Detay Üst

Şanlıurfalı Sanatçıdan sitem dolu sözler

Şanlıurfa’nın nadir ses sanatçılarından ve Türkiye Devlet Konservatuvarının ilk mezunlarından olan Halil Yıldırım, Olay Gazetesine küçüklüğünden başladığı sanatçılığı ve bu yolda yaşadığı zorlukları anlattı.

Şanlıurfalı Sanatçıdan sitem dolu sözler
  • 17-11-2016 09:24

Röportaj: Dilek Çiftçi

Şanlıurfa’nın nadir ses sanatçılarından olan Halil Yıldırım, 16 yaşlarında ses sanatçılığına başladı. Küçüklüğünden beri müziğe aşık olan Urfalı sanatçı Halil Yıldırım, ilk plağını 1972 yılında çıkardı. 1975 yılında da İstanbul Devlet Konservatuvarına yazılan sanatçı, 1979 yılında mezun oldu. Böylelikle Devlet Konservatuvarının ilk mezunlarından biri olan Halil Yıldırım, bir çok besteye imza atarak öok sayıda Şanlıurfalı sanatçı ile çalıştı. Yıldırım, yaptığı açıklamalarda Urfalı sanatçılara gereken ilgi ve alakanın verilmediğini söyledi.

İşte o röportaj;

Sanatçılık mesleğine ilk olarak ne zaman başladınız?

Ben 16-17 yaşlarında burada, turustik yaman pavyon vardı, hem yazıp hem çalıp hem de beste okuyordum. Gündüzleri de liseye gidiyordum. 1972 senesinde lise 2'de idim. Gittim bir aşka inanmıyorum diye bir plak yaptım. O zaman okulda plak çıkardığım için hocalarım belki beni okuldan atarlar diye korkmuştum. Bekledim; plakım çıktı. Ondan sonra 1972 yılında da liseyi bitirdim. O sırada beste yapıyordum lisedeyken. Yaptığım iki besteyi merhum Seyfettin Sucu okudu, sonra İsmail Badıllı okudu, Ferdi Sema okudu.

Şimdiye kadar kaç beste yaptınız; kaç plakınız piyasaya çıktı?

Gül canım, güzümde yaşlı hasret besteleri bana ait. Bunların ardından iki plak daha yaptım. 1975 yılında İstanbul’da Devlet Konservatuvarına girdim, Devlet Konservatuvarının ilk mezunlarından bir tanesiyim. 1979’da mezun oldum. O zaman bitirdikten sonra bana 7 bin TL'lik maaş teklif ettiler. Ben de 7 bin TL’ye çalışmam dedim. Ondan sonra 1985 yılında Mardin Şenyurt Lisesi'ne gittim. Orada müzik öğretmenliğine başladım. Daha sonra 1994 yılında Şanlıurfa’da Davut Zeki Akpınar Lisesi'nde bir yıl müzik öğretmenliği yaptım. Çoğunlukla öğretmenlik yıllarım İstanbul’da geçti.

Yaptığınız besteleri hangi sanatçılar okudu?

İki bestemi Nuri Sesigüzel okudu. 'Öleydim Yasemin' ve 'Dost Dedim Bulamadım' bestelerini okudu. Zamanında burada İbrahim Tatlıses'i çok çalıştırdım, Halil Kendir 'Sen Bir Hayat Kadınısın' bestemi okudu. Meşhur Kaya okudu, Kahtalı Hamit okudu, Mahmut Tuncer okudu,Levent Güzel okudu tüm parçalarımı. 200'e yakın beste yaptım, Gülcan diye bir sanatçı 'Adam Ol Adam' bestemi seslendirdi. Sılanaz diye bir sanatçı şu anda Bakırköy Türkü Evinde çalışıyor, 'Urfalı Sevsin Beni' diye bir bestemi okudu. O sıralar güzel besteler yaptım 20-25 beste falan.

Urfa'ya ne zamandan beridir gelmiyorsunuz?

Buralardan epey uzak kaldım. Uzun yıllardır gelmiyorum. 1986 yılında beni buraya 11 Nisan Gecelerine çağırmışlardı. Nuri Sesigüzel ile Kapalı Spor Salonunda birlikte çıktık. Bu yıllarda 11 Nisan Geceleri oluyor, eski bizim gibi insanları unutmuşlar çağırmaya. Eğer burada 11 Nisan Geceleri yapılıyorsa biz Şanlıurfa’nın eski ses sanatçıları olarak unutulmamamız gerekiyor. Ben İstanbul Devlet Konservatuvarının ilk mezunuyum, çok nadirdir Urfa’da Devlet Konservatuvarında mezun olan insanlar.

Şu anda hala beste yapıyorum, çok sanatçılarla çalıştım, İbrahim Tatlıses ile Adana/Ceyhan’da çalıştım; Seyfettin Sucu'nun dizi müziğini yaptım. Havadis diye bir film yapmıştı. Birçok ses sanatçısı benim bestelerimi seslendirdi.

Şanlıurfalıların eski sanatçılara ilgisi nasıl?

Bizler örnek olabilmişsek, bizden daha önceki büyüklerimizden ben örnek almışımdır. O zamanlar Sıra Geceleri böyle saygıydı, sevgiydi, büyüklerimiz geldiğinde her zaman ayağa kalkardık. Şimdiki gençlerimizin de hepsinin güzel sesleri var. Urfa’da yaparsa çok İbrahim Tatlıses var, çok Seyfettin Sucu vardır. Ben çıktığım zaman da 1960’lı yıllarında bana diyorlardı, niye çalıyorsun, mutlu musun? Ayıptı o zamanlarda çalışmak. Ayıplarlardı bizleri. Çok güzel sesler vardı ama aşiret çocuğuydu diye gidip pavyonlarda çalışsalardı ayıp utanmıyor musun derler ve ayıplarlardı. Şimdilerde ise herkes aydınlandı, biraz kültürü fazla oldu. yani dediğim gibi Urfa’nın yediden yetmişe kadar herkesin sesi güzeldir. Yani bir yetenektir Urfa’da ses sanatçılığı. Ben küçükle küçük büyükle büyük olurum ve hiçbir zaman saygımı kaybetmem. Her şeyi ile edep ve terbiye başta gelir.

Urfa’daki siyaset adamlarının sanata bakışı nasıldır; katkıları var mı ?

Urfa’yı seven zaten sanatçısını da, ressamını da her şeyini sever ve böyle bir adam köşede kalmamış der, böyle bir sanatçımız var, devlet konsevartuvar mezunudur bestekardır. Benim gibi eskilerden kalma bir birçok sesi güzel arkadaşlarımız var. Örneğin, 11 Nisan Geceleri var başka geceler oluyor niye biz eski sanatçılar çağrılmıyoruz. Bir kenarda kalmışız gibi. Unutulmuşuz gibi yani  elma yanındayken yaşayacaksın elma öldükten sonra ne anlamı var ki! Ben burada büyüklerimle otururdum, burada eskilerden bağlama çalan yoktu. Bir merhum Aziz Çegirgen vardı, bir de ben vardım. Eskilerden bizleri bulmak için Siverek’ten çağırırlardı gelebilir misiniz diye. Böyle bir önemseme ve sevme vardı. 

Urfa’daki ve Türkiye’deki sanat arasındaki fark ve benzerlikler nelerdir?

Ben sürekli Urfa’dan uzak olduğum için dışarlarda Urfalıların sesi güzeldir; Çiğköfteden dir. Bizim Urfa, dünyanın eski bir şehridir. Babiller, Asurlar ve Mezopotamya'dır buralar. Eskiden sanayi gelişmemiştir, dedelerimiz, amcalarımız ve babalarımız gitmişlerdir sınırlara çoluk çocuğunu doyurmak için kaçağa gitmiştir. Giderken birileri vurulmuştur. Sınırda ondan dolayı ağıt yapmışlardır. Dertlerini türkülerle dile getirdi. O yanıklık ordan gelmedir, çiğköfteler ayrıdır. Dertlerini hep türkülerle yani söyleyerek böyle acılarını türkülere dökerek gelmiştir. Benzer mazisi olan türküler meydana getirmişlerdir. Bana istanbul’da çok soruldu 'sesin çiğköfte’den midir?' Ben de hayır dedim. Çünkü türkülerin güzelliği ezikliten geliyor, çiğköftenin ayrı bir şekli var.

Urfa'daki ses sanatçılığı nereye doğru gidiyor?

Urfa’nın 7’den 70’ine kadar herkeste ses vardır. Çünkü Urfa’da sanatçılar, birbirini takip ederek bu güne gelmiştir. Şimdi sürekli nüfus yoğun olunca herkes diyor ben de böyle olacağım içlerine girmişlerdir ben de yaparım demiştir. Bu yetenek hepsinde mevcuttur.

Bir Urfalı ses sanatçısı olarak Urfalıların sizin gibi sanatçıları fazla tanımamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben de bundan dolayı şu an buradayım, bizleri unutmasın bizlerle beraber olsunlar; bizleri örnek alsınlar diye. Mesele unutulmamaktır. Urfa tarihinde çok eski sanatçılar vardır. Onlar şimdi neden unutuluyorlar, hadi diyelim onların çoğu yok şu an ben şu an sağım mesela, beni tanısınlar. Gelsinler bizlerden örnek alsınlar biz nasıl örnek aldıysak onlar da alsınlar. Bu adam Devlet Konservatuvarın ilk mezunlarındandır desinler.



Etiketler: halil yıldırım urfa
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER