Novada

Yaşantımızda sosyal ve kültürel boyutta büyük gelişmeler var. Yalnız kişilerin yetişme tarzından dolayı insanlar arasında olumlu davranışları engelleyen ve duygusal anlamda da içten, samimi, dürüst, sağlıklı bir iletişim kuramayan insanların sayısı günden güne artıyor. Bu iletişim kopukluğu kişiyi yalnızlığa itmenin yanı sıra, bireyselliği yitirmekte ve umutsuzluğa da sürüklemektedir. 
İletişim kopukluğundan dolayı insanların sayısı da çoğalmakta ve günümüzün en yaygın hastalığı da stres olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun altında yatan neden de iletişim kopukluğundan doğan anlaşılmama duygusudur. 
Yahut şöyle de diyebiliriz. Herkes kendi penceresinden bakıp olayları yorumlamaya çalışması ve empati (duygudaşlık) kurmaması kendini ifade etmek isteyen karşı tarafın anlaşılmasına engel teşkil eder. Bu da farklı bakışlara ve farklı yorumlara sebebiyet verir. İşte size güzel bir örnek:
Birkaç yüzyıl önce... Papa bütün Yahudilerin Roma'yı terk etmeleri gerektiğine karar verir. Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir tepki gelir. Bunun üzerine, Papa ile Yahudi toplumundan önde gelen birisiyle karşılıklı dini bir müzakere yapmalarını önerir. 
Yahudiler kazanırsa kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler. Yahudiler çaresiz kabul eder ve temsilci olarak Moiz'i seçerler. Ancak Moiz'in Papa ile ayni dili konuşamaması nedeniyle müzakere de konuşmak yerine sadece işaret dilinin kullanılmasını teklif ederler. 
Papa kabul eder. Müzakere günü geldiğinde iki taraf karşılıklı yerlerini alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan sonra Papa elini kaldırarak 3 parmağını gösterir. Buna karşılık Moiz tek parmağını kaldırır. Papa parmaklarını sallayarak başının etrafında çevirir. Moiz ise parmağıyla yeri işaret ederek oturduğu yeri gösterir. Papa yanındaki çantadan bir parça ekmek ve şarap çıkartınca Moiz de bir elma çıkartır. 
Bunun üzerine Papa ayağa kalkarak "Ben pes ediyorum, Yahudiler kalabilirler" der. 
Müzakere sonrasında Papa'nın etrafına toplanan kardinaller Papa'ya ne olduğunu sorduklarında Papa; Ben önce 3 parmağımı gösterip Kutsal Üçlüyü işaret ettim. Buna karşılık o bana tek parmağını gösterip her iki dinin de tek tanrıyı tanıdığını söyledi. Ben parmaklarımı sallayıp başımın etrafında çevirerek tanrının bizim etrafımızda olduğunu gösterdiğimde o da oturduğu yeri işaret ederek tanrının onların durduğu yerde de olduğunu işaret etti. Ben kutsal ekmek ve şarap çıkartıp tanrının bizim günahlarımızı bağışladığını göstermek istediğim zamanda hemen bir elma çıkartıp bana ilk günahı hatırlattı. Herifin her şeye bir cevabı var. Ne yapabilirdim ki?"

Aynı sırada Yahudi cemaati de Moiz'in etrafını sarmış ona nasıl başardığını soruyorlardı. Moiz;" Önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde burayı terk etmemizi istedi. Ben de ona bir tekimizin bile ayrılmayacağımızı söyledim. Sonra bütün şehrin Yahudilerden temizleneceğini söyledi. Ben de, hiç bir yere gitmeyip olduğumuz yerde kalacağımızı söyledim" "Sonra ne oldu?" diye kalabalık heyecanla sormuş. 
"Valla, sonrasını ben de pek anlamadım. Adam biraz hiddetlendi ve öğle yemeğini çıkarttı. Bunun üzerine ben de kendi yiyeceğimi çıkarttım. Hepsi bu!"

Kısaca konuşurken derdinizi anlatırken yahut birilerini hakem yapmak istediğinizde siz siz olun tercihinizi sizinle aynı sosyal ve kültürel seviyede yetişmiş insanlara anlatın.
SENİ ANLAYAN BİRİ İLE KONUŞ, ANLAŞILMIYORSAN DA SUS; SUS Kİ KONUŞTUĞUN 
KİŞİYE BİR DE KENDİNİ ANLATMAK ZORUNDA KALMAYASIN! 
Herhalde toplumsal yanlışlardan biri de bu olsa gerek. Düşünün ki siz anlaşılmak istiyorsunuz bunun için de kendinizi ve nedenlerinizi anlatmaya uğraşıyorsunuz. Ama yine anlaşılmıyorsunuz. Çünkü anlaşılmanız karşı tarafın ön yargılarını kırmanıza bağlı. Eğer ön yargıları da kıramadınızsa anlatmak istediğiniz çarpıtılıyor. Kişi anlatmak istediğinizi değil anlamak istediğini alıyor ve üstüne kendi yorumunu da cömertçe ekliyor. Anlaşılmak istenen siz başka bir siz olarak ortaya çıkıyorsunuz. Anlaşılmak için çabalayan siz her kafadan çıkan farklı yorumlara da duyarsız kalmayacağınızdan bir takım insanlara kendinizi anlatmak zorun da kalırsınız. Çünkü:


NE KADAR SÖYLERSEN SÖYLE, BÜTÜN SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİNİN 
ANLAYABİLDİĞİ KADARDIR. 
Selam ve dua ile…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.