• 21.11.2019
Şemsettin Kaya

Şemsettin Kaya

Cem Uzan bu kez neye ve kime uzanacak!

Türkiye'de ilk özel televizyon olan Star tv ve ilk yerli telefon olan telsimin sahibi ve o dönemde ürettiği megawat alanında en büyük HES konumunda olan Çukurova, Kepez, Berke gibi barajları bünyesinde barındıran işadamı Cem UZAN yeniden siyasete dönüyor.

Ergenekon iddianamesinde Orgeneral Şener Eruygur'u askeri darbeye teşebbüs ettirmek suçlaması ile 2009 yılında yurt dışına çıkarak Fransa'da yaşayan Cem UZAN, iki ay içerisinde Türkiye'ye döneceğini ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanarak Türkiye'ye hizmet etmek istediğini açıklamış. Peki, bu gerçekten öyle mi. Yani Cem Uzan, gerçekten Cumhurbaşkanı seçilerek Türkiye'ye hizmet mi etmek istiyor yoksa yeniden fabrika ayarlarına mı dönüyor?

Neden 'Fabrika ayarları' cümlesini kullandım çünkü Cem Uzan 2002 Genel seçimlerinde yurtdışından bir yerlerden icazet alarak GENÇ PARTİ ile girdiği ilk seçimde yüzde 7.25 oy alarak o dönemde TBMM'de grubu bulunan Doğruyol partisi, Anavatan partisi, Saadet Partisi, Demokratik sol parti ve Milliyetçi Hareket partisi gibi partilerin yüzde 10 barajına takılmasına ve AK parti ile CHP’nin temsil edildiği "İKİLİ PARTİ SİSTEMİ" yani bir nevi bugünkü şekliyle "BAŞKANLIK SİSTEMİNE" o tarihlerde geçilmesinde başat rol oynamıştı.

Cem Uzan, yine bu kez de bir yerlerden icazet alarak kaldığı yerden tekrar devam etmeye geliyor gibi!

Peki, Cem Uzan'ın 10 yıl aradan sonra yeniden Türkiye'ye gelerek siyasete gireceğini söylemesinin arkasında neler yatabilir?

Cem Uzan, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın kurmayı planladıkları yeni partileri "etkisiz eleman" konumuna getirmek için bir 'TRUVA ATI' görevi üstlenmiş olabilir mi?

Yine yeni siyasi manevrasında AK parti içerisinde istifa ederek Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan'ın kuracacağı partilere geçeceği söylenen milletvekillerinin de istifasının önüne geçerek AK Parti’nin yeniden bütünleşmesine ve daha da kemikleşmesine katkı sağlama yoluna gidiyor olabilir mi?

Şüphesiz ki Cem Uzan'ın yeniden siyasete dönmesi tıpkı 2002 seçimlerinde olduğu gibi tekrar CHP içerisinde de bazı yıkımları beraberinde getirerek ciddi bir toz bulutları kaldırabilir.

Yani CHP’nin yıllardır özlemini çektiği iktidara gelme hevesi bir kez daha bir başka bahara ertelenebilir. Ve hatta bu kez CHP ciddi bir bölünmenin eşiğine de gelebilir!

Cem Uzan'ın yeni siyasi hamlesi ciddi bir oy oranı olan İYİ Parti ve Saadet Partisinden ayrılan Necmettin Erbakan'ın oğlu Fatih Erbakan''ın kurduğu ve 1.Olağan Kongresini gerçekleştiren Yeniden Refah Partisini etkilemeyebilir.

Zira olası bir erken seçimde hem  

İYİ parti ve hem de Yeniden Refah Partisi tıpkı Numan Kurtulmuş'un partisi HAS Parti gibi AK parti ile yeni bir bütünleşme hareketi içerisine girebilirler.

Her seçimde ses getiren ancak bunu sandığa pek yansıtamayan ancak kilit parti konumundaki Saadet Partisi ise olası bir erken seçimde bu kez de AK partinin yanında yer almayacak gibi gözüküyor.

En son geçen aylar içerisinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Saadet Partisine AK parti ile bütünleşmesi için teklif sunmuş ancak bu teklif Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu tarafından Kabul edilmemişti. Zira Erdoğan, Karamollaoğlu’na da HAS Parti gibi "sizde partiyi kapatın gelin" şartı koşmuştu.

Türkiye her ne kadar 'Başkanlık Sistemine' geçmiş olsa da sistem bir türlü sağlıklı çalışmıyor ve " yeniden parlamenter sisteme geri dönelim" tartışmaları gittikçe alevleniyor.

İşte tamda Cem Uzan'ın bu tartışma ortamının alevlendiği esnada tekrar siyaset sahnesine çıkmaya hazırlanması sanki geriye dönük eski hesapları içeren ince bir planı içeriyor gibi!

Cem Uzan'ın bu geriye dönük hesabı, O dönemde şirketlerine yönelik operasyonun rövanşının alınmasına. Yönelik mi yoksa perde arkasında başka şeyler mi var bunu ileriki tarihlerde göreceğiz.

