Lisanss
dclisans
  • 08.06.2020
Mustafa Kaplan

Mustafa Kaplan

Zümrüdüanka!

Doğuşundan ölümüne kadar, gelişen tensel ve tinsel hazlar eşliğinde egosal bir süreç yaşayan insanın;

Dünya işlerine fazla alakadarlığı, ahiret yurduna olan ilgisizliği, yaratılış amacına muhalif amelleri, yaşanacak uhrevi süreç sonrası bir takım cezayi müeyyidelere maruz kalacağı kuvvetle muhtemel iken:

Bu sapmalar yüzünden yükleneceği cezayi müeyyideler, yarın Ruz-î mahşerde kul statüsündeki bir insanı düşüreceği sefil ve reziline durumu bir tahayyül edelim.

Bu duruma düşmekten kurtulmanın tek yolu Fenâfillâh sırına ermekten geçtiğini söyleyen bazı mütefekkirler, bunun ancak; adına Seyri sülük dedikleri bir mana yolculuğuna çıkmakla mümkün olabileceği fikrinde birleşmişler.

Bunun, öyle sıradan bir gezinti olduğunu düşünmeyin. Türlü meşakkati ihtiva eden gizemli bir yolculuktur. Mana âleminde bir hikmet avcılığıdır. Bu yolculuk, yolcunun, yani avcının donanımlı olmasını gerektirir.

Manen ölmek diye telakki edilen bu kavram; Bekabillahta vücut bularak, sonsuzluk üzerinde bir yaşam tesisine yöneliktir. Yanlış anlaşılmasın, buradaki ölümden kasıt, ruhun bedenden ayrılması değil; süfli hissiyatın, insan özünü terk etmesiyle alakalıdır.

Asl olan "ene" gömleğinden sıyrılıp, terki Masiva'da Karar kılmak, Hakka tam anlamıyla bir teslimiyet bilincini tezahür ettirmektir. Akabinde, istenen hedefe intikal ettirecek sağlam bir imanın elde edilmesiyle, eline cûzî iradesi verilen insanın; varlığını ön plana çıkarmayıp, bunun Haktan gelen bir lütuf olduğunu bilerek, Nemrutlaşmamasıdır.

Bir sayısının arkasına milyarlarca Sıfır eklerseniz, değeri yine birdir. Oysa, Birin önüne ne kadar Sıfır eklense, değeri Sıfırlar adedince artar. Her ortamda varlığını his ettirmeye çalışarak, mütemadiyen kendini öven birinin, toplum içinde itibari bir teşekküllü varit olabilir mi?

Dünyadaki konumuna binaen, insanın sonsuz acz ve fakr içinde oluşunu idrak etmeyip, Şeytani ve nefsani duygularına yenilerek, kendini üstün görmek gibi bir gaflet içinde olması, onu var oluş gayesinden uzaklaştıracağı gibi; şahsıyla ilgili bir hiçlik mevzusunu da gündeme taşır. İnsan fıtratında uygun ameller sergilenmesi söz konusudur. Bunun tersi aykırılığı ifade eder.

Bu aykırılık, onun gitmesi gereken menzile ulaşmasını engelleyen en olumsuz etkendir. Allah için fenaya ermek bir yok oluş değil; bilakis var olmak, Hak'ta yeniden vücut bulmaktır. Bir Damla'nın denizde kaybolup; denizle birlikte varlık arz etmesi, Fenâfillâh için bir örnek teşkil eder sanırım. Her varlık Allah'ın birer zatı tecellisini yansıtan aynadır.

Bu aynaların kirli olması, yansıtılması gereken yansımayı yapamayacağı için işlevi durur. İşlev durunca İlahi sistemin dışına çıkarılması gündeme gelir. O halde fenâfillâh;  aslında Bekabillahâ ermek, (Allah'ın varlığında sonsuz yaşama ulaşmak)o sırra vakıf olmaktır. Anka kuşu misali, yaşadığı bilgi ağacında yanıp; küllerinden tekrar varlık sahasında tezahür etmesidir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.