Lisanss
dclisans
  • 22.06.2020
Mustafa Kaplan

Mustafa Kaplan

Fıtratta tüm yaratılan İslam’dır!

Tefekkür istidadı gelişen insan; her şeye daha müspet bakar. Çevresinde gördüklerini kalp gözüyle inceler, onları mana laboratuvarında masaya yatırır; çözmeye çalışır. Bu uğraşı, onu bulunduğu madde âleminden; mana âlemine bir yolculuğa çıkartır. Düşündükçe zihni berraklaşır, Kâinatın efendisi olan Allah'a hayranlığı daha çok artar; hayranlığı artıkça ona karşı muhabbeti de ziyadeleşir. Mesela dinimiz; başka dinden olana bile, kafir denilmesini pek tasvip etmez. Bu tavsiyenin hikmetini anlamaya çalışırsak, ne kadar yerinde bir söz olduğunu anlarız.

Allah'ın 99 ismi şerifini hemen hemen bilmeyenimiz yok gibi... Bu isimlere dolaylı dolaysız, bilerek veya bilmeyerek her canlı ibadet etmekte; kulluk görevini yerine getirmektedir. Mesela, hasta, doktor ilişkisinde; Allah'ın Şafi ismi Güneş gibi bariz bir şekilde tezahür etmiyor mu? Bir karıncayla bir insan rızıkları için aynı amaca; yani Allah'ın Rezzak ismine bir ibadeti vücuda getirmiyorlar mı? Nasıl ki bir devletin her kademesinde görev yapan memurların bağlı bulunduğu makamlara bir icra-i vazifesi mevcutsa; bu misaldeki gibi, her canlının bir vazifeyle muvazzaf olduğunun bilinmesi gerekir. Bu meyanda örnekleri çoğaltmanız mümkün.

Bir annenin evladına yaklaşımı bir çok ibadeti varit kılabilir. Yaramazlık yapan çocuğuna hiddetlenmesi Kahhar; şefkatle saçlarını okşaması Rahmet makamına karşı bir ibadet hükmüne geçtiğini bilmek; düşünenler için zor olmazsa gerek. Arı'nın bal için çiçekten çiçeğe uçması Allah'ın El-Alim; balı insanlara sunması El-Nafi (faydalı) ismine ibadetini ortaya çıkarır. Üzerinde Allah'ın ism-i Cemili(Güzel olan Allah)yüklü bir çