• 27.06.2019
Şemsettin Kaya

Şemsettin Kaya

Yeni bir çözüm süreci ile tekrar tanışabiliriz!

Neden hiç kimse Binali YILDIRIM'ın İstanbul seçimlerini kaybetmesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a terör örgütü lideri Apo üzerinden 'Apo'nun mektubu' ile ilgili kimlerin komplo kurduğu veya yol haritası çizdiği konusunda kafa yormuyor ?

 Örneğin Apo'nun mektup meselesi ortaya atıldıktan sonra ve Cumhurbaşkanı ERDOĞAN'a TV'lerde 'HDP ve PKK artık Apo'yu dinlemiyor" dedirterek adeta Apo'yu legalleştirme çabaları ile kaybedilen' İstanbul seçiminde' Akparti ve onun Cumhur ortağı MHP içerisindeki Milliyetçi kesimden ne kadar oy kaybı olup olmadığı hakkında kimse bunu sorgulamıyor ?

 Acaba birileri ERDOĞAN'a APO üzerinden bir tuzak mı kurdu ve AKPARTİ yeniden daha önce denediği 'çözüm sürecini' yeni bir isim ile bu kez PKK ve HDP ile değil de APO ile mi müzakereye hazırlanıyor ? Zira eski Başbakan Yardımcısı ve şimdilerde yeni oluşturulan Cumhurbaşkanlığı Yüksek istişare kurulu üyeliğine getirilen Bülent ARINÇ'ın 2016 yılı içerisinde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin başkenti Erbil'de yayın yapan ve Barzani'ye yakınlığı ile bilinen 'Kürdistan 24' TV'ye verdiği mülakatta "kamu güvenliği tesis edildikten sonra yeni şartlar ile isminden başlayarak belki pek çok şeyi de değiştirmek suretiyle yeni bir çözüm sürecine ihtiyaç var. Şimdi şüphesiz yeni süreçte Öcalan ve İmralı olacaktır ve olmalıdır. Yani hem örgüt, hem Kürt halkı üzerinde Öcalan'ın olumlu bir etkisi olacağını ben şahsen düşünüyorum. Ancak siyasi temsil konusunda HDP olmalı mıdır, buna bir karar vermek lazım. Benim kanaatim HDP bir siyasi aktör olarak kalabilir de ama bugünü kadar yaptığı işlerden hiç bir fayda olmadığına göre onun yerine Öcalan'ın da onay vereceği başka siyasetçiler de olabilir. Çünkü bir temsil ve bir araya gelme söz konusu olduğunda bunu Öcalan'ın itibar ettiği siyasetçileri koymak lazım." açıklamaları ile Apo'nun HDP'ye yazdığı 'İstanbul seçimlerinde tarafsız kalın' mektubuna rağmen HDP'nin tarafsız kalıp kalmadığı sorgulanmaya başlandı.Zira CHP adayı Ekrem İMAMOĞLU Binali YILDIRIM'a yaklaşık yüzde 10 fark attı.Buda şunu gösteriyor HDP,İmralı sakini APO'nun kontrolünden çıkmış gibi gözüküyor.

 

Yani eğer Bülent ARINÇ'ın 2016'daki mülakatında bahsettiği "HDP bu süreçte hiç bir şey yapmadı ve onun yerine Öcalan'ın onay vereceği başka siyasetçiler ile çözüm süreci yeniden devam edebilir" açıklaması ile HDP'nin üzeri çiziliyor mu?

 Cumhurbaşkanı ERDOĞAN'da HDP ve KCK'nın hendek siyasetinden sonra "Bundan sonra HDP ve PKK'yı asla muhatap almayacağım" diyerek adeta HDP ile ipleri tamamen kopartmıştı. Yine hükümetin Cumhur ortağı Devlet Bahçeli'nin Apo'nun avukatları aracılığıyla duyurduğu mektup ile ilgili olarak "HDP'nin istismarının önüne geçmek ve hatta önüne geçmek maksadıyla tarafsızlık açıklaması yapmıştır" açıklamalarını ve Bülent ARINÇ'ın 2016'daki açıklamalarını da yan yana getirirsek önümüzdeki süreçte HDP'nin siyasi ömrü sona eriyor gibi görünüyor!

 

Peki Bülent ARINÇ'ın 2016 yılında ortaya attığı çözüm süreci yeniden devam ettirilecekse eğer bu süreci Doğu PERİNÇEK üzerinden yürütlebilirler mi ? 15 Temmuz Fetö darbe girişimi sonrası Vatan Partisi ve PERİNÇEK'in çok güçlendiğini ve özellikle Akparti'nin dış politikasında yol gösterici ve yönlendirici olduğunu unutmayalım. Örneğin Mavi Vatan ve Deniz Kurdu tatbikatları,Türkiye-İran ve Türkiye-Rusya arasındaki bozulan ilişkilerin düzeltilmesi süreçlerinde PERİNÇEK ekibinin katkısı olduğunu hesaba katmamız gerekir.

 Yine Doğu PERİNÇEK'in 1990'lı yıllarda iki kez olmak üzere Beka'da Apo ile görüşme yaptığı fotoğrafı ve o görüşmeyi PERİNÇEK'in kimin adına gerçekleştirdiğini hatırlamakta fayda var. Acaba PERİNÇEK o ziyareti ile devletin bir kanadı adına Apo'ya "ABD'ye değil de Türkiye'ye hizmet et" mesajını mı götürdü?

 Terörist başı ÖCALAN'ın Kenya'dan Türkiye'ye getirilirken söylediği sözü hatırlayın lütfen!

 "Eğer bana fırsat verilirse Türkiye'ye hizmet etmeye hazırım"

 

Doğu Perinçek'in son olarak Apo'nun Avukatı aracılığıyla kamuoyuna yazdığı mektup sonrasında yaptığı açıklamada terörist başının mektubunun PKK’nın direncini kırdığını ifade etti. Perinçek, bu mektupla beraber PKK’nın bölündüğünü ileri sürdü. Vatan Partisi lideri, açıklamasının devamında

 Abdullah Öcalan, yakalandıktan sonra 'Türk Devleti beni enstrüman olarak kullansın' diye ifadeler vermiş ve kendisini ziyaret eden arkadaşlarına da açıklamalar yapmıştı.

 Abdullah Öcalan’ın Avukatlarına 2 Mayıs 2019 günlü görüşmede verdiği mektup 6 Mayıs 2019 günü kamuoyuna açıklanınca, o 'enstrüman olma' talebinin yinelendiğini hatırlatmıştık

 Abdullah Öcalan’ın mektubunu en iyi anlayan, Kandil oldu. PKK yönetimi, birkaç kez üst üste bu açıklamanın Öcalan’a “PKK’nin direnişini kırmak için yaptırıldığını” belirtti. Vatan Partisi de o zaman bu gerçeğe dikkat çekti.

 Olayın devamının geleceği belliydi. Öcalan’ın, avukatlarına verdiği ikinci bir mektup dün kamuoyuna açıklandı. Öcalan, PKK/HDP’nin CHP’yi desteklemesine tavır aldı, iki aday arasında 'Tarafsız kalın' dedi. 'Ekrem İmamoğlu’na da Binali Yıldırım’a da oy vermeyin' çağrısı yaptı. Bu çağrıya tepki, PKK/HDP ve CHP’den geldi. Çünkü PKK, HDP oylarını CHP’ye yönlendirmişti. Aslında bu çağrıdan rahatsız olan ABD idi. Çünkü İmamoğlu’na gidecek oyların bir kısmının önü kesiliyordu.

 Öcalan’ın mektubu, uzun zamandır dikkat çektiğimiz bir gerçeği ortaya sermiştir: PKK/HDP bölünmektedir. Türk Ordusunun ve Polisinin ayakları altında kalan örgüt, çıkmaza girmiştir ve her çıkmaza giren örgüt gibi bölünüyor. Daha önce Duran Kalkan gibi bazı PKK liderlerinin “ABD ve İsrail’e alet olduk” türünden yaptığı açıklamalar, bu bölünmenin işaretleriydi.

 ABD emperyalizmini, PKK/HDP’yi ve CHP’yi anladık. Türk Devleti elindeki Abdullah Öcalan’ı devreye sokarak, ABD’nin adayını zayıflatmaya yönelik bir müdahalede bulunuyor."

 Kısacası Türkiye önümüzdeki süreçte yeni bir Kürt açılımı'' projesi ile yeniden tanışarak gündem bu yöne kayabilir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.