lisans koleji sol
lisans koleji
  • 05.01.2021
Şemsettin Kaya

Şemsettin Kaya

TÜRKİYE İLE İSRAİL İLİŞKİSİ ASLINDA HANGİ AŞAMADA?

Türkiye’nin 1949 yılında İsrail devletini tanımasıyla başlayan Türkiye-İsrail ilişkileri, İsrail’in Ortadoğu’da barış ve istikrarı olumsuz etkileyen politikaları nedeniyle inişli çıkışlı bir seyir izlemekle birlikte 1990’ların başlarından itibaren ivme kazanmıştır. 1990’lar boyunca iki ülke ilişkileri özellikle 1996 yılında imzalanan bir dizi antlaşma ile hızlı bir gelişme göstermiş ve bu tarihten sonra ilişkiler askeri, diplomatik, siyasi, ekonomik ve istihbarî unsurları içeren çok boyutlu bir niteliğe sahip olmuştur. Takip eden yıllarda, özellikle 2000’lerde ekonomik ilişkiler dikkat çekici bir biçimde artmıştır.
Başbakan Erdoğan’ın 1 Mayıs 2005 tarihli İsrail ziyareti, 2000’lerin başında İsrail’le siyasal anlamda inişli çıkışlı bir seyir izleyen ilişkileri normalleştirmek noktasında bir gelişme gibi gösterilirken Arap ülkeler arasında ise bu ziyaret pek hoş karşılanmamıştı.
İki ülke arasında tesis edilmiş olan ekonomik ilişkilerin, özellikle 2010 ve sonrasında Türkiye-İsrail arasında yaşanan muhtelif politik gerilimlere rağmen siyasal krizlerden etkilenmeyecek biçimde devam ettiği gözlemlenmektedir. Öyle ki bu süreçte Türkiye ile İsrail arasındaki ticari ilişkiler adeta tavan yapmıştı.!
Türkiye ile İsrail arasında ilişkiler 1986 yılından günümüze kadar ara ara Büyükelçilik düzeyinden Maslahahatgüzarlık seviyesine kadar düşmüştür. !991 yılında Süleyman Demirel ile tekrar Büyükelçilik düzeyinde başlayan ilişkiler kesintisiz 2010 yılına kadar devam etti.
Türkiye ile İsrail ilişkisinin yeniden kesintiye uğraması 31 Mayıs 2010 tarihinde meydana gelen 'MAVİ MARMARA' hadisesi ile başladı. Peki gerçekten ilişkiler biranda  "tak" diye durmuş muydu yoksa her iki ülke halkının hışmından korkulduğu için kamu diplomasisi bugüne kadar gizli mi yürütülüyordu ? 1997 yılında Milliyet Gazetesinin gedikli köşe yazarı Sami Cohen'in "Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler kapalı kapılar ardında daha yapıcı iken, kamuoyunda ise daha temkinli davranılarak anlaşmalar gizlenmektedir" ifadesi bu tezimi teyit ediyor.
Yine 'Takım Elbiseli ve Üniformalılar' kitabının yazarı Philip Robins'de Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiyi değerlendirirken altının çizilmesi gereken şu ifadeyi  kullanıyor.  Robins" Türkiye ile İsrail 1993 yılında Nişanlandı 1996'da da evlendi" diyor!
Philip Robins'in  ifadesinde geçen "1993 yılında nişanlandı" tarihi 13 Eylül 1993 tarihinde Türkiye'nin gizli diplomasiyle arabuluculuk yaptığı Filistin ile İsrail (Yaser Arafat-İzak Rabin) arasında yapılan Oslo görüşmeleri sonrası yapılan anlaşmaya atıfta bulunurken
"Türkiye ile İsrail 1996'da da evlendi" ifadesindeki kastettiği tarih ile de dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz hükümeti kastediliyor. Peki o tarihte ne olmuştu? 23 Şubat 1996 tarihinde Türkiye adına dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, İsrail adına da İsrail Savunma Bakanlığı Genel Direktörü Ivry David tarafından imzalanan Askeri Eğitim ve İşbirliği Antlaşması imzalanmıştı.