Ancak bilinen bir şey var ve o da Uzan ailesinin o dönemde sahibi oldukları bankanın mudilerine ait batırdığı 8 katrilyon TL' nin nasıl ve ne şekilde batırıldığı ve o tarihlerde AK parti hükümetinin bir yasa çıkartıp, batan paraların hazineden aktarılacak parayla ödeyeceğinin garanti edilmesi idi!

Peki, AK parti hükümeti o dönemde Türkiye'nin ekonomisine kambur üstüne kambur getirecek böylesi büyük bir operasyonu kendi inisiyatifiyle mi yoksa ABD'nin direktifleri doğrultusunda mı almıştı?

Bu konu ile ilgili 16 Şubat 2004 tarihli Akşam Gazetesi köşe yazarı  Serdar Turgut  "Eğer bu operasyona uluslararası güçler onay vermeseydi bu boyutta bir operasyona dünyada hiç bir ülke tek başına girişemezdi" diyerek örtülü olarak ABD'yi işaret etmişti.

Hatırlanacağı üzere o dönemde Uzan Grubu'nun Motorola'ya 4 milyar dolar borcu bulunuyordu ve ABD’de açılan davayı kaybetmişlerdi.

O tarihlerde bazı Türk ve yabancı basın ajanslarında da Kemal ve Hakan Uzanın ABD' de olduğu ve hem FBI ve hem de MİT tarafından takip edildiği yer almıştı.

Ancak bu iddia daha sonra yalanlanmış ve Kemal ve Hakan Uzan'ın Ürdün'de olduğu ve oranın vatandaşlığını aldığı ortaya çıkmıştı.

Peki hem Amerikan şirketi Motorola’ya 4 milyar dolar taktığı söylenen ve anti Amerikancı olduğu tezi işlenerek adeta efsaneleştirilen Cem Uzan, neden ve niçin göbekten Amerikancı olan ve CIA'nın operasyonu ile iktidara getirilip yıllarca kol kanat gerilen ve üç karısı da Amerikan vatandaşı olan Kral Hüseyin tarafından Ürdün vatandaşlığa alınsın? İşte oldukça garip olan konu bu 've bu konu ile ilgili birçok soru işaretleri kafa karıştırıyor.

ABD isteseydi Uzanlardan bu parayı tahsil ederdi ancak bunu yapmadı ve bu işin faturasını Türkiye'ye keserek 4 milyar doları Türkiye'ye ödettirdi.

Türkiye ise "bu şirketlere el koydum ve devlet envanterine kaydettirdim" algısı ile toplumda oluşan tepkinin gazını almaktan öteye gitmedi.

Yani off- shore sistemi ile yurtdışına transfer edilmiş ve içi boşaltılmış şirketler Türkiye'ye kamburdan başka hiç bir şey kazandırmadı.

Bugün Cem Uzan'ın tekrar siyaset sahnesine soyunması belirli mahfillerle bir istişarenin sonucu olduğu ortada. Ya Cem Uzan, Recep Tayyip Erdoğan'ın önünün kesilmesine yönelik bir proje olarak öne çıkartılmak isteniyor yada Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Abdullah Gül'ün kurmak istedikleri yeni partilerin önünün kesilmesine yönelik bir 'PARATONER' görevi üstlenerek tıpkı 2002'deki gibi tekrar Tayyip Erdoğan ve metal yorgunu AK partinin önünü açmak istiyor.

Tayyip Erdoğan ile ABD başkanı TRUMP'ın geçen hafta içerisinde Amerika'da bir araya gelmesinden hemen sonrasında Cem Uzan'ın "siyasete tekrar giriyorum"  açıklaması bir tesadüf müdür bilinmez ancak bilinen bir şey varsa o da UZAN ailesinin tüm fertlerinin ABD'ye düşman gibi görünüp aslında

Amerikalı dostları ile çok iyi ilişkiler içerisinde olduklarıdır.

Bakmayın siz "Kahrolsun ABD ve emperyalizm" nutukları atan sözde Amerikan karşıtı siyasetçi ve işadamlarına zira bu zevatların servetlerinin çoğu ya ABD'de yada ABD'nin kontrolündeki off-Shore hesaplarındadır!

MASAK ve MİT tarafından 2002 yılında Uzan ailesince Libananco ve İmar Off Shore Bank gibi paravan şirketler üzerinden para kaçırıldığı tespit edilmişti! ABD'de bu para trafiğini adım adım takip etmiş ancak herhangi bir işlem ve yaptırım uygulamamıştı?

Türkiye, yine önümüzdeki süreçte siyasi çekişmelerin merkezi haline getirilerek, ele alınması gereken asıl sorunun başında gelen ekonomik ve toplumsal barışın çözümü noktaları ötelenerek sanal kavgaların içerisine sürüklenecek.

Cem UZAN da bu siyasi çekişme içerisinde yer alarak kendisine verilen görevi yerine getirecek!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.