Lisanss
dclisans
  • 06.04.2020
Şemsettin Kaya

Şemsettin Kaya

Koronavirüs yakın gelecekte AB'yi işlevsiz hale getirebilir!

İnsanoğlu haktan saptığında ve beyinsizlikte sınır tanımamaya başladığında kainatın mutlak yaratıcısı ve tek hâkimi onları sık sık ilahi ikazlar ve bir çok musibetlerle uyarmıştır.

Binlerce yıllık İnsanlık Tarihinde insanoğlunun başına bir çok musibetler gelmesine rağmen  bundan hala ders almıyorlar. Kerim kitabımız Kur'an'da Nuh kavmi, Nemrud kavmi, Lut kavmi, Semud kavmi ve Ad kavimlerinden ve onların Allah'a ve peygamberlerine karşı geldikleri için nasıl helak edildiklerinden bahseder. Bu kavimlerin bulundukları dönemde halka adil davranmadıkları ve yeryüzünde ilahlık tasladıkları için önce uyarılıp daha sonra bu azgınlıklarına devam edince helak edildiklerinden bahseder. Tüm bunlara rağmen insanoğlu yeryüzünde ifsad hareketlerine son hızla devam ederek dünyayı adeta yaşanmaz hale getirmeye devam ediyorlar.

ABD'de yıllarda beridir devam eden bir çok kasırgalar, Asya'daki dev Tsunamiler, Ebola,Sars,Mers, Domuz gribi, Kuş gribi gibi ikazlar ve ifsad hareketleri hala aklımızı başımıza getirmedi 've şimdi de bir başka büyük bir felaket ile Allah bizi bir kez daha uyarıyor! COVİD19 veya diğer adıyla Korona.

Tüm dünyayı kasıp kavuran ve yaklaşık 2 aydır insanlığı korku ve acziyete düşüren Koronavirüs adeta insanlığa "ey insan sen hiç bir şey değilsin. Senin servetin, dünyaya diz çöktürmeye çalıştığın sömürüye dayanan ekonomik sistemin küçücük bir virüs karşısında yenilmiştir. Titre ve kendine gel diyor.

Ancak nafile.

Yıllardır dünyayı birçok yerinde ekonomik ve insanı buhranlar yaşanırken dünyayı sömüren küresel ve ırkçı emperyalizm ve onların kontrolündeki ekonomik kuruluşlar bu zulme bugüne kadar hep sessiz kaldılar. Bu kuruluşlardan birisi de Avrupa Birliği AB’dir. Bugünlerde bu kuruluşa üye ülkelerin birçoğunun başı bu virüs ile belada. Üstelik de bu virüsü dünya üzerindeki sapkın "Yeni Dünya Düzeni"  projesini Uygulamak için kendileri laboratuvar ortamında üretti.

Şimdi kendi ürettikleri bu virüs kendi başlarını yemeye başladı.

 

Peki, kimdi bu AB ve hangi amaç için kurulmuştu?

Avrupa Birleşik Devletleri hümanist ve barışçı bir hayal için kuruldu. Avrupa yüzyıllarca, sık sık yaşanan kanlı savaşlara sahne oldu. 1870-1945 yılları arasında Fransa ve Almanya üç kez savaştılar. Bu savaşlarda birçok insan yaşamını kaybetti. Bu felaketler üzerine bazı Avrupalı lider ve düşünürleri, barışın sürdürülebilmesinin tek yolunun, ülkelerinin ekonomik ve siyasi yönlerden birleşmesi olduğu fikrine vardılar. Avrupa'da ulusal uzlaşmazlıkları aşabilecek bir örgütlenmenin kuruluşu İkinci Dünya Savaşı sırasında totaliter yönetimlere karşı savaşan direniş hareketlerinden kaynaklandı.

Avrupa Birliği 1957 yılında kuruldu.1957'de kurulan bu birliğin o dönemdeki adı Avrupa Ekonomik Topluluğu AET idi. Altı üye Devletin bir araya gelerek işgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik model olarak kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu AET, 11 Kasım 1993 tarihinde ismini değiştirerek Avrupa Birliği AB olarak yeniden resetlendi.

Kuruluş felsefesinde Medeniyet, özgürlük, Demokrasi, Adalet, Barış ve Avrupa ülkeleri arasında dayanışmayı  sağlamak olarak gösterilen AB bugün gelinen süreçte kendi üyesi oldukları ülkelere bile sırt çevirme noktasına geldi. Şimdi 27 yıl sonra AB  kendi üyeleri arasında  sorgulanmaya başlandı

Zaten düzensiz göç krizi, Brexit, aşırı sağ ve popülist akımların yükselişi gibi problemlerle karşı karşıya gelen AB şimdi de Koronvirüs vakası ile başı belada.

Avrupa Birliği, 25 yıl önce AB ülkeleri arasında sınırları kaldıran ve seyahat serbestisini içeren ‘Schengen Sözleşmesini' yeniden askıya aldığını duyurdu.

Fransa ve Almanya gibi AB’nin lokomotifi konumundaki ülkeler ve birçok AB ülkesi de sınırlarını kapattı.

Şüphesiz ki AB'nin bu kararından en çok etkilenen ülke İtalya oldu. Koronavirüs salgını İtalya'da binlerce can aldı ve almaya devam ediyor.

Bu vakanın hızlanması sonrası İtalya mecburen AB ülkelerinden yardım istedi.Ancak bu yardımı karşılıksız kalan İtalya, şimdi Avrupa Birliğinin meşruiyetini sorgulayarak bir çok kurumlarda asılı bulunan AB bayrağını kaldırtmaya başladı.

Bu durum AB'yi harekete geçirdi ve düne kadar İtalya'ya sırt çeviren aynı AB, bu kez ekonomik yardım yapacağını açıkladı.

 

İşte Avrupa Birliği AB böyle bir yapı.

Aslında Dünyaya bir 'Medeniyet Projesi" olarak yutturulan bu birlik, kuruluş tarihinden itibaren hep ikircikli politikalar izlemiştir. Avrupa Birliğinin iki yüzlü politikasını en bariz şekilde 2008 yılındaki Yunanistan olayında görebiliyoruz. 2008 yılında ortaya çıkarak tüm dünyayı saran küresel krizden önemli derecede etkilenen AB ülkeleri, kamu açığının yükselmesi, rekabet gücünün azalması, işsizliğin artması ve düşük ekonomik büyüme gibi ekonomik ve mali sorunlarla karşı karşıya kaldılar.

Tüm dünyaya yayılan 2008'deki bu kriz Yunanistanı büyük bir ekonomik çöküntüye uğratarak iflasın eşiğine getirmişti. Ne hikmetse o tarihte Yunanistan’a yardım elini uzatan AB, tüm dünyada tartışılan mülteciler sorununa ise fransız kalarak adeta iki yüzlü bir birlik olduğunu ortaya koymuştu.

Büyük riskler alarak ve canlarını hiçe sayarak Yunanistan,İtalya ve İspanya üzerinden  resmi veya kaçak yollarla Avrupaya gitmek isteyen  sığınmacılara o tarihlerde bir çok

AB ülkesi kapılarını kapattı.

Şüphesiz Avrupa Birliği çift başlı politikasını Türkiye üzerine de uyguladı.Türkiye'nin AB'ye girme süreci 1963'ten bu yana devam etmesine rağmen  devam eden müzakereler hiçbir zaman sağlıklı gitmedi.Avrupa Birliği Türkiye'yi oyalama yoluna gitti.

Avrupa Birliğinin Türkiye'ye karşı uyguladığı bu politika ile ilgili en gerçekçi itiraf Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto'dan geldi. Szijjarto " son derece dürüst olmamız gerek. Biz AB'nin Türkiye ile oynadığı oyunlardan hoşlanmıyoruz. Çünkü bu bir saygısızlık göstergesi. Dürüst olmak gerekirse AB içinde Türkiye'nin AB üyeliğini kesinlikle veto edecek ülkeler var, uzlaşı yok ve veto edecek üyeler arasında büyük ülkeler var. Bu yüzden Türkiye ile AB arasında bir tür stratejik ittifak oluşturacak başka bir yol aramalıyız" diyerek Türkiye'nin AB'ye girme yoluna oyalandığının altını çizmiş oldu.

Türkiye ile AB arasında devam eden ilişkiler 1984 yılında Turgut Özal'ın Başbakanlığı döneminde partisi Anavatan ile ivme kazanırken AK parti iktidarı ile birlikte ise bu ilişkiler zirve yaptı.

Ak parti hükümeti AB ile 2005"ten buyana onlarca kez masaya oturdu ve birçok Avrupa uyum yasalarına imza attı. Ancak gelinen süreç ortada ve Avrupa Birliği Türkiye'yi hala oyalamaya devam ediyor.

AB'nin Türkiye'ye en büyük oyunu Suriye savaşının patlak verdiği 2013 tarihinden sonra oldu.

2015 yılında patlak veren düzensiz göç krizi, hem Schengen Bölgesi’nin işlerliğinin sorgulanmasına yol açtı, hem de üye devletlerarasında fikir ayrılıklarını ortaya çıkardı. AB, düzensiz göç krizinin üstesinden gelmek için Türkiye’yle 18 Mart Mutabakatını tesis etti. 18 Mart Türkiye-AB Mutabakatı kapsamında yer alan bire bir Uzlaşısı sayesinde, Ege Denizi rotasından AB’ye doğru olan göç akımı önemli ölçüde azaldı ve göçmenlerin hayatlarını kaybetmelerinin önüne geçildi.

BM'nin Suriye'ye sınır ötesi insani yardımlarının çoğu Türkiye üzerinden yapılıyor.

Türkiye bugüne kadar mülteciler için 40 milyar dolar harcama yaptı ancak buna mukabil AB ülkelerinin Türkiye'ye 2019'da 2,9 milyar dolar yardımda bulundu. Bu yardımın 2,7 milyar dolarını ise FRIT kapsamında verdi.

2013 buyana Suriye meselesi gittikçe kötüye gitmeye başlayarak içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı. Bütün dünyanın gözlerinin önünde büyük bir dram yaşanırken Türkiye ve birkaç ülke hariç körler ve sağırları oynuyor.

Suriye'deki bu insani krizde taşın altına elini en çok Türkiye koyduğu halde bugüne kadar ekonomik olarak bundan da en çok etkilenen yine Türkiye oldu.

Eğer bu kriz daha da derinleşirse İdlib'deki katliamlardan kaçarak sınırımıza kadar gelen 300 binden fazla Suriyeli mültecilerde Türkiye'ye akın eder ve buda Türkiye'nin ekonomisine yeni bir yük getirir.

Türkiye bugüne kadar 4 milyon insanı kabul ederek kapasitenin üzerine çıktı.

Tüm bu olup bitenlere karşın ve Türkiye'nin her türlü fedakârlığa 've insanı hassasiyetlerine rağmen hala  ikiyüzlü AB üyesi ülkeler Suriyeli göçmenler konusunda insanlık dışı muamelelerine devam ediyorlar. Öyleki AB'nin lokomotif üyesi olan Macaristan, Suriyeli sığınmacıların ülkelerine girmemesi için Sırbistan ve Hırvatistan sınırlarına dikenli tellerden duvar örerek insanlıktan

ne kadar uzak olduklarını ortaya koydular.

AB'nin, uluslararası hukuk ve insan haklarını ihlal eden ve sınırına gelen masum insanlara her türlü eziyeti reva gören Yunanistan'a arka çıkarak kendi ilke ve değerleriyle çelişmesi ise ayrı bir ibret vesikasıdır.  AB Dış İlişkiler Konseyi, kendi özgür iradeleriyle diğer güvenli ülkeler olan AB ülkelerinin sınırlarına gelen ve uluslararası koruma talep eden kişilere 'sığınmacı' dahi demekten imtina eden bir vicdansızlığa sahipler. Avrupa Birliği, Suriyeli bu şahıslar için ısrarla "göçmen" ifadesini kullanmaya devam ediyor. İşte AB'nin Suriye ve göçmenler üzerindeki çifte standard ve insanlık dışı muameleri ve tekabür ve kendisini büyük görme hastalığı yakın gelecekte AB'nin çöküşe geçeceğinin işareti gibi görünüyor. Koronavirüs vakasıda bunun ilk artçı depremi olacaktır.

Türkiye, Avrupa Birliği üyelerinin bu küstahlığı ve bize karşı hasmane tutumunu göz önüne alarak 3 Ekim 2005 tarihinden buyana Müzakereler müktesebat olarak bilinen AB yasaları bütününün benimsenmesi ve uygulanmasıyla ilgili 35 başlık altında yaklaşık 130.000 sayfadan oluşan AB'ye Üye Ülkelerin uyması gereken kuralları ortaya koyan anlaşmalara attığı imzaları yok hükmünde sayarak  kendi kalesine gol atma politikasından  vazgeçerek tarihteki şerefli mazisine geri dönmelidir. Her şerde bir hayır var. Bugün için şer bildiğimiz Koronavirüs adeta Türkiye için bir nasihat pozisyonu doğurarak  AB'nin italya'yı nasıl yüzüstü bıraktığını da hesap ederek bu durumu kendi lehine çevirmelidir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.