Lisanss
dclisans
  • 19.07.2020
Mustafa Kaplan

Mustafa Kaplan

MATERYALİZM, PUTPERESTLİĞİN DİĞER ADI

Kabul ettiremedikleri ateizmi, düşünsel safsatalarla topluma empoze etmeye  çalışan Materyalistlerin; hedefledikleri tek şey maneviyattan yoksun,sadece yemek, içmek ve eğlenmekten başka bir şey düşünemeyen modelde bir insan kitlesini var etmektir...

Bastırmaya çalıştıkları ölümden sonraki yaşamla ilgili belirsizlik ve  Cehennem korkusu, onları Materyalizmin Karanlık dünyasına sığınmaya koşturan muharrik bir güçtür adeta...

Bu durum, ister,istemez insanın aklına o meşhur deve kuşu hikayesini getiriyor.

Gerçeğe karşı inkarcı tutumun tutunamazlığı...Bunu bilerek aksi yönde davranış sergilemeleri ne derece akılcı bir davranış biçimidir varın tahayyül edin...

Pozitif bilimleri de kullanarak, tezlerini güçlendirmeye çalışmaları;onları içinde çırpınıp durdukları inkar batağına batıkça batmalarına sebep olmaktan öte geçmiyor.

Baz aldıkları bilimle vurulduğundan bihaber bir yaşam sürdüren bu güruh'un, yanlışlarında ısrarcı olmaları garip doğrusu.

Sürekli maddenin maddeyi yarattığından dem vurup, güya bilimsel verilerle ispat etmeye çalışma çabaları yine bilim kanunlarıyla sekteye uğruyor.

Buna, Newton'a ait Maddenin eylemsizlik yasasını örnek verirsek; hiçbir şey hariçten bir güç tarafından etkilenmeden Hareket edemez.Bu yasa;tüm Materyalist'lerin teorilerini alaşağı edip, çürüttecek türden.

Çünkü bilimsel kanunlar şüpheye yer bırakmayacak kadar kesinlik statüsünde boy gösterir.

Teori ise, ispatlanmamış bir sürü varsayımlar sürecidir,yani ispat gerektiren durumdur..

Yunan filozoflarından,ayrıca Hegelden esinledikleri Diyalektik felsefeyi; Materyalizme uyarlayarak dinsizligi yayma hareketleri boşa çıkan Marksistler'in , bu filozofik düşünce tarzı; Diyalektik düşünceyle taban tabana zıt olduğu müsbet bir akıl yürütme yoluyla gayet açık ve net anlaşılır biçimdedir.

Bir nesne veya düşünce; karşıt olanla karşılıkı  tanımlama arz ediyorsa,iki kere iki dört eder derecesinde kesin oluşu ile ilgili su götürmez  gerçekliği inkar edilemez boyuttadır.Hal böyle olunca burada Marksistler'in baş vurdukları Diyalektik düşüncenin onların elinde patladığını bilmek için filozof olmaya gerek yok.

Eğer onların Diyalektik yöntemleri tezle Antitezin mutlak sonucu olan sentezi veriyorsa;Ruhla bedenin tenakkuzî yapılanmasıyla ilgili doğacak sentez nasıl yorumlanır acaba?

Yani madde varsa;mananın varlığı mutlaktır..Ceset varsa,ruhta vardır.Başka deyişle; yaratılan varsa;yaratan Vâcib-ül vücut olur.Yani vücudu mutlak var olan, yokluğu mümkün olmayan Cenâb-ı Allah'ın varlığı nihai ve ezelidır.

Görünmeyen bir ağacın gölgesi,o ağacın varlığına en kesin delil değil midir? Başka bir ifadeyle;sizin o ağacı göremiyor olmanız, o ağacın var olmadığı anlamını taşımaz.Görünen gölgesi, otomatikman beyninize o ağacın varlığı ile alakalı  veri akışını tezahür ettirir.

Burada Dekart'tta atıfta bulunarak,onun o meşhur"Düşünüyorsam,öyleyse varım"sözünden hareketle;ruh olmazsa; beden madde olacağına göre,maddeleşşen bir varlığın düşünebilme gibi bir istidadı olabilir mi sizce?

Tüm yaratılan'ın vücudunu işaret ettiği,varlığına şahit olduğu bir Hallâk-ı âlemi inkara kalkışmak, Güneşi inkar etmek gibidir.Gözünü kapayan kendine karanlığı reva görür.Zere'yi yok saymak;küre'yi de yok sayma gaflettidır.

Sonlarından kaçış yeri olmayan Materyalistlerin,eni sonu kendilerini; varlığını inkar ettikleri Malik-î Yevmi din olan yüce Allah'ın huzurunda bulacakları kaçınılmazdır.

Zamanlarını  böyle boş şeylerle geçiren bu tür insanlara;Bediüzzaman hazretlerinin şu Farsça dizeleri suratlarına bir tokat gibi iniyor,
şöyle ki;
سَحَرْ حَشْرِيسْت، دَرُو هُشْيَارْ دَرْ تَسْبِيحْ هَمَه شَىْ

بَخَوابِ غَفْلَتْ سَرْسَمْ نَفْسَمْ حَتَى كَىْ؟
عُمُرْ عَصْرِيسْت سَفَرْ بَاقَبِرْمِى بَايَدْ زِهَرْحَىْ
بِبَرْخِيزْ نَمَازِى چُونِيَازِى كُو بِكُنْ آوَازِى چُونْ نَىْ

بَكُو: يَارَبْ! پَشِيمَانَمْ، خَجِيلَمْ، شَرْمَشَارَمْ اَزْ گُنَاهِ بِى شُمَارَمْ، پَرِيشَانَمْ، ذَلِيلَمْ، أَشْك بَارَمْ اَزْحَيَاتْ بِى قَرَارَمْ، غَرِيبَمْ، بِى كَسَمْ، ضَعِيفَمْ، نَا تُوَانَمْ، عَلِيلَمْ، عَاجِزَمْ، إِخْتِيَارَمْ، بِى اِخْتِيَارَمْ، اَ ْلاَمَانْ گُويَمْ، عَفُو جُويَمْ، مَدَدْ خَواهَمْ زِ دَرْ كَاهَتْ اِلَهِى! 1

Seher haşrist derû hüşyar der tesbihi heme şey
Bi hab-ı gaflet sersem nefsem heta key?Ömür asrist sefer ba kabri mi bayed zi her hey.Bıber hizi nemazi çu niyazi ku bi kun avazi çun ney.
Bego yareb!peşimanım,hacilim,sermeşarem,ez günah bi şumarem, perişanem,zelilim,eşk Barem,ez heyat bı kararem, garibem,bikesem,zayıfem,natevanem,alilem,acizem,ihtiyarem bîihtiyarem, el aman goyem,afu coyem,meded hvahem,zi dergahet İlahî!

 Uyanık ve uyuyan herşey tesbihdedir. Ey sersem nefsim, ne zaman uyanacaksın? Ömür bir asır da olsa her canlının kabre seferi gerekiyor. Namaza kalk, ney avazı gibi niyaz eyle. Yâ Rab! pişmanım; utanıyorum, sayısız günahımdan ar ediyorum. Zelîlim, istikrarsız yaşamaktan göz yaşı döküyorum. Garibim, kimsesizim, yalnızım, zayıfım, güçsüzüm, sakatım, âcizim, hem ihtiyarım, hem irâdesizim. El-amân diyorum, İlâhî dergâhından yardım istiyorum.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.