DEDAŞ
sur yapı
Detay Üst

Yapıcıoğlu, Şanlıurfa’da önemli değerlendirmelerde bulundu

HÜDA PAR İlçe Kongrelerinden Eyyübiye İlçe Kongresine katılmak üzere Şanlıurfa'da bulunan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, iç gündeme ve ekonomideki son gelişmelere dair önemli açıklamalarda bulundu.

Yapıcıoğlu, Şanlıurfa’da önemli değerlendirmelerde bulundu
  • 02-10-2017 12:07

HÜDA PAR Eyyübiye İlçe Kongresine katılmak üzere Şanlıurfa'da bulunan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

Ülkede mutlaka adaletin tesis edilmesi gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, "Adalet hiçbir şeye feda edilemez." ifadelerini kullandı.

"Önce adalet ve insan"

2012 yılının sonunda "Önce İnsan, Önce Adalet" diyerek yola çıktıklarını belirten Yapıcıoğlu,  "Birinci öncelikli hedefimiz, adaletin yeniden tesis edilmesidir. Adaletin hiçbir şeye feda edilemeyeceğine inanıyoruz. İnşallah bozulan adalet dengesini yeniden kurmak, terazinin bozulan ayarını düzeltmek ve yapabildiğimiz kadarıyla bu konuda mücadele etmek için besmele çektik, yola koyulduk. Neler yaptık, neler yapabildik, bunun takdirini siz değerli dostlara ve kamuoyuna bırakıyorum." ifadelerini kullandı.  

"Adalet mutlaka tesis edilmelidir"

"Gücümüzün çok çok üstünde bir ağır yükün altına omuz verdiğimizin farkındayız. Çok yoğun bir çaba içerisinde olmak gerektiğinin bilincindeyiz." diyen Yapıcıoğlu,  sözlerine şöyle devam etti:

"5 yıl önce yola çıktığımız güne göre ne memleketimizin durumu ne civar memleketlerin durumu ne de ümmetin hali daha iyiye gitmiş değildir. Uyarı görevimizi yapıyoruz, ancak bu uyarılarımızı yeterince yüksek sesle yapamıyor muyuz, yoksa sesimizin insanlara gitmemesi için önümüze konan engelleri aşmakta mı yeteri bir başarı sağlayamadık, onu bilemiyorum. Ama gerçek şu ki; 'Adalet hiçbir şeye feda edilemez! Adalet mutlaka tesis edilmelidir.' sözünü daha bir gür sesle söylemek zorunda olduğumuz ortadadır."

"Savaş kötüdür ama savaşların en kötüsü iç savaşlardır"

2011 yılından bu yana Suriye'de bir iç savaş yaşandığını ve bu savaşın başlamasından sonra durumun bu günlere geleceği konusunda ülke yöneticilerini uyardıklarını belirten Yapıcıoğlu, "Yapmayın etmeyin, Allah rızası için yazıktır, günahtır.' diyerek uyardık. Siz ikindi namazını Emevi Camii'nde kılacağınızı düşündünüz ama bakın Suriye harap oldu, insanlar perişan oldu. Dalga dalga, akın akın sınırın bu tarafına göç ediyorlar. Yapmayın! Savaş kötüdür ama savaşların en kötüsü iç savaşlardır;  insanların komşularıyla, akrabalarıyla savaşmasıdır. Yapmayın! Şu ateşe benzin dökmeyin, su dökün dedik, dinletemedik." şeklinde konuştu.  

Yapıcıoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Dedik ki; ey İslam ülkelerinin yöneticileri! Ey Sünni dünyanın liderliğine oynayan Türkiye ve ey Şii dünyanın lideri olarak görülen İran! Suriye'ye komşu olan diğer ülkelerle birlikte gelin bir masa kurun. Biriniz rejimin üzerinde, ötekiniz oradaki muhaliflerin üzerinde etkili olabilirsiniz. Anlaşamadıkları konular var. Evet, Suriye'de zulüm üreten bir sistem var. Zalim bir diktatör var. Fakat bu başvurulan yol yol değil. Bunları anlattık, pek çok kişi bize dedi ki: Siz ne söylüyorsunuz? Siz Türkiye ile İran'ın aynı masa etrafında oturabileceğine nasıl ihtimal veriyorsunuz? Peki, bu kanın durdurulması için sizin çözüm öneriniz nedir diye sorunca da sustular. Bir alternatif getiremediler. Biz dedik ki; insanlar birbirlerini öldürmekten vazgeçsinler. Allah için durdurun bu kanı! 'Biz eğit-donat projesini uygulayacağız dediler.' Biz dedik ki; nedir bu eğit-donat? Siz okulları yıkılan çocuklara okuma yazma mı öğreteceksiniz. Yoksa 'daha az zamanda daha fazla sayıda insan nasıl öldürülür,' bunun eğitimini mi vereceksiniz? Siz, donatacağız derken o insanları ilimle mi donatacaksınız, bunu mu kastediyorsunuz? Yoksa ellerine daha fazla sayıda insan öldürmeye elverişli, daha gelişmiş silahlar mı tutuşturacaksınız? Yapmayın dedik ama sesimizi duyuramadık. Ne oldu? Aradan 6 buçuk yıl geçti. Savaş 7'inci yılını doldurmak üzere. Bizim bu feryatlarımızın üzerinden 5 yıl geçti. Şimdi İran ve Türkiye aynı masada oturuyor, değil mi? İdlib ve çevresinde çatışmasızlık alanları oluşturalım diye aynı kâğıda imza attılar. Değil mi? Demek ki oluyormuş."

