Günak sağ reklam
  • 01.10.2018
Ömer  Ağ

Ömer Ağ

Ekonomik kalkınma


              Kıymetli okuyucularım, geçen hafta ki Ekonomik Buhran başlıklı yazımda oluşan krizin nedenlerini anlatmaya gayret sarf etmiştim. Nedenler anlatılırken dolayısıyla çıkış yolu da gösterilmiş oldu. Bu hafta biraz daha açmak ve reçeteyi tamamlamak istiyorum.
              Bir ülkenin tam bağımsız olabilmesi ve bağımsızlığını koruyabilmesi için ekonomik yönden kalkınması şarttır. Bu da yerli malı üretimi ve kullanımı ile mümkündür.  Bu fikir 17 Şubat 1923 yılında iki hafta süren İzmir İktisat Kongresinde ortaya atılmıştı. Bu kongrede Gazi Mustafa Kemal ‘’Ekonomi demek, her şey demektir. Yaşamak için, mutlu olmak için, insan varlığı için ne lazımsa onların hepsi demektir. Ziraat demektir, ticaret demektir, çalışma demektir, her şey demektir’’ demiştir. Gazi Mustafa Kemal bu kongrede ayrıcalık taşıyan yabancı şirketlerin millileştirilmesi üzerinde de ciddi şekilde durmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul Milli Sanayi Birliği’nin açtığı Yerli Mallar Sergisinde yaptığı konuşmada ‘’Türk yurdu, Türk iktisiyadı, Türk eliyle, Türk tarihiyle yükselir. Türkler, Türk malı alınız, Türk malı kullanınız; Türk parası Türk toprağında kalsın’’ demiştir. Cumhuriyet ile eşdeğer olan bu yol haritaları yeterince anlaşılamamış olsa gerek ki hala milli ekonomiye sahip olamamanın sancılarını çekiyoruz. Milli ekonomiyi anlamış olsaydık bugünlerde olduğu gibi yabancı para birimleri karşısında Türk Parası bu kadar değer kaybetmezdi herhalde. 
              Bu ülkede milli menfaatleri her ahval ve şartta bireysel menfaatlerin üzerinde tutan memleket sevdalıları yol haritaları çizdi. Onların öngörüsü, görmesi gereken değeri daha yeni görmeye başladı. Oysaki millileşme çağrılarını yıllar öncesinden yapmışlardı. O sese kulak verilse idi bugün işin rengi değişebilirdi. 2014 yılında Sayın Feridun Öncel tarafından kurulan ve bugün itibari ile yurt içinde yaklaşık 70, yurt dışında yaklaşık 30 şubeye sahip olan Memleketçi Sanayici İşadamları Derneğinin (MİSİAD) 5 yıl önce ortaya koyduğu vizyon anlaşılmış olsaydı bu ekonomik kriz daha az zararla atlatılabilirdi. Ne diyordu Feridun Öncel ve ekibi 2023 vizyonu için; Yerli Otomobil, Milli Savunma Sanayinin Geliştirilmesi, Milli Bir Derecelendirme Kuruluşu, Türk Devletlerinin Başını Çektiği Bir Türk Bankası, Batının Boyunduruğunda Olmayan Bir Tahkim Kurulu, Türk İslam Dünyası İçin Anlaşmazlıkları Uzlaştırma Komisyonu, Türk İslam Dünyası İçin Ortak Teknoloji Geliştirme Enstitüsü, Milli Motor, Milli Nükleer Enerji, Milli Tohum. Bu çağrılar 5 yıl öncesinde maalesef gerekli desteği göremedi. Şimdi durum farklı, Milli Sermaye olmazsa olmazlar arasında artık.
              Milli sermayenin kıymetini bilen israf etmez, kendi kendine yetmesini bilir. Mesela 100 bin nüfusu dahi olmayan şehirlere 2 milyon kapasiteli hava limanları yapmaz, üç bin taraftarı olmayan takımlar için 50 bin kapasiteli stadyumlar yapmaz, hepsi yabancı üretim olan üçer beşer makam araçları olmaz. Siz üç beş dediğime bakmayın Türkiye’de 115 bin kamu da kullanılan araç mevcut bu rakam Fransa’da 2 bin.
              Son dönemlerde yerli ve milli vurgusu yapılırken bunun içinin de doldurulması gerekiyor. Dışa bağımlılık ne kadar azaltılırsa paramız o derece ülkemizde kalacak ve ülke zenginliğimize katma değer sunacaktır. Aksi takdirde yıllarca harcadığımız kalkınma adına emekler batının birkaç ayak oyunu ile heba olup gidecektir.
              Unutmayalım ki ‘’Toprağı işleyen, ekmeği dişler’’.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.