim ekmeği ayakta yemeye başlar. Fakat kırıklar dökülmesin diye boynuna mendil bağlar böylece kırıklar mendile dökülür. Hz. İbrahim (As.) malı daha da çoğalır. Yine Allah’a Teâla ya dua eder. Allah (cc) "Sen ekmek kırığına hürmet ettiğin sürece ben senden malımı azaltmam ya İbrahim "der. Urfalı bu kıssalarla bakar ekmeğe.

EKMEĞİN TARİHÇESİ

Ekmeğin tarihine göz attığımızda medeniyetlerin tarihi kadar eski olduğunu görürüz. Ekmek, insanoğlunun bilinen en eski, en temel ve önemli gıda maddesidir. Kabul gören en eski hikâyeye göre, ateşin bulunuşunun ardından ilk insanlar su ile ıslatılmış ve kendi haline bırakılmış buğday kırmasında gözeneklerin meydana geldiğini görmüşler ve gözenekli kütleyi sıcak taşlar üzerinde pişirdikleri zaman lezzetinin iyi olduğu ortaya çıkmıştır. Ekmeğin tarihi kuşkusuz yabani buğday ve arpanın tarihi ile başlar.

Tarih öncesi devirlerde ateşin bulunması ve tarım toplumuna geçiş, beraberinde bazı mesleklerin de doğması sonucunu doğurmuştur. Bunlar arasında fırıncılık da mevcuttur. Eski Mısır, Antik Yunan ve Roma İmparatorluğu dönemlerinde buğday ticaretinin yoğunluğu ile bağlantılı olarak ekmek yapımı ve fırıncılık ayrı ve önemli bir değere sahip olmuştur.

Ticari fırınların yapılmaya başlandığı M.Ö. 500 yılından sonra ekmeğin kabarması için bazı karışımlardan istifa edilmeye başlandığı anlaşılmaktadır. Bunlardan bir tanesi şıraya karıştırılmış darıdan yapılan ve uzun zaman saklanabilen bir karışımdı. Bir diğeri buğday kırması ile beyaz şıradan yoğurulan ve üç gün kadar bekletilen bir hamur maya olarak kullanılmaktaydı. Fırıncılar yıllar boyu ekmeği kabartmak için fermantasyona bağlı kaldılar ve bir önceki hamurdan alınan hamurla aşı yapılarak kullanılan ekşi hamur metodu, gün geçtikçe özelliğini yitirmekle birlikte bazı bölgelerde halen uygulanmaktadır.

Fırıncı, geleneksel usullerle ya da modern tekniklerle çalışan, hazırlanan ekmeklerin pişirilmesi ve piyasaya sunulması ile uğraşan mesleği icra edenlere verilen ad. Fırın bu anlamda yiyeceklerin pişirilmesi için gereken bir araç olmanın yanında, ticari olarak ve unlu mamullerin üretilip satılması ile uğraşan mesleğin ve ticarethanenin adıdır.

Ekmekçilik tarihi 8 bin yıl öncesinden; insanların hububatı taşlar arasında kırıp ufaladığı, sonra da bunlara su katıp elde ettiği hamuru yassı bir kaya üzerine yayarak ateşte pişirdiği günlere kadar uzanır. İlkel insan topladığı hububatı ufalardı, aksi takdirde ne çiğneyebilir ne de yumuşatmaksızın sindirebilirdi. Ekmekçiliği ve fırıncılığı ilk geliştiren insanların, bir dizi deneme yanılma sürecinden geçtiği kesindir. Yunanistan’da ve Roma İmparatorluğu’nda ekmek zamanla halkın başlıca gıda maddesi haline geldi. Zamanla birçok toplulukta, pişirilen ekmeğin çeşidine göre Fırıncı Loncaları kurulmaya başladı. Loncalar dürüst fırıncılara kol kanat geriyor hem de topluluk içinde statü kazandırıyordu. Bir fırıncıya zarar veren, belaya davetiye çıkarmış sayılırdı. Loncanın kurallarını çiğneyen bir fırıncı ise ulu orta kırbaçlanır, sokaklarda süründürülür ya da ömür boyu meslekten men edilirdi. Gramajının altında ekmek sattığı ortaya çıkan bir fırıncı için bu cezalardan kaçış yoktu.

 

ET NE KADAR ARIK OLSA ÜSTÜNE EKMEK YARAŞIR

Sofra toparlanırken nine, sofradaki ekmek parçalarını toplatıp, daha sonra "dögmeç" yapmak üzere ekmekliğe koyar, kırıntılarını ise sofra cemaatiyle birlikte yerler. Nene niye böyle yapıyoruz diyen çocuğa nine; Oğlum ne'mete (nimete) hor bahan kör olur der!

Ekmekçi kadın ekmek yapardı ben çocukken hamuru gizli gözyaşıyla yoğururdu ekmek yaparken

Ekmekçi kadın ekmek yapardı ben çocukken çilelerini sererdi yufkaları açarken

Ekmekçi kadın ekmek yapardı ben çocukken acılarını ateşe atardı ekmeği pişirirken...

Ekmek nimetin en büyüğüdür, ekmek han evin harap olmaması için kıymet bilinen en büyük değerlerdendir!

Çocuk Urfa'nın daracık sokaklarında yürürken yerde bir parça ekmek görür, kaldırır üç defa öper başına koyar bir ucundan azıcık ısırır ve ekmeği yüksekçe bir duvarın üstüne bırakır. Böyledir Urfa da ekmeğe olan saygı.

Nan dır ekmek. Aşka dair tariflerin en güzelleri ekmekle anlatılır. "Ekmeğimi böldüm de yedim." "ve sen her şafak, nan gibi aklımdasın..."

Ve ekmek bir gün bize küsecek..

Duz ekmeğe

Kattılar duz ekmeğe

Neçe gözler tutmadı

 

Hor bahtı duz ekmeğe


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Şanlıurfa’da en Başarılı Belediye Başkanı kimdir?