"Ey İslam ümmetinin evlatları uyanık olun"

Savaş çıktığında daha fazla para kazanacak olan mihrakların ve silah tüccarlarının, savaşın Irak'a da sıçraması ve Irak'ta kardeşi kardeşe kırdırmak için çaba içerisinde olduklarına işaret eden Yapıcıoğlu, yola çıktıkları günden beri feryat figan ederek uyarılarda bulunduklarını söyledi.

Yapıcıoğlu, "Diyoruz ki; Ey İslam ümmetinin evlatları! Uyanık olun. Birbirinize düşmeyin, birbirinizle didişmeyin, birbirinizin kanını dökmeyin. Bakın Emperyalizm, daha önce sizin ülkelerinizi işgal etmek için bizzat askerlerini getirip, sizinle çarpışıyordu. Rabbime hamdolsun çoğu sefer burunları yere sürterek geri dönüyordular. Yüz sene önce geldiler bu toprakları işgal ettiler. Skeys adında bir İngiliz ile Picot adında bir Fransız, beraber oturup harita üzerinden memleketimizi çizgilerle parça parça böldüler. Şimdi Avrupa çağ atladı, artık kendileri gelmiyor. Kendi askerlerini göndermiyor. Sadece bir kaç kurmay subay gönderiyorlar. Bir de kamyon kamyon silah gönderiyorlar. Bizi de gruplara bölüyorlar. Şu dilden konuşan bu dilden konuşan, bu gruptan şu gruptan, sınırın bu tarafından şu tarafından, şu aşiretten, diğerinden... O silahları elimize tutuşturup bizi savaştırıyorlar, birbirimize karşı. Bir de bundan para kazanıyorlar." ifadelerini kullandı.

"Yemen'e gıda maddesinin girmesine izin vermiyorlar"

Yemen'de yaşanan insanlık krizine de değinen Yapıcıoğlu, Yemen'de yaşanan durum karşısında insanların, insanlığından utanması gerektiğini söyledi.

Yapıcıoğlu sözlerine şöyle devam etti: "İnsan biraz düşünür. Allah aşkına! Şu anda şu son dönemlerin en ağır insanlık krizi Yemen'de yaşanıyor. Açlıktan bir deri bir kemik kalan insanları, yaşlıları, bebekleri görünce insan insanlığından utanıyor. Niçin o insanlar açlıktan bir deri bir kemik kalmışlar? Çünkü Yemen'e gıda maddesinin girmesine izin vermiyorlar. Bir insan bir günde tüketebileceği yemek kaç kilodur? 2 mi, 3'mü? Emin olun o insanlar yarım kilo bile tüketmiyor. Fakat siz bir avuç merminin kaç kilo geldiğini biliyor musunuz? Çok ağır değil mi? Ama silah girişi hiçbir zaman durmuyor. İnsan biraz düşünür. Biraz tefekkür eder. Bu nasıl bir sınır ki ekmek giremiyor, su giremiyor, mama giremiyor, ilaç giremiyor ama silah girmeye devam ediyor. Feryat ediyoruz, bize diyorlar ki; siz politikanın gerçeklerini bilmiyorsunuz! Eğer sizin politikanız insanları öldürmek ve onların kanı üzerinden yükselmekse batsın sizin politikanız. Biz onu öğrenmek de istemiyoruz. Biz o şekilde politika yapmaktan Allah'a sığınıyoruz."

