Lisanss
dclisans
  • 03.03.2020
Şemsettin Kaya

Şemsettin Kaya

ABD ve NATO İdlib üzerinden neden Türkiye' ye güzelleme yapıyor?

Türkçemizde o kadar güzel sözler var ki bunlardan birisi de "bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü" diye. Türkiye, son bir kaç aydır özellikle Suriye'nin İdlib bölgesi üzerinden derin oyunların içerisine çekilmek isteniyor. Hem de müttefik ve stratejik dostları tarafından!

Bir yandan Soçi ve Astana mutabakatı ile masaya oturduğumuz Rusya ile öte taraftan da üyesi olduğumuz ve her ortamda Türkiye için "müttefik ve stratejik dost" diyen NATO ve ABD tarafından!

Ayrıca AB ülkelerinin Suriyeli mülteciler üzerinden Türkiye'ye attığı 40 milyar dolarlık ekonomik bileşkeyi ve ikiyüzlülüklerini de es geçiyoruz.

Peki, Türkiye hala neden geçmişten ders çıkartmayarak emperyalist NATO ve Amerika'dan medet umuyor? Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 1990-1991 yılları arasında ABD öncülüğünde İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan, Suriye, Mısır gibi 28 devletin askeri koalisyonuyla Irak devleti arasında yapılan 1. Körfez savaşında Turgut Özal'ı nasıl aldattıklarını unuttu mu?

1.Körfez savaşında Özal ilk önce Türkiye'yi Irak'a müdahil etmek istemiyordu ancak ABD'lilerin yakın markajı ve dönemin ABD büyükelçisinin Türk tarafına "ya bir koyup üç alacaksınız, niye hala Özal girmiyor bu işe"...demesinden sonra

Cumhurbaşkanı Turgut Özal, doğan fırsatı kullanarak Türkiye'nin stratejik öneminin azalmadığını göstermek istiyordu. Körfez krizinde aktif politika izlemek isteyen Özal, temkinli bir siyasetten yana olan Başbakan Yıldırım Akbulut, Dışişleri Bakanı Ali Bozer ve Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay ile karşı karşıya kaldı, Özal'ın tutumuna tepki gösteren Dışişleri Bakanı Ali Bozer (11 Ekim 1990), Millî Savunma Bakanı Safa Giray ve Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay (3 Aralık 1990) görevlerinden istifa ettiler. Ancak 1 Körfez savaşının bitmesinden sonra tabiri caizse  '3'ün birini' almıştık!

ABD, daha sonra Türkiye'ye aynı oyunu bu kez de 1 Mart 2003 tarihinde 'Başbakanlık tezkeresi' ile 2.defa yine Irak üzerinden oynamak istedi.

ABD ve NATO dünyanın 5. en büyük ve en güçlü ordusunu emperyalist hedefleri doğrultusunda kullanmak istedi. 25 Şubat 2003’de o zaman ki adıyla' Başbakanlık tezkeresi' meclise getirildi.

"Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere asker göndermesi ve yabancı askerlerin de Türkiye'de konuşlandırılması için Hükümet'e yetki verilmesini içeren bu tezkere TBMM’de 250 oyla reddedildi. Anayasanın 96. Maddesi gereği salt çoğunluk sağlanamamış ve tezkere geçmemişti. Ancak buna rağmen daha sonra ABD Adana /İncirlik üssünü kullanarak Irak’a 5 binden fazla sorti yaparak 2 milyona yakın Iraklı Müslümanı katletmişti.

Ne ilginç ki Amerikalılar 2003 yılında Ortadoğu coğrafyasında başlattığı savaşın adını  'Vekâletler Savaşı' diye adlandırmıştı.

Peki, Amerikalılar adına vekâlet savaşlarını yürüten ve aklını kiraya veren ahmaklar kimdi ve bu haydut devletin niyetinin ne olduklarını bilmiyorlar mı? Yoksa bir ihanet ve tertibin içerisinde mi yer alıyorlar?

Peki, dün Amerika'nın Irak'taki planları bilinirken bu kez de Suriye'de İdlib üzerinden aynı güruhlarla yani ABD ve NATO ile bir kez daha ortaklık yapmak 'aynı delikten iki kez ısırılmak anlamına gelmez mi?

Oysaki ABD'nin niyeti meydanda ve yeni planı Türkiye ve Suriye arasına bir petrol koridoru açarak akabinde 3 parçalı bir Suriye devletçiği oluşturmak!

İdlib'deki bu planların yürütülmesi önündeki en hayatı meselesi de Türkiye'yi bu plana dâhil etmek.

Yeni planda ABD, İdlib’de Türkiye'nin yanındaymış gibi gözükürken Fırat'ın Doğusunda ise PYD'nin yanında yer alarak Kürt Devletinin kurulması yönünde Kürtlere hamilik yaparak Türkiye'ye karşı kalkan vazifesi görecek.

Aynı tezgâhın içerisinde NATO da var.

Türkiye'ye karşı İdlib üzerinden 3 Şubat ve 10 Şubat'ta yapılan terör saldırısına sessiz kalan NATO, neden biranda 28 Şubat tarihindeki 3.saldırıda "Müttefikimiz Türkiye'nin yanındayız. NATO bu konuda Türkiye'ye desteğini bir kaç farklı yolla gösterecektir. Türkiye’ye Suriye'den gelecek hava saldırılarından koruyacak erken uyarı ve gözlem uçakları yoluyla bunu yapabiliriz “açıklamasında bulunarak adeta iki taşla on kuş vurmanın hesabını yapıyor.

NATO aynı zamanda da işi ticaret boyutuna dökerek Türkiye'ye askeri mühimmat pazarlama kurnazlığına kaçarken aynı zamanda da S-400'lerden vazgeçeceksiniz" diyerek Türkiye'ye 'aba altından sopa' gösteriyorlar!   

Şüphesiz ki NATO'nun en dikkat çeken ve niyetinin ne olduğunu anlatan en önemli açıklaması ise "güneydoğu sınırını korumaya devam edeceğiz."  diyerek adeta Türkiye'ye şunu dikte etmeye çalışıyor "PKK/ YPG’ye desteğimiz tamdır. Eğer Türkiye bizden Suriye ve Rusya'ya karşı hava saldırılarına karşı yardım etmemizi istiyorsa bizim vereceğimiz bu hava savunma sistemlerini Pyd/PKK'ya karşı kullanamayacak!

Anladınız mı NATO neden bize destek açıklamasında bulunuyor?

Hâlbuki aynı NATO, tıpkı Amerikalılar gibi TSK'nın daha önceki Fırat'ın doğusuna yaptığı sınır ötesi operasyonlara karşı çıkmıştı. Peki şimdi ne değişti de İdlib'de yanımızda görüntüsü çiziyor?

ABD, Suriye’de kendi adına vekaletler savaşını ilk önce DAİŞ üzerinden yürüterek PYD/PKK'ya alan açtırdı!

Son dönemlerde ki Suriye haritasına baktığımızda PYD'nin kontrolündeki alanların nasıl adım adım büyüdüğünü göreceksiniz!

ABD bu alanda 'Kürt Devletini' kurmak için son hamleyi yapıyor.

Pyd'ye verilen 50 bin tır silah ve Pyd militanlarının eğitilerek 'düzenli ordu' durumuna getirmesi bunun içindir.

Bu puzzle'ı tamamlamak için de Türkiye'ye idlib'de  sözüm ona destek veriyor görünüp bize müttefik ayakları koşarak adeta bize ölümü gösterip, sıtmaya razı etmeye çalışıyor!!!

Eğer Türkiye'yi yönetenler daha önceleri Amerikalıların Türkiye'ye karşı daha hasmane ve tehdit dolu açıklamalarını unutarak bir kez daha

Amerika'nın oyununa gelirse burnumuz pislikten çıkmaz!

Maalesef tüm bu olup bitenlere karşın Türkiye bir kez daha Amerikalılar ile müttefik ve stratejik dostluğa, yelken açacaktır. Çünkü Perşembe'nin gelişi Çarşamba’dan bellidir...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.