Lisanss
dclisans
  • 27.04.2020
Mustafa Kaplan

Mustafa Kaplan

Kapitalizm!

Alın terinin sömürüldüğü, Hakk'ın öznel çıkar duygularında unutulmaya yüz tuttuğu veya inkâr edildiği; süreğen sınıfsal çatışmaların eksik olmadığı bir düzendir Kapitalizm.

İşverenin; emeğine az ücret karşılığında, işe aldığı işçinin enerjisinden azami çıkar elde edip, servetine servet kattığı; dokusal özelliğinde her olumsuzluğu taşıyan bu sistemin ömrünün pek vefa edecek gibi görünmediği akla muğlak olmasa gerek.

Teknolojik gelişmelerin, gün be gün artan işsizliğe neden teşkil etmesi; yoksulluğun ve pahalığın yaşam üzerine kabus gibi çökmesiyle toplumsal reaksiyon dozundaki artış, ister istemez nicelden nitelle olan bir akışın doğal sonucunu ani bir sıçrayışa çevirip, yeni sisteme kapı arala ya bilir.

Bu çöküş süreci, mutsuz çoğunlukla; mutlu azınlık arasındaki tenakuzu gelişmelerle ilgili bir konjonktür dür. Kendilerini elit statüsünde gören aristokrat sınıfa ait azınlığın; paradigmalarına tehdit unsuru olarak gördükleri yoksul çoğunlukla ilgili paranoya; onlar üzerinde bir baskılama kompleksine dayalı politikaların üretilmesine zemin hazırlar.

Her sistemin, kendi içinde bir başka sisteme mader olduğu; bir zaman diliminde düşlenen yeni sistemin mutlaka tezahür edeceğine dair tarihi saptamalar mevcuttur.

Yaratılış gereği her şeyin değiştiği, değişeceği ile ilgili oluşumlara sebep; arkasındaki muharrik gücün diyalektik güdümlü olmasıdır.

Doğal yapılanma içindeki bu var olan değişim ve hareket potansiyeli, bir başka yapılandırmayı varit kılabilir. Kitlesel güce dönüşüm; istenilen bir sistemi yaşam platformuna dâhil edebilir.

Beyinler geliştikçe, mevcut sisteme bakış açıları da o minvalde değişimlere tabi olur. Bu yönde, bireyden topluma sirayet eden bir bilinç tesisi, mevcut düzenin bir yenisine saltanatını bırakmakla alakalı bir halef, selef durumunu gündeme düşürür.

Hangi sistem olursa olsun, varlığını sürdürüp; sürdürmemesi farklı konumlardaki sınıfların egosal şiddetten doğan çatışmalar belirler.

Bu çatışmalar o düzenle ilgili bir değişimi söz konusu yapmasalar bile, o düzeni yıpratırlar, işleyişi konusunda tahripkâr bir sürü sorun sunarlar.

Allah'ın kullarına armağan ettiği tüm yaşamsal değerlerin normal mecrasında müspet yöne olan akışıyla oynanması tüm dengeleri altüst eder.

Yine topluma kesilecek olan bu gayri tabi durumun faturasına ait bedellerin ödenmesi; fakir fukaraya ihale edileceğine şaşmamak lazım.

İnsanoğlunun enaniyet noktasında başladığı beyinsel olgunlaşmaların doğurduğu sahip olabilme hırsı; yaşadığımız dünyayı kaoslar Cehennemine çeviren bu fıtri aykırılık tır.

Oysa dünyanın herkese ait bir yaşam alanı olduğu, kimsenin yekdiğerine bir üstünlük kompleksiyle yaklaşımı olmaz olmamalı da.

Çıkar çatışmasında tarafların, hak bardağında batıl ikram etmeleri Allah'ın beşeri teamüller üzerinde ki emirlerine muhallîf bir davranış şeklidir.

Bunun böyle devamlılık arz etmesi, yeryüzü üzerinde yaşayan hiç kimseyi memnun edemeyeceği aşikâr.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER