Serhat Hışırlı

Serhat Hışırlı

Türkiye’de kapitalistleşme ve direniş sonuç

      Sonuç olarak denilebilir ki ülkemizin bugün içinde bulunduğu durum tarihin akan bir nehir olduğu gerçeğinden hareketle, dünün anlaşılmasıyla ortaya çıkabilecektir. Bugün geldiğimiz noktada 2019 itibariyle Türkiye’nin kapitalistleşmesinde çok yol kat edilmiştir, hatta ülke kapitalizminin gücünü ölçmek için kullanılan ekonomideki anonim şirket sayısına bakıldığında 2017 Aralık itibariyle 12.825 şirket, 18.721.855.492 sermayeyle faaliyette bulunuyordu(TOBB istatistikler, 2018). Toplam 27.650.780.367 sermayeli şirket bulunduğu göz önüne alınırsa bu rakam ciddi oranda yüksektir ve ekonominin geneli anonim şirketler tarafından kontrol ediliyor demektir şeklinde yorumlanabilir. Politikanın ekonomiyle iç içe geçmiş yapısı hesaba katıldığında ekonominin politikayı etkilemesi kaçınılmaz gibi durmaktadır ve genelde bu şekilde olmaktadır. Son 15 yıllık gündeme ilişkin ülke üst yönetiminin demeçlerine bakıldığında gündemin ekonomi olması gerektiği ya da ekonomi olduğu çok açıkça görülmektedir. Öyle ki ülke Cumhurbaşkanı 15.03.2015 tarihli bir demecinde gelin bu ülkeyi Anonim Şirket gibi yönetelim diyecekti.

            Üretim sistemleri içinde belki de en maliyetlisi olan kapitalizm maalesef ülkemizde de bir mucizevi kurtuluş gibi algılanmış, oluşturacağı sosyal maliyetler göz ardı edilerek sermayenin belli, sınırlı ellerde birikimi çeşitli mekanizmalarla sağlanmış, sonuç olarak çok fakir geniş halk yığınları, çok zengin elit halk kesimleri ortaya çıkmıştır, denilebilir. Nitekim gelir dağılımı rakamları bunu açıkça göstermektedir. Sosyal devlet-Refah devleti uygulaması için seçilebilecek, topyekûn kalkınma-büyüme modelleri yerine böyle bir maliyetli yolu gidilmesi tartışılmaz doğru olarak kabul edilmiş, toplumların gelişmiş ülke olabilmesinin tek reçetesi gibi sunulmuştur. Belli tröstler büyük şirketler zenginleşecek ve sonra bu zenginlik vergi-sgk primi, mal-hizmet ucuzlaması gibi toplumun tüm kesimine yansıyacaktı, ama insanın temel psikolojik yasalarından biri maalesef bunun gerçekleşmesine izin vermeyecekti.

            Bir Anadolu atasözünde dediği gibi ‘Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar’ gerçeğinden hareketle yapılması daha iyi bir Gini Katsayısı, Lorenz eğrisi gerçekleştirebilmek ve insani gelişmişlik endeksine sahip olmaktır.

            OECD üye ülkeleri içinde en düşük gini katsayısı ve kişi başı yüksek gelir sırayla 0,26ve 43.000 $ civarı olarak Finlandiya için ölçülmüştür( OECD, 2018)

Büyüme ve kişi başına gelir dağılımları gelir dağılımının adaletli bir şekilde olması ile anlam kazanmakta ve amaçlanan refah devleti-sosyal devlet idealine ulaşılması açısından önemli bir gösterge olmaktadır. Toplumların kalkınmasında önemli bir ölçüt olarak son zamanlarda kullanılan insani gelişmişlik endeksi de anlamlı sonuçlar vermektedir.

Ülkemiz için bu rakam 2016 yılı için 188 ülke arasında 0,767 puanla 71. sırada yer almasına rağmen, insani gelişmede ki eşitsizlik farkı hesaba alındığında %15,8’lik bir kayıpla 0,641’e düşmektedir.( UNDP 2018:1 )

            Görüldüğü gibi 2023 hedefi ilk 10 ekonomi olan ülkemiz için kalkınma ve büyüme anlamında maalesef çok büyük bir değişiklik olmadığı görülmektedir. Türkiye çok uzun yıllardır, dünyanın ilk 20 ekonomisi arasındadır ve maalesef halen düzeltilmeyi bekleyen ağır kalkınma ve gelir dağılımı problemleri vardır. Büyüme gerçekleştirilirken kalkınma boyutu ihmal edilmemeli geniş kitleler sınırlı azınlıklar için feda edilmemeli, kapitalizm toplumların kalkınmasında tek reçete gibi kabul edilmemeli, diğer kalkınma modelleri de incelenmeli ve uygulanmalıdır. Çin kalkınmasının ve büyümesinin liderlerinden Degn’in ülke sisteminin komünizm mi kapitalizm mi olduğu konusunda sorulan sorulara verdiği cevap gibi yararlı mı yarasız mı ve buna benzer soruların cevapları aranmalı tüm cevaplar kapitalist ekonomi anlayışı, inancı içinde ele alınmamalıdır.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.