Her ne kadar Kamuoyunda bu anlaşmanın Refah-Yol döneminde imzalandığı iddia ediliyor olsa da Refah-Yol Hükümeti güven oyu aldıktan sonra bu anlaşma yürürlükte idi ve sadece 28 ağustos 1996'da Konya'daki ortak tatbikat yapma maddesini Refah-Yol hükümeti imzalamıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 25 aralık 2020'de "İsrail ile istihbari ilişkilerimiz zaten hiç kesilmedi. Filistin politikalarını kabul etmiyoruz. Yoksa gönlümüz arzu eder ki İsrail ile ilişkilerimizi daha iyi bir noktaya taşıyalım" açıklamasının arka planını da 2019 Mart tarihi oluşturuyor.! 2019 yılında İsrail ile Türkiye arasındaki görüşmeler gizli yürütülüyordu ve bu işi Mit ve Mossad birlikte koordine ediyordu.!
İki ülke arasındaki yeniden yakınlaşmanın tarihi ise 2 Haziran 2020'de İsrail Maslahatgüzarı Roey Gilad'ın Ankara’da Enerji Bakanlığı yetkilileriyle görüşmesi sonrasında başlar. Her ne kadar bu görüşmenin içeriği kamuoyuna yansıtılmasa da görüşme konusunun İsrail açıklarında (İsrail'in gasp ettiği Gazze açıklarında Filistin’e ait olan alanlarda dahil)  Leviathan ve Tamar sahalarındaki doğalgaz rezervinin Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınıp pazarlanması konusunun müzakere edildiği biliniyor.!
Tüm bu olup bitenlere karşın siyonist İsrail, 11 Mayıs 2020’de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Fransa ve Yunanistan Dışişleri Bakanları toplanıp Doğu Akdeniz’de  işbirliği konusunda anlaşarak bir nevi Türkiye'ye bir gözdağı veriyor ve adeta "alternatifsiz değilsiniz" demeye getirtiyordu.
Nitekim İsrail’in, Türkiye ile Doğu Akdeniz’de enerji alanında işbirliği yapma isteğinin olup olmadığı konusunda soruya cevap veren Gilad, “İsrail ve Türkiye, gelecekte Doğu Akdeniz’de çeşitli enerji projelerinde yakın işbirliği yapabilirler. Ancak büyükelçiler seviyesinde diplomatik ilişki kurulmasından başlayarak normal bir ilişki tesis edilmeden enerji alanında bir işbirliği geliştirilemez. İlişkilerde yakın zamanda bir gelişme yaşanması da olanaklı görünmüyor” diyerek  adeta Türkiye'nin taviz vermesini istiyordu!
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 25 Aralık 2020 tarihindeki "İsrail ile istihbari ilişkilerimiz zaten hiç kesilmedi. Filistin politikalarını kabul etmiyoruz. Yoksa gönlümüz arzu eder ki İsrail ile ilişkilerimizi daha iyi bir noktaya taşıyalım" açıklaması İsrail Maslahatgüzarı Gilad'ın rest dolu açıklamalarına bir adım ve yakınlaşma olarak verilen bir beyanattır.
Kısa bir süre sonra yani 2021 yılı ortalarında büyük ihtimalle ilk önce İsrail yeniden Türkiye'ye Büyükelçi atayacak akabinde ise Türkiye bunu bir jest gibi görerek İsrail'e büyükelçi atayacak. Ancak cevap bulması gereken soru şu Türkiye yeniden atayacağı Büyükelçiyi Telaviv'e mi yoksa Kudüs'e mi gönderecek?
Şüphesiz ki yine en önemli meselelerden biri ve hatta en önemlisi ise Türkiye'nin İsrail ile yeniden yakınlaşması ile Türkiye'nin Filistin ilişkisi nasıl bir hal alacak?
Örneğin 31 Mayıs 2010 tarihinde insani yardım taşıyan 6 gemiye; Akdeniz'de, İsrail'den 70-80 mil (130-150 kilometre) açıktaki İsrail Savunma Kuvvetleri'nin yaptığı müdahalede 10 kişinin şehit edilmesi ve gemilerde bulunan aktivistlerden 60 kişinin yaralandığı 'Mavi Marmara' olayı hafızalardan tamamen silinecek mi?
Gerçi Türkiye tazminat talebini kabul ederek şehitler adına gönderilen para anlaşmasına imza attı ve hatta o dönemde Başbakan koltuğunda oturan Erdoğan "Biliyorsunuz, İsrail’le de malum gemi saldırısından sonra da sorunlu olan ilişkilerimizi düzeltmede önemli adımlar attık. Değerli kardeşlerim, Türkiye olarak biz hangi adımı atıyorsak atalım bu adım bilinmelidir ki her zaman karşılıklı milletlerin kazanımına dayalı bir adımdır. Hiçbir zaman hiçbir adımı tek taraflı düşünmedik. Kazan kazan esasına dayalı olarak bu adımları atmışızdır. Türkiye de kazanmalı Rusya da kazanmalı, İsrail de kazanmalı. Hassasiyetimiz olduğu gibi bundan sonra da devam edecektir. Fakat İsrail ile ilgili olayları bazıları farklı şekilde kaşıyorlar. Biz ilişkilerimizi niye kesmiştik. Peki, duruşumuzda o günden bu güne herhangi bir değişiklik oldu mu olmadı. Şimdi Obama’nın araya girmesiyle başlayan yeni süreç 3 başlık talebimiz vardı, özürdü bir tanesi, özür olayını bizzat Obama’nın yanında İsrail Başbakanı ifade ettiler. O günden bugüne üç yıl içerisinde İsrail tarafıyla görüşmeler oldu. Niye anlatıyorum bunları? Hedef saptıranlar var. Duymayıp uyduranlar var. Vatandaşlarımız bunları bilsin istiyorum, olayı yaşayan benim. Sen neyi duydun, neyi gördün, neyi bildin? Söylemediğim şeyleri söylemiş gibi gösterenler var, akşam başka sabah başka konuşur çünkü bunlar. İkinci madde neydi? Dedik ki tazminat. Görüşmeler yapıldı, 20 milyon dolar 10 şehidimiz için tazminat belirlendi. Siz daha fazlasına layıksınız diyorlar, kanın rakamı olur mu? Böyle bir tazminata karar verilmiş, alır veya almaz biz burada uluslarası bazda bir adım atıyoruz. Türkiye’den böyle bir insani yardımı götürmek için günün başbakanına mı sordunuz? Biz zaten yardımı yaptık, yapıyoruz. Bunları da yaparken, gövde gösterisi olsun diye mi yapıyoruz? Edebi adabı içinde yaptık yapıyoruz." açıklamasında bulunmuştu.
Yine Türkiye için bir başka handikap da ABD'nin geçen dönemdeki Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu'ya fitne tohumu ekmek için ortaya attığı "Kudüs İsrail'in Başkentidir" tezini kabul edecek mi? Eğer Türkiye bunu kabul ederse bugüne kadar savunduğu ve "ONE MİNUTE" söylemi yerle yeksan olacak ve tabiri caizse Erdoğan'ın makyajı dökülecek.! Yok eğer tam tersi yönde hareket ederek 2018 yılında "Kudüs, hele hele Doğu Kudüs, Filistin'in başkentidir. Bunu İslam dünyası olarak biz böyle biliyoruz." açıklamasının arkasında durursa bu defa 25 Aralık 2020'de "İsrail ile istihbari ilişkilerimiz zaten hiç kesilmedi. Filistin politikalarını kabul etmiyoruz. Yoksa gönlümüz arzu eder ki İsrail ile ilişkilerimizi daha iyi bir noktaya taşıyalım" açıklaması havada kalır ve Mayıs 2010'dan buyana limoni olan İsrail ile olan ilişkiler durağan halde kalır.
Sonuç olarak; 1950'den başlayarak günümüze kadar gelindiğinde Türkiye ve İsrail arasında sürdürülen işbirliği ve yapılan askeri, ticari, ekonomik, turizm ve istihbari anlaşmaların bir çoğu her iki halkın tepkisinden çekinildiği için  kapalı kapılar ardında yürümekte idi. Ancak Ne ilginçtir ki artık bu bu durum açıktan yapılmaya başlandı ve her iki ülkenin ekonomik çıkarları Filistin meselesini 2.dereceye itti. İşin en garabet kısmı ise bir zamanlar Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkileri kabullenmeyen ve eleştiren Arap ülkelerinin de bu çarka uyarak Siyonistlerin hizmetine hazır olduklarını beyan etmeleri ve bunu da anlaşma ile pekiştirerek Filistin davasına topyekun ihanet etmeleridir.
Allah Filistin'in yardımcısı olsun. Zira yıllardan beridir "İslam Ümmeti" diyerek toplumun gazını alan Müslüman ülkeler topyekun İsrail'in 'arz-ı Mevud' projesinde gönüllü askerliğe soyundular.!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER