• 16.10.2019
Şemsettin Kaya

Şemsettin Kaya

Erdoğan'ın Suriye üzerinden derin stratejisi ve iç siyasete yansıması-1

Türkiye tıpkı 9 Ekim'de Suriye'ye gerçekleştirdiği "Barış Pınarı Harekatı"ında olduğu gibi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Bir gece ansızın gelebiliriz" sözleri ile 20 Ocak 2018 tarihinde 'de Afrin operasyonunu yapmıştı.
TSK, o tarihte Afrin harekatının adını 'Zeytin Dalı' olarak açıklamıştı. Türkiye'nin O vakitlerde Suriye'nin batısında yer alan Afrin bölgesinin kontrolünün YPG'den alınmasının hedeflendiği operasyonda Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)'da Afrin harekatına destek vermişti.
Bugün olduğu gibi o tarihlerde de ABD başta olmak üzere Almanya ve daha bir çok devlet, afrin operasyonuna karşı çıktıklarını açıklamışlardı.
Türkiye 7 aydır Suriye'ye ha bugün,ha yarın operasyon yapacak derken  Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ağzından  "bir gece ansızın gelebilirim" taktiği ile ikinci kez Suriye topraklarına operasyon gerçekleştirdiğini açıkladı.
TSK, bu operasyonun niçin yapıldığı konusunda detaylı açıklamalarda bulunurak tüm dünyayı aydınlatarak bu harekatın adının "BARIŞ PINARI HAREKATI"olduğunu duyurdu.
Türkiye'nin 9 Ekim'de Suriye'de yürütüğü  "Barış Pınarı Harekatı"nı hem dış boyutu ve hemde iç boyutu ile ele almak gerekir.  Bu sınır ötesi operasyonu daha önce Suriye'de Afrin üzerinden yaptığımız operasyona benzemiyor.
"Barış Pınarı Harekatı" ile asıl amaçlanan Türkiye devletinin kazanımı olmakla birlikte ülkeyi yöneten Ak parti hükümetinin kazanımları boyutunda da ele almakta yarar var.
Suriye'ye gerçekleştirilen "Barış Pınarı operasyonunu Dış politika ve iç politika bağlamında irdelemekte fayda var.
Önce bu operasyonun iç politikadaki kazanımları neler oldu  onu maddeler halinde irdeleyelim.
1-) Türkiye, "Barış Pınarı Harekatı"  ile  Suriye'de güvenli bölge fikrini büyük ihtimalle hayata geçirme yönünde önemli bir merhaleyi katederek en kısa sürede ülkemizde bulunan  3  milyon 600 Suriyeliyi bu bölgeye yerleştirmiş olacak.Türkiye bu operasyon ile  aynı zamanda da Suriye'den Türkiye'ye düzensiz geçişlerin önünü de kesmiş olacak.
2-) Türkiye, "Barış Pınarı Harekatı" ile yıllardan beri terör örgütlerinin hamiliğini yaparak onbinlerce tır silah ve mühimmat vermek suretiyle PYD/YPG üzerinden terör koridoru oluşturmak isteyen ABD'nin planlarını bir süreliğine de olsa yerle bir etmiş oldu. Ayrıca 'Büyük İsrail' planlarında da bir geri tepme söz konusu oldu. Bir süreliğine diyorum zira ABD"nin 50 bin tır dolusu mühimmat vererek desteklediği PYD-YPG' nin ellerindeki bu silahların imhası söz konusu olmadıktan sonra hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur. Bu mesele halledilmeden de Türkiye'nin tam olarak güven içerisinde olduğu söylenemez.
Yine ABD'nin eski Başkanı Obama döneminde  Ortadoğu'da tüm ülkelerin başına bela edilen İŞİD'de Türkiye için en az PYD/PKK kadar tehlike arz ediyor.
Çünkü ABD,  yeni sinsi planı olan ve B planı olarak yedek rezerv akçe olarak gördüğü İŞİD planını henüz devreye sokmadı!
ABD devriyeleri, IŞİD tutuklularını  Şeddadi hapishanesinden Haseke kırsalındaki Tel Sefuk sınır kapısı üzerinden Irak'a doğru naklediyor.!!!
Bu plan neyi içeriyor ve ABD"lilerin kafasındaki planları bilmek şu an için çok zor! Ancak ABD, tutuklu IŞİD'lileri serbest bırakarak bazı ülkeler üzerine kurgulayıp tekrar  harekete geçirebilir. Bu  bu ülke Türkiye'de olabilir!
Donald Trump'un Türkiyeye yönelik İŞİD tehdidini unutmayalım. Trump "Avrupalıların almadığı IŞİD'lileri Türkiye almalı. Sonu olmayan aptal bir savaş bizim için bitiyor." diyerek tüm sorumluluğu Türkiye'ye attığını beyan ediyordu.!

3-) Türkiye, 'Barış Pınarı Harekatı'na destek verenlerin yanında  Arap Birliği olmak üzere Avrupa Birliği ülkelerinden bazıları ve hepsinden de önemlisi  KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın hezeyan dolu açıklamasını not ederek "kim dost kim düşman" politikasını yeniden gözden geçirme fırsatını yakaladı. 
4-) Türkiye kamuoyunda her ne kadar ABD'ye rağmen Türkiye bu operasyonu tek başına yürüterek "kendi göbeğimizi kendimiz kestik" tezi doğru olmamakla birlikte  (Çünkü Akparti Genel Başkan yardımcısı Numan Kurtulmuş "Barış Pınarı Harekatındaki her bir hareketimiz önceden Amerikalılara bildiriliyor" demişti)  en azından Türkiye, ABD yönetiminin Donald Trump'tan müteşekkil olmadığını ve Amerika'da aslında 'Amerikan derin yapısının' ülkeyi yönettiğini öğrenmiş oldu! Örneğin.Türkiye'nin Suriye'ye yapacağı 'Barış Pınarı Harekatı' öncesinde "çekiliyoruz,Suriye sizindir"  açıklamasında bulunan ABD Başkanı Trump daha sonra çark ederek "Türkiye bu operasyonu yaparsa,Türkiye'yi mahfederim" tehdidi Ile kendisi Ile çelişmişti. Çünkü Amerikayı Trump değil Pentagon ve  Dış ilişkiler konseyi yönetiyordu! Bu derin yapılar da Siyonistlerin kontrolündeki 'Evanjelistlerden müteşekkildir.!
Aslında her ülkede kendine has derin güçler ve yapılar mevcut. Örneğin Türkiye için de bu tez geçerli. Türkiye'deki derin yapı  1960 yılından 2014 yılına kadar derin Nato'nun kurdurduğu Gladyo'nun  kontrolünde idi ancak son yıllarda bu yapı tekrar 'Milli derin yapının ' kontrolüne girer gibi bir hal almaya başladı. İlk önce Genelkurmay'daki "Kozmik Oda' ve daha sonrada 15 Temmuz  2016 yılında ABD/ NATO  planlı Fetö darbe girişiminin bertaraf edilmesinde 'Milli derin yapının' etkinliği öne çıkıyor!
5-)İran, Türkiye'nin Suriye'de yürüttüğü 'Barış Pınarı Harekatına' her ne kadar sıcak bakmasada İran'a rağmen bu operasyona kararlılıkla devam etmesi belki 'Astana sürecine' zarar vermek açısından bir risk gibi görünüyor olabilir, ancak İran'ın Suriye'de artık  tek başına cirit atamayacağı ve en azından Türkiye ile koordineli bir çalışma içerisine gireceği aşikar. Belki bu vesile ile de Türkiye ve İran ABD'nin ve İsrail'in bölgedeki oyununu birlikte bozmak için bir ittifak içerisine de girebilirler.
6-) Türkiye,bu operasyon ile bundan sonra BOP Projesi ve Büyük İsrail Projesinin ne anlam teşkil ettiğini derinlemesine analiz ederek Türkiye'yi'de içerisine alacak şekilde bölmeye yönelik planları içerdiğini anlamış oldu. Umarız ülkeyi yönetenler bundan sonra en azından BOP Projesine şu taşımazlar ve daha 'Milli politikalar' izlerler.
Yukarıda 6 önemi madde ile Türkiye'nin  dış politikadaki  kazanımlarını saymaya çalıştık. 
Peki 'Barış Pınarı Harekatı'nın iç politikadaki yansıması ve Türkiye'nin ve AKPARTİ hükümetinin ne tür kazanımları oldu bunu da irdelemek lazım.
Kabul edelim veya etmeyelim ancak bir siyaset dehası olan ve yanında bulunan dış politika danışmanlarının da stratejik üst aklı ile  Erdoğan'ın Fırat'ın doğusunda başlattığı “Barış Pınarı Operasyonunun" ana gerekçesi “terörle mücadele” olmakla birlikte diğer gayesi 've stratejisi ise AKPARTİ'den kopuşları önlemek ve sayın ERDOĞAN'ın kendi tabiriyle muhalefet bloğunu çökertmeye yönelik bir operasyonu içeriyor ! Tayyip Erdoğan bunu bu operasyon ile  başardı görünüyor.
Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine yönelik başlattığı "Barış Pınarı Harekatı"nda  daha henüz ikinci gününde iken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sırbistan ziyareti sonrası  'Millet İttifakı' ile ilgili "adı Millet İttifakı ama milletten nasibini almamış ittifakın zayıflaması, parçalanması çok önemli" açıklaması adeta Suriye'deki harekat devam ederken  adına 'Millet İttifakı" denilen bloğa şimdiden darbe vurdu. Malumu üzere Suriye ye askeri harekat yapılmadan önce  İYİ Parti ile CHP arasında bazı tartışmalar olmuş ve İYİ Parti tarafından CHP'ye “İttifaka katolik nikahıyla bağlı değiliz” şeklinde eleştiriler gelmişti. Bu durun CHP ile İYİ Parti arasındaki ittifakın son bulacağının izdüşümünü vermiş oldu. (Makalenin Devamı Yarın)


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.