Lisanss
dclisans
  • 15.10.2020
Şemsettin Kaya

Şemsettin Kaya

SİYASETTE KULİS VE KULİSÇİLİK BİTER Mİ?

Türk Dil Kurumuna (TDK)  göre "kulis yapmak" şöyle tarif ediliyor. "herhangi bir toplulukta oturumlar dışında gizli çalışmalar yapmak; bir amaca ulaşabilmek için ilgili kişiler arasında özel çalışma yapmak.
İnsanlar birçok sosyal organizasyon içinde yaşamlarını sürdürmekte ve bu organizasyonlar tarafından etkilenmektedirler. Siyasette bunlardan birisidir. 
Türkiye'de ahlaklı ve erdemli siyaset yapmak çok zor ve siyaset maalesef kulis ve kulisçilik üzerinde yürütülmektedir. Siyaset "devleti yönetme ve idare etme sanatı" olarak tarif edilse de  Türk siyasi hayatında kirli siyaset, Makyavelizm, köşe dönmenin kısa yolu, nepotizmle de anılan siyaset olgusu özellikle askeri darbe tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ima eden siyasetçiler için, siyaseten 'katl' anlamına gelecek şekilde “siyaset gömleğini giymek” olarak ifade edilir. Siyaset gömleğini giymek adeta kefen giymek gibidir ve siyasi figür ne yaptığının neyi göze aldığının farkında olarak siyaset yapma tarzını devam ettireceğini ima eder. Bu tür bir ifadenin arkasında, siyasetin hasbi bir biçimde millet ve ülkenin menfaatini arttırma amacıyla yapıldığı iddiası vardır.
Türk siyasi tarihinde 'Kulisçilik' faaliyetleri hiç bitmemiş ve siyasetin olmazsa olmazları arasındadır.
Her siyasi parti içerisinde hem seçimlerde ve hem de partilerin yetkili kurullarının oluşturulması sırasında Genel Merkez (Genel Başkan, İl Başkanı veya İlçe Başkanı seçiminde) teşkilatlarında özellikle seçim öncesinde ve Kongre süreçlerinde kulisler bitmez. 
En üst yetkiliden çaycısına kadar herkes kulis yürüterek "Şu Genel Başkan olsun, şu ilçe Başkanı olsun, şu yönetime girsin, şu şöyle olsun, şu böyle olsun" diyerek partilere yön vermeye kalkışırlar.
İşin en ilginç tarafı ise 'yönlendirici' olarak ortaya çıkıp perde arkasında kulis yapanlar Kongrede yeni seçilen Başkan veya yöneticiler için de bir kaç ay geçmeden "bundan başkan  olmaz" diyerek tekrar kulis faaliyetlerine başlarlar.! Bu durum aslında  bilinç altında kulis yapanın baş olma isteğinin dışa vurumudur.
Her ne kadar Kulisçilik yapmak siyasetin doğasında olsa da iyi bir huslet değildir ve partiler içerisindeki bu kulis hareketleri daha sonra fitne hareketine dönüşerek insanlar arasında onarılmaz düşmanlığa ve daha sonra ayrılığa sebebiyet vermektedir.!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Merkez Yürütme Kurulu toplantısında parti kurmaylarını uyararak “Milletvekili veya il başkanlarının akrabalarını partinin yönetimine koymamaya dikkat edin. Aşiretleşmeyelim.” ikazı da aslında siyasetin doğasında varolan 'Kulisçilik' faaliyetlerinin partileri ne kadar zor durumda bırakabileceğinin altını çizmek açısından önemli bir uyarıdır. Ancak Aşiretçilik ve akraba ilişkilerinin çok güçlü olduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bu ikaz yani Erdoğan'ın "akrabalarınızı parti yönetimine koymayın ve aşiretleşmeyin" sözü pek geçerli değildir.
Ayrıca 2002'de kurulan Ak Parti en yüksek oyunu Güneydoğu'da aşiretlerden almakta ve her seçimde Ak Parti bu bölgede 1.parti olmaktadır. HDP ve PKK'ya rağmen! Güneydoğu'da aşiret ve akraba ilişkisi sadece Ak Partiyi değil 1950'de Demokrat Parti'yi, 1970'lerde Süleyman Demirel'in Doğruyol Partisini ve Turgut ÖZAL'ın ANAP Ana Vatan Partisini'de her seçimlerde 1.parti konumuna getirmiştir. Yani Sağcı ve Muhafazakar partiler 1950'den buyana Güneydoğu'da Aşiretler tarafından hep 1.parti konumuna getirtilmişlerdir.! Bu gerçeği de gözardı etmemek gerekiyor.!
 Şüphesiz ki gerek Aşiretçilik, (feodal yapı) akraba kayırmacılığı ve kulisçilik türünden faaliyetler Türkiye'nin bir gerçeği olarak karşımıza çıksa da yeni nesili ve gençliği siyasetten de soğutuyor ve gençlerin siyasetten uzak durmasına sebebiyet veriyor. 
Yapılan bir ankette genç kuşağın siyasetten nefret oranı yüzde 71 oranın da.!
Tüm siyasetçiler ve siyasi partiler bu anketin ne demek olduğunu ve gençlerin neden siyasete duyarsız kaldığının altını çizmek zorundadır.!
Aksi halde geleceğin Türkiyesinde siyaset yapacak ahlaklı ve erdemli gençlik yerini tamamen menfaatçi, kulisçi ve de her gelenin adamı bir zihniyetine teslim etmek zorunda kalır.
Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen  ve siyasetin bazı kirli ve menfaate dönük ilişkilerini sona erdirebilmeleri ve hepsinden önemlisi "temiz bir siyaset" için gençliğin siyaset ile ilgilenmesi elzemdir. Çünkü siyasetin dışında kalmak insanın kendisiyle ilgili karar alımına katılmaması demektir. Karar alımına her ne suretle olursa olsun katılmayan insan daha baştan sadece yönetilen olmayı kabul etmiş demektir.!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.