SINAV OKULLARI
  • 27.03.2018
Ercan AKKAR

Ercan AKKAR

SİZCE DE TEYZEMİZ HAKLI DEĞİL Mİ?

Şırnak ili tarihsel olarak çok eski bir geçmişe sahiptir. Şırnak ili Katip Çelebi'nin 17. yüzyılda yazdığı 'Seyahatname' ve tarihi rivayetlere göre Nuh Tufanı öncesine dayanır. Bu rivayetlere göre Cizre, tufandan sonra ikinci kez Hz. Nuh (AS) ve oğulları tarafından inşa edilirken, Cizre'nin kızgın sıcağından korunmak için Şırnak yazlık ve yaylak olarak inşa edilmiştir.

Şırnak, Nuh'un Gemisi kalıntılarının olduğu öne sürülen Cudi Dağı'nın Kuzeyinde Şehr-i Nuh adıyla kurulmuş, önceleri Şerneh, daha sonraki yıllarda ise Şırnak adını almıştır. Şırnak ili tarihte birçok önemli devletin başkentini kendi topraklarında barındırmıştır. Birinci Babil Devleti'nin başkenti BABİL (Kebeli Köyü) Cizre sınırları içindedir. Aynı zamanda Guti (GUDİ) İmparatorluğu'nun başkenti olan BAJARKARD Silopi ilçesi topraklarındadır.

 

Şırnak; Guti, Babil, Med, Asur, Pers, Sasani, Emevi, Abbasi, Selçuklular ve Osmanlılar dönemlerinde Cizre'ye bağlı bir yerleşim birimi idi. 23 Temmuz 1914 yılında ilçe olmuş ve Siirt iline bağlanmıştır. Bu konumu 1990 yılına kadar sürmüştür. 18.05.1990 tarih ve 20522 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 16.05.1990 tarih ve 3647 sayılı yasa ile il statüsüne kavuşmuştur. İle bağlı altı ilçe bulunmaktadır. Bu ilçeler Beytüşşebap, Cizre, Güçlükonak, İdil, Silopi ve Uludere'dir.

 

Şırnak Valiliği’nin internet sitesinde kısaca böyle anlatılıyor kent… Aslına bakarsanız anlatılanlar az bile. Şırnak coğrafik konumu, tarihi öneminin yanı sıra resmen bir doğa harikası kenttir. Cudi ve Gabar’ın heybeti, soğuk suları, onlarca farklı bitki türü, yiyecek-içeceklerinin doğal oluşu, soğuk nehirlerindeki alabalıkları, insanlarının sevecen yaklaşımları vesaire vesaire sıralayabiliriz. 

 

2015’deki çatışmalar sonucunda kentin neredeyse üçte ikisi yıkılmıştı. Geçen yılki ziyaretimde bunu görmüş, duyduğum büyük acıyı siz değerli okurlarımla paylaşmıştım. Ve Şırnak’ın yeniden nasıl inşa edileceğini doğrusu çok merak ediyordum. Aradan bir yıl geçtikten sonra yine Şırnak’taydım.

 

Kente, eskiden olduğu gibi yine kontrol noktasında dakikalarca bekledikten ve GBT, yani ‘Genel Bilgi Taraması) yapıldıktan sonra girdim. Birçok noktaya yeni ve daha yüksek güvenlikli kalekollar yapıldığını gördüm.

 

Cudi Dağı’nın kucağındaki kente yaklaştıkça, yan yana sıralanmış koca ve çok katlı binaların yükseldiğini ve hem yolların kötü oluşu, hem de her tarafın inşaat sahasına dönüşmesi nedeniyle de toz bulutlarının yükseldiğine şahitlik ettim.

 

Kent merkezine ulaşınca geçen yıl dümdüz olan yerlerde, Toplu Konut İdaresi tarafından yapılan konutları daha yakından görme fırsatı buldum. Doğrusunu isterseniz aralarında fazla mesafe bulunmayan, aynı mimariyle yapılan ve hiçbir estetik özelliğini görmediğim binaları hiç beğenmedim.

 

Haa bazıları; ‘bunda ne var, ne güzel, kent modern yaşam alanlarına kavuşuyor. Köy havasından çıkıp gerçek bir kent görünümüne bürünüyor’ diyebilir. Ancak Şırnaklılarla, özellikle de 40 yaş üzeri insanlarla konuşunca, bunun pek de böyle olmadığını görmek mümkün oluyor.

 

Nitekim bir akrabasının ayakta kalan tek katlı ve büyük bahçeli müstakil evinde yaşayan yaşlı bir teyzeyle ayaküstü birkaç kelime hasbıhal edince, bunu daha net anladım.  Yaşlı teyze, ‘ben bu yüksek binalarda nasıl yaşayacağım. Nefes alamam ki. Gözümü açtım bahçem oldu, bostanım oldu, ektim-biçtim, ineğimden süt sağdım, ekmeğimi tandırda pişirdim, doğal beslendim. Bu büyük binalar bizim kültürümüzü yok edecek’ diyerek gözlerinden yaşlar süzüldü. Tabi benim de gözlerim dolu dolu oldu. 

 

Sizce de teyzemiz haklı değil mi?

 

-Her şeyimizi modern olacağız diye tek-tek, bir-bir kaybetmedik mi?

 

-Doğal yaşam alanlarını ve köyden kente göçü teşvik ederek, her türlü tarım ve hayvansal ürünü dışarıdan almaya başlamadık mı?

 

-Türlü-türlü hastalık bu nedenle ortaya çıkmadı mı?

 

-Üretici toplum olmaktan bu şekilde çıkmadık mı?

 

-GDO; (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalarla’ ile bu şekilde tanışmadık mı?

 

-Birçok gelenek ve göreneğimizi bu şekilde kaybetmedik mi?

 

-Doğa hep birilerine rant için tahrip edilip yok edilmedi mi?

 

Sizi bilemem ama ben teyzemize hak veriyorum. Geriye dönüp baktığımda aynı değişimleri yaşadığım Van'da, Urfa'da ve son olarak Diyarbakır’da da gördüm-görüyorum. Her gün bir şeyler yok oluyor-değişiyor. Adına da modernleşme deniyor. Dolayısıyla Şırnak ve Şırnak gibi kentler doğallıklarıyla korunmalı.

 

Sevgiyle kalın.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.