• 22.06.2018
Ömer  Ağ

Ömer Ağ

KARDEŞLİK HUKUKU


            Kıymetli okuyucularım, gecen hafta kaleme aldığım Mazlum Coğrafyalar makalemden sonra anladım ki bizim şehir de maalesef mazlum coğrafyalar sınıfına girebiliyor. Mazlum coğrafya olmak için illaki başka milletler ve dinlere sahip insanların birilerine zulüm yapması gerekmiyor. Bizim birbirimize çektirdiğimiz de kimi zaman bizleri onlardan biri yapabiliyor. Bu şehir gerçekten birbirine tahammül edemeyen insanların sayısının her an arttığı bir şehir olmuş. Sabır timsali Hz. Eyyub sanki bu şehirde yaşamamış, her türlü haksızlığa uğramış Hz. İbrahim sanki bu şehre ait değil.
           Türkiye’de olduğu gibi bu şehirde de çekişmeli bir seçim süreci yaşıyoruz. Birilerinin birilerini ötelediği, birilerinin birilerini görmezden geldiği çok derin bir tarafgirliğin yaşandığı bu süreçte herkes her kesi kırabilmekte ve açık olan diyalog kapıları kapatabilmekte. Hâlbuki öyle olmamalı. Seçimler bittikten sonra yüz yüze bakabileceğimiz günlerin geleceğini bilmeden davranış sergilememiz doğru değil. Soysal medyada, sokakta kullandığımız nefret dili ve ayrıştırıcı üslup var olan kardeşlik hukukuna zarar vermekte. Önce siyaset yapanların sonra da bizlerin bu dili bir an önce değiştirmesi gerekiyor. Siyaset yapanların hepsinin ortak yönü bu şehrin ve bu ülkenin daha yaşanabilir olmasını sağlamak olduğunu düşünüyorum. Öyle değilse bile öyle olmasını arzu ediyorum. Yapılan seçim çalışmalarının tabi ki bir rekabet ortamında geçmesi gerektiğinin farkındayım, fakat bu rekabet başkalarının yaşam alanını ve insanlık hukukunu zedelememeli. Oysaki yüzlerce yıl önce toplumun daha huzurlu yaşayabilmesi için Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye yaptığı nasihat siyasilerimize bir ders vermiyor mu? Ne demişti o çağın manevi dinamiği;
Oğul;
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. Unutma ki dünya sandığın kadar büyük değildir. Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür. Hırsımız, bencilliğimiz…
Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin; ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgârında savrulup gidersin. Öfken ve benliğin bir olup aklını yener! Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın, azminden dönmeyesin. Çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil, her işin gereğini vaktinde yap!
Öfke ateş, öfke afet, öfke şeytandır oğul. İnsanoğlu dağları devirir; ama öfkesine mağlup olabilir. Öfkeyle savaşı daima taze tutmak gerektir. Sabırsız olmaz oğul. Sabırsız menzile varılmaz. Kaf Dağı’na sabırsız ulaşılmaz. Sabır kara bir dikeni yutmak, diken içini parçalayıp geçerken de hiç ses çıkarmamaktadır. İnsan ocaklar gibi yanmalı, yanmalı da kimselere gamını ilan etmemelidir. Gözünü ötelere dikesin oğul, hesabını idealine göre yapasın. Şunu da asla unutmayasın: Her şeyin vakti tayin edilmiştir. Vaktinden önce öten horozun başı kesilir.
Vazifen çetin, yükün ağırdır oğul. Hizmette önde ücrette geride olasın. Vazifenin en ağırına talip olmakta kaçınmayasın. Vazifenin ağırlığı Yaratan’ın kullarına ihsanıdır. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördüğünü söyleme, bildiğini bilme, sözünü unutma, sözü söz olsun diye söyleme. Sevildiğin yere sıkça gidip gelme, muhabbetin kalkar, itibarın kalmaz. Düşmanını çoğaltma, haklı olduğunda kavgadan korkma! Bilesin ki; atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!
İyiliğe kötülük şer kişinin kârı, iyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik de er kişinin kârıymış oğul.
          Esenlikler diliyorum…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.