"Uyanık olduğu halde uyku numarası yapanı uyandıramazsın"

HÜDA PAR'ın derdinin insanlık değerlerini yeniden yüceltmek olduğunu söyleyen Yapıcıoğlu, "O yüzden diyoruz ki; Bizim, babamız Hz. Âdem'den, Hz. Nuh'tan, Hz. İbrahim'den miras kalan bir davamız vardır. İnsanlık bu karanlığa mahkûm değil, aklını kullanmayanlar o karanlığa mahkûm olacaktır. O yüzden diyoruz ki; ey feryat eden, ağlayan mazlumlar! Kalkın, silkinin, uyanın, uyandırın... Yoksa bu zulüm yüz yıl daha sürecek. Sürsün mü? Hayır! Allah'ın izni ile sürmeyecek. Sürmemesi için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Sesimizin çıktığı kadar bağıracağız. Sesimizin ulaşmadığı yerlere de inşallah bir gün sesimizi ulaştıracağız. Uykusu derin olanları da uyandıracağız. Ama belki uyku numarası yapanları uyandırmaya gücümüz yetmeyebilir. Çünkü uyanık olduğu halde uyku numarası yapanı uyandıramazsın." dedi.

"Bizi kendiniz gibi zannetmeyin, biz Allah'ın rızasına talip hür neferleriz"

"Biz, bu vahşet sürerken uyandırma görevimizi yaptığımızda sesimiz daha az sayıda insanlar tarafından duyulsun, duyanlar da bizi anlamasın diye laflarımızı eğip büküyorlar" diyen Yapıcıoğlu, "Bize diyorlar ki; siz Barzanici misiniz? Hayır!  Biz Barzanici de değiliz, Tayyipçi de değiliz. Biz şucu da değiliz, bucu da değiliz. Biz babamız Hz. Âdem'den bize miras kalan davayı güden, Allah'ın rızasına talip hür neferleriz. Ve biz bu hürriyetimizi asla ve asla dünyalık mala ve mevkilere kurban etmeyeceğiz. Siz dünyalık için ahiretini heba eden şaşkınlar! Hatta ve hatta başkasının dünyası için kendi ahiretini feda eden ahmaklar! Bizi kendiniz gibi zannetmeyin. Biz bunu yapmayacağız. Allah'ın izniyle hiçbir zaman yapmak niyetinde de değiliz. O duruma düşmektense şurada can vermeyi tercih ederiz. Kardeşlerimin de öyle olduğuna inanıyorum. İl başkanımın dediği gibi rabbimizin karşısına çıkıp hesap vereceğimiz günün bilincini taşıyoruz. Bu dünyanın malının, makamının geçici olduğunu çok iyi biliyoruz. Biz çevremizde her gün vefat eden insanlardan onların ölümlerinden ibret alıyoruz. Biz Allah'ın vadinin hak olduğuna iman etmişiz. Onun mutlak surette nurunu tamamlayacağına inanıyoruz. O nurun tamamlanması için bize ihtiyaç yoktur. Ama bizim o nurun tamamlanmasında, kendimiz için bu dine yardım etme gibi bir çaba içerisinde olmaya ihtiyacımız vardır." ifadelerini kullandı.

2012'de yola çıktıklarında temel düstur olarak 'adalet' dediklerini belirten Yapıcıoğlu, ülkede birçok alanda adaletsizliklerin yaşandığına işaret ederek, "İşsizlik oranı memleketin farklı bölgelerinde aynı mı? Değil. Mesela hükümet İŞKUR aracılığıyla yeni bazı kadrolar açıyor, birileri ekmek yesin diyor. Oraya yerleştirilenler gerçekten ihtiyaca veya ehliyete-liyakate göre mi alınıyor? Mesela hiç işe uğramadan sadece cebine bankamatik kartını koyarak, hükümete yakındır veya tanıdığı bir milletvekili var diye aydan aya gidip maaşını alan var, değil mi? Hiç ihtiyacı olmayan, son model lüks arabaya binip ATM'nin önüne gidip maaşını çekenleri görüyor musunuz? Yahu evine ekmek götüremeyen insanlar varken sen hepimizin parası olan o kaynağı niçin ihtiyacı olmayan bir adamın cebine ekstradan koyuyorsun. O lüks arabasının motorlu taşıtlar vergisini ödeyebilsin diye mi?" diyerek tepki gösterdi.

"Zannediyor ki herkes kendisi gibi..."

MTV'ye yapılan yüzde 40 zammı kastederek, "Önemli değil, bir gün lokantada yemek yemesin ödeyebilir." diyen Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek'i isim vermeden eleştiren Yapıcıoğlu, "Zannediyor ki herkes kendisi gibi çoluk çocuğuyla beraber sürekli, ayda birkaç kez lokantaya gidip 500, 600 lira masaya bırakabiliyor. Öyle zannediyorlar." ifadelerini kullandı.

"Az kazanan çok; çok kazanan az vergi veriyor"

Vergi dağılımındaki adaletsizliğe de değinen Yapıcıoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Peki, mahkemelerde, kanun önünde vatandaşların hepsi aynı mı, bunu iddia edecek birisi var mı? Peki, gelir dağılımında bir eşitlik var mı? Fakir babası olduğunu söyleyen hükümet 15 yıldır iktidarda. Bir önceki yıla göre en üst gelir seviyedeki insanlar toplam gelirin yüzde 47'sini alıyorken bu yıl bu oran yüzde 48 oldu. Aşağı yukarı gelirin yarısı ilk yüzde 20'ye, geri kalan yarısı ise yüzde 80'e. Bu dönemde en yüksek gelir ile an alt gelir dilimi arasındaki uçurum biraz daha genişledi. Vergi nedir? Vergi; kamu harcamalarının, devletin harcamalarının karşılanabilmesi için vatandaşlardan toplanan paradır. Normal şartlarda az kazananlardan az; çok kazananlardan çok alınması gerekir, değil mi? Biz diyoruz ki; vergi de adaletin sağlanması için mutlaka herkes gücüne göre, servetine göre vergi vermeli. Peki, Türkiye'de bu böyle mi? Emin olabilirsiniz, vergi oranı ile kazanç birbirine ters orantılıdır, yani az kazanan çok; çok kazanan az vergi veriyor. Öyle değil mi? Kâğıt üstünde az kazanan az çok kazanan çok vergi veriyor. Ama öyle değil. Çünkü gelir vergisi toplam vergilerin içerisinde 3'te bir bile değil. Gelir artı kurumlar vergisi ikisi toplamda vergilerin 3'te biri bile değil. Asgari ücretle çalışanın aldığı ücretin açlık sınırının altında olduğunu devlet söylüyor. Biliyorum diyor, bu para karnını doyurmaya yetmiyor. Bırak diğer masrafları, ama yine sen gel vergi ver diyor. Nasıl vergi ver? Bu parayı kazanırken de ver, harcarken bir daha ver. Dolaylı vergi? Bir litre benzin aldığın zaman bunun yüzde 60'ı vergidir. Orta gelir düzeyindeki bir vatandaşın 20 milyarlık bir araba aldığında bunun yüzde 60'ından fazlası vergidir. Zengin de arabaya biniyor değil mi? Yaktıkları benzinde fiyat aynı. Buğdayın taban fiyatından çıkar yüzde 2 zam. Kamu çalışanı zam ister yüzde 3,5 zam. Motorlu taşıtlar vergisine yüzde 40 zam. Eee şimdi oldu mu?"

"Kalkınmada da geriye gidiyorlar"

Irak ile Türkiye sınır kapısının bölge ekonomisi için çok önemli olduğunu belirten Yapıcıoğlu, bu kapının kapatılması durumunda Şanlıurfa ekonomisi ve esnafının da çok zarar göreceğini sözlerine ekledi.

Yapıcıoğlu, "Şanlıurfa nüfusu Türkiye nüfusunun yaklaşık olarak yüzde 2'si, peki Şanlıurfa Türkiye'nin ihracatında toplam ne kadar pay alıyor? Yüzde birinden çok çok az. Niye biliyor musunuz? Çünkü daha önce Şanlıurfa, dışarıya ihraç ettiği malın yüzde 40'ını Suriye'ye satıyor, yüzde 60'ını ise diğer ülkelere satıyor. Suriye ne oldu? Bir kapımız vardı, kapandı değil mi? Fakat buna rağmen 2012'de dip yapan ihracat biraz yükselmeye başladı. Canlanmaya başladı. Niye, çünkü burada mal üretenler bu sefer Irak'ın Kürdistan bölgesine yöneldi. Şimdi de o kapıyı kapatacaklar. 'Bu kapıyı kapatırsak, siz içecek su, yiyecek ekmek bulamazsınız' diyorlar ya kime söylüyorlar? Sınırın öte tarafına söylüyorlar. Ben buradan söylüyorum; Siz o kapıyı kapatırsanız, buradan ekmek yiyen birkaç yüz kişi daha işinden olacak. Sanayici batacak, çünkü ürettiği malı satamayacak. Buradaki sanayici İstanbul'daki, Kocaeli'ndeki sanayiciyle rekabet edip malını götürüp Almanya'ya mı satacak? Var mı böyle bir imkânınız? Yok. Öyleyse bu hamasi nutuklardan, vazgeçin. Gerçekçi politikalara, insancıl politikalara dönün. Ne taraftan bakarsanız bakın, elinizi nereye uzatırsanız uzatın elinizde kalıyor. Zaten kendileri de söylediler. Biz kalkınmayı biraz becerdik ama inşallah bir gün adalete de sıra gelir. Kalkınmada da geriye gidiyorlar haberiniz olsun. 2023 hedefleri vardı.  2023'te kişi başına milli gelir 20 bin dolara çıkacaktı, ne oldu. Şimdi milli gelir ne kadar? Sonra kendileri de revize ediyorlar 13 bin dolara. Kalkınma geriye gidiyor şu anda. Özellikle bu bölgemizde." şeklinde konuştu.



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER