lisans koleji sol
lisans koleji
  • 11.10.2021
Mustafa Kaplan

Mustafa Kaplan

MATERYALİZM'I RED EDİYORUM

Cansız varlıklarda olduğu gibi, canlı varlık türlerinde de eko sisteme benzer bir işleyiş hüküm sürmektedir. Materyalistlerin  sadece maddeyi baz alarak, manayı inkar yoluna sapmaları, onların bu minvaldeki tezlerini yerle bir etmektedir. Öne sürdükleri diyalektik kavramını,her iş ve oluşa  neden saymaları ,her şeyin  çelişkiler sonucu var olduklarını savunmaları, aslında kendi silahlarıyla kendilerini vurmaktan başka bir şey değildir. İdealist Felsefe'yi yok sayarak, çürütme gayretlerini de bir istihza konusu olarak görüyorum.

Madem her şey karşıtı ile  varlık arz eder;o halde madenin karşısında mananın olması da gerekmez mi?
Beden olmasa ruh;ruh olmasa beden de  olamaz.Bu kesin olarak böyle ise, neden işlerine geldiği gibi gerçekleri bilerek saklama gereği duyuyorlar garip doğrusu.

Hem her fiiliyatı, içinde var olan zıt kutupların olmasa olmazlığını bilimsel veriler ışığında savunacaksın;hem bunu inkar edeceksin, böyle bir saçmalık olabilir mi?

Oysa bu teorilerin tutarsızlık üzerine monte edildiğini, gerçeklerle taban tabana zıt olduğu müspet düşünenler için bilinen gerçeklerdendir.Bu beyhude uğraş, aynı zamanda bilim adına da  bir vakit kaybıdır .

Bu sistemde küçük bir denge sapması bile tüm işleyişi bozar,her şeyin menfi bir mecrada yok oluşuna neden olur. Gölgesine  bakıp;ortada görünmeyen bir ağaca yok demenin nasıl sağlıklı bir mantığı olabilir sizce!..

Varlığı olanı inkar, işte bu sistemi bozmak,altına dinamit koyup; fitilini  ateşlemekten öte bir şey olamaz.

Siz bir canlıya ait bedeni salt maddeden ibaret sayarak, bunu her alanda deklara ederseniz, kendi düşüncelerinizde boğulursunuz .Dışı gibi;içselliğin de var oluşu iki kere iki dört eder derecesinde kesindir.

Bunu da kimsenin inkar etmeye ne gücü ne aklı yeter.Kızan veya sevinçli olan bir insanın, mesela;ruh halinin dış yüzüne  yansıdığını görmemek mümkün müdür? Bir kişinin sessiz duruşunda bile, onun dışa vurmuş halini görmek zor değildir.

Aslında bu düşüncelerin sahipleri,kendilerine dert edindikleri tek şeyin, İdealist Felsefe'yi ortadan kaldırmak  olduğudur.Yani var olanı inkar etmek ,kuracakları düzen için bir araç ,bir sebep olarak telakki ediliyor.

Kendileri de bunun yanlış olduğunu bilmelerine rağmen,düşüncelerinde direnç göstermeleri, bir akıl kaosu yaratarak insanları savundukları sisteme kolayca  çekebimek içindir.

Veya işledikleri günahları sebebiyle, yarın mahkeme-i Kübra'da hesap sorulacağı  korkusuyla kendilerini bir avunma modunda tutarak,bir nebze kendilerini rahatlatmaktır .Bu da ister istemez avcıyı gören devekuşu misalini akıllara getirir.

Gerçeği inkar,aklın işleyişi ile ilgili bir arızayı da teşekkül ettirir.Bu da, yüksek bir bilinç tarafından dizayn edilmiş olan akla sokulmuş  verileri bozarak, o sistemin bozulmasını söz konusu yapar.

Konulup, yürürlükte olan  bir yasa mevcutsa, bunu inkar etmek, ister istemez o yasalara karşı bir suçun  muhtemelen işlenebileceğini görünür kılar .

Arabayla gidilen yolda bir duvar olduğu görülüyor;ama bu duvarı yok sayıp, son sürat üzerine sürülmesının nasıl bir aklî ciheti olabilir,  merak edilmesi gereken bir mevzudur bence.

Madem ki mevcut İlahi bir sistemden söz ediliyor;o halde bu sisteme göre fiiliyat sergilemenin daha akılcıl olması gerekmez mı?

Yatak odası dururken;mutfakta yatmanın nasıl mantıki bir izahı olabilir?

İdealist felsefeyi çürütmek adına, öne sürülen onca teorilerin, salt var olanı inkar için birer argüman olarak sunulması abesle iştigal sayılmaz mı?

Sahnelenecek bir tiyatro oyununda, ellerine senaryosu verilmiş oyunculardan birinin senaryo dışı bir hareketi, o oyunun bozulma'sında nasıl bir etkinlik arz ediyorsa; içinde bulunduğumuz bu  İlahi sistem için de böyle bir durum mümkündür.

Yumuşak bir zemin üzerinde inşa edilen  yüksek bir binanın, küçük bir salantı'da size yansıyacak cevabı yıkılmak olur ancak.

İlahi sisteme göre verilenmış bir beynin,o verilere istinaden bir işleyiş içinde olması gerekirken;bunun aksi yönde bir davranışın; onu taşıyan beden için menfi bir durumu var etmez mi?

Günlerce bir gösteri sunumu için emek verilip itinayla dizilmiş yüzlerce  domino taşlarından birinin kazaran veya  bilerek devrilmesi tüm taşlar için de devril'mek olduğu herhalde bilinen bir gerçektir.

Son derece teknolojik  sistemle donatılmış bir binanın içindesiniz.Kullanmasını bilemeyip,rast gele düğmeleri'yle oynamanız, hem o sistemin bozulmasını tezahür ettirecek;hem siz  otomatikman suçlu pozisyona düşeceksiniz.

Yüce Allah;Kitapları yanısıra onca Peygamber,evliya ve esfiya'yı sırf bu sistemi idrak etmemiz için  göndermesi boşuna mıdır?

Hangi fiili işlerse'niz  işleyin,o fiilin faili olmanız kaçınılmaz olur. Mesela inkâr fiiline tevessül etmenin karşılığı, kişinin direkt olarak münkîr olması demektir.

Bu öyle bir sistem ki, yüksek bir bilinç tarafından en ince ayrıntısına kadar planlanarak ,dışardan herhangi bir müdahalenin mümkün olamayacağı şekilde yürürlüğe konulup herşeyi tümüyle kapsamıştır.Canlı, cansız, küçük büyük her varlık bu sisteme dahil olup,bu sistemin şartlarına istesin,istemesin entegre olmak zorundadır. Bunun dışında bir muhalif hareket,bu sistemden otomatikman ekarte olmaya sebebiyet verir.

Bu sistem,herşeyin bir tez,antitez etrafında şekillenerek asıl olması gereken sentez'de  vücut bulmasıdır.  Misal:Hayat bir tez olursa;bunun tam karşıtı olan ölüm bir anti tezdır.İkisinin birbiriyle çatışmasının nihai sonucu öteki dünyada ebedi bir yaşam olan sentezı var kılar.Bir cevizi, içini yemek için sert olan kabuğunu dişlerinizle  kırmanız bile, bu sistemle ters düşmenizin bir ifadesidir.Bu şekilde bir davranışın karşılığı olarak dişlerinizin zarar görmesi bu sistemden size en belirgin cevaptır.

Bu sisteme uymak veya uymamak kişiye kalmış bir şeydir.Herkesin rotasını dilediği yöne çevirmesi kişinin cüz-i iradesine kalmıştır artık.

Allah cümlemizi  bu sistemin dışına atacak menfi fiilerin faili olmaktan korusun.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.