• 21.08.2019
Tuncer  Bahçıvan

Tuncer Bahçıvan

Deprem ve GAZETECİ!

Tam bir hafta önce eczaneye gittim, ben sırada beklerken, en az 90lık bir teyze girdi içeri. Çifte bastonuyla eczacılara yaklaştı yerimi verdim, ilâçlarını çantasına koydu tam gidecek döndü: "O günü hatırlıyor musunuz" dedi. "Pardon teyze bana mı sordunuz?" dedim.

"Siz gazeteci Tuncer Bey. Bahçivan değil miydiniz" diye sordu, başımı salladım evet anlamında. Beynimi kazıyorum hiç bir şey çıkaramadım. Kadın: "Deprem günüydü, Sahrayı Ceditte, dehşet kalabalık bir leylek sürüsü gelip bizim sitenin üzerine kondu. Siz adeta delirdiniz elde makine, bunları nerden çekerim diye söylenerek, her binaya çıktınız. En sonunda yandaki iş merkezinin tepesine çıktınız ve çektiniz." Bu Arda ben şoktayım hiç hatırlamıyorum.

Merakla dinliyorum, "size koşturmanızın sebebini sordum, bana "bu leyleklerin burayı yol edip konması tuhaf. Normalde Üsküdar, Sultanbeyli üzerinden geçer asla buraya konmazlar. Onları şaşırtan bir şey var dediniz" ve kayboldunuz."Ve Teyze çıkıp gitti.

Teyzenin dedikleri tetikledi. O akşam her şey aklıma geldi. ..

O gece,  03 suları deprem oldu. Medya 'olay merkezi İzmit civarı diyince, evle hiç konuşmadan atlayıp doğru Darıca'ya gittim. Merkeze girmeden sol üst tarafta. Apartmanlar yıkılmış ölüler var. Babam annem kardeşim kıyıya daha yakın oturuyor. Kalbim yerinden fırlayacak kapıyı çalıp içeri girdim, onlara sarıldım sonra yallah İzmit. Normal Yol kapalı rafineriler yanıyor. Dağbayır dolaşıp, merkeze girdim ne dramatik sahneler. Her sokak kilit ağlaşan bağrışan. Benden başka gazeteci yok. Ve benim yanımda olayları çekecek kamera yok.

1 hafta önce donanmayı çekip 1 hafta kaldımdı. Oraya kaldığımız orduevine gittim askerler araçlar ölü yaralı taşıyor. Kaldığımız ordu evinin yıkıldığını, askerlerin yıkıklardan asker çıkarıp dizdiklerini gördüm. Orda bir ara kendimi kaybettim. Sonrakileri anlatmayım. Astsubayların birinden bir kamera bulup bir şeyler çektim. Yallah geri 11 gibi ATV haber merkezine geldim. Ya Ali Kırca ya da Ayşenur Aslana canlı yayında gördüklerimi anlattım. Yallah geri, toplam 40 gün gelip gittim orda kaldım.

Sonra ben Japonya'ya gittim askerlerini çekeceğim, o arada 5 -6 günü deprem araştırmasına ayırdım. İkinci haftanın sonuydu galiba Bolu Adapazarı depremi oldu. Hemen dönecek uçak aradık Japon Dışişleri bakanlığı ayarladı, Japon kurtarma ekibiyle döndük. Hemen saha; Adapazarı, Bolu, özellikle Gölyaka...

Uzatmayalım, o yaşadıklarım hayatımı çok etkiledi. Zaman geçtikçe başımda ağrılar, gece bağırma kusma şiddetli zayıflama iştahsızlık. O doktor senin bu doktor benim, çare yok. En sonunda o zamanki patronum, sağ olsun Dinç Bilgin beni New York'a yolladı, hemen acil beyin ameliyatı oldum, tedavi olup döndüm.

Daha neler neler var bu hikâyede, bir gazetecinin hayatı işinden nasıl etkilenir? Üstelik ben o zaman sadece programdan sorumluyum. Ama duramadım sahaya indim. Daha çok detay var bu hikâyede. Durun bakalım kitap yazarsam...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.