dclisans
  • 09.06.2020
Şemsettin Kaya

Şemsettin Kaya

Her şey Vatan için mi makam için mi?

"Erdem, ben merkezli egoyu bastırır ve kişi üstü merkezciliği olası kılar." 

Son yıllarda İnsanı insan yapan Erdem, yerini erdemsizliğe ve 'ben merkezli' hastalığa terketmiş durumda. Üstelikte en çok

İslami kimliği temsil ettiğini iddia edenler bu türden davranışlar sergileyerek menfaatinin ön plana çıkartmış bir vaziyete geldiler

Etrafımıza baktığımızda 'ben merkezli' menfaatçi ve kakavan tipler maalesef yığınla ve makam ve mevki onları ulaşılmaz kılmaya başlamış.

Oysa ki daha düne kadar dava adamlığı, adalet, liyakat gibi kavramlardan ve müslüman için en büyük tehlikenin  dünyevileşme ve onun getirdiği makamın ağır yükü ve vebalinden dem vuruyorlardı.

Ancak savundukları fikirler iktidar  olunca ve bir makama getirilince bu kez muktedirlerin önünde eğilerek

taviz vermeler başladı ve dün savundukları idealleri bir kenara atarak her şeye ve her ortama müsait hale gelmeye başladılar.

Bir fikir adamının tabiriyle "bizler ‘dava’yı Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkaracaktık. Yola koyulduk, bin zahmet ve emekle, acılar çekerek dağa tırmandık.Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu ama küçük(!) bir noksanımız olduğunu fark ettik: ‘Dava’yı dağın eteklerinde unutmuştuk! Meğer biz ‘dava’yı değil, kendimizi zirveye çıkartmışız.” dediği gibi bazı arkadaşlar daha dün savundukları fikirleri bir kenara bırakarak sekülerizm hastalığına yenik düşerek 'HARUN' olma ideallerini bir kenara bırakarak 'KARUN' olma yolunu seçtiler!

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştaki" o delikanlılar şimdi yatlar,katlar, jeepler ve akçeli işler peşindeler...

Yine bir yazarın dediği gibi  Makam arabasız, sekretersiz, özel kalemsiz, korumasız yaşayamayan, koltuğu elinden alınınca kriz üstüne kriz geçiren, küçük bir müdürlük için bile aşındırmadık kapı bırakmayan, şeref ve itibarı malda, makamda ve parada gören, bunları kaybedince de itibarını kaybettiğini zanneden, yeniden bir makama gelebilmek için gerekirse ahlakını, adaletini, merhametini ve değerlerini bile gözden çıkarabilen makam bağımlısı tipler türedi her tarafta…

Meğer 180 derecelik bu dönüşler sırf bir makama gelmek ve dünyalık menfaat temin etmek içinmiş!

Halbuki Müslümana istikamet bulduran makam değil iman, ehliyet ve liyakat  olmalıdır. Bu kriterlere haiz olmayanlar bir makama geldiklerinde bunu menfaatleri doğrultusunda kullanarak kendilerine amaç edinenler makamdan düşünce Hz. Ömer'in “Kişiliğini makamından alanlar, makamdan sonra kişiliksiz kalırlar." gerçeği ile yüzyüze kalarak psikolojik travma geçirmeye başlıyorlar.

Oysa ki makamlar ve mevkiler geçici olup düne kadar yol ve dava arkadaşım dediğiniz insanlara sırt çevirmeye değmeyecek geçici heveslerdir..!

Tanzimat devrinin önemli aktörlerinden Sadık Rıfat Paşa, kıdem olarak sadrazamlığı beklerken o makama erişemeyince oldukça kederlenir. Sadık Rıfat Paşanın bu kederli durumunu gören babası oğlunu teskin eder ancak ne fayda.. Makam hırsı bir kere kendisini çepeçevre sardığı için Babasına dönerek  "Ah babacağım! Allah gönüllere bir kere o hırsı vermeye görsün..." diye karşılık verir.

İşte makam ve koltuk hırsı böyle bir şey işte...Bir kere oturdunmu kalkmak ve o koltuğu bırakmak istemezsin. Hele birde akçeli işlere bulaşmış isen Allah muhafaza hiç bırakmak istemezsin!

Ünlü düşünür Edward Said entellektüellerin çöküşünü şöyle özetler:“Nabza göre şerbet vermek, konuşulması gereken yerde susmak ve "tantanalı döneklik" İşte maalesef dünün dava adamları bir makama geldikleri vakit para ve sınırsız imkanları görünce merhum Akif Emre'nin deyişiyle hak olanı üstün tutmak adına yola çıkanlar daha sonra yol üstünde sunulan payların peşine düştüler. Böylece de ilk zayi olan ise dün savundukları hak niyetlere olmuştu.

Selam her türlü  makam, mevki ve akçeli işlerin kendisini bozmayan ve davası ve imanına halel getirmeyen adam gibi adamların üzerine olsun..,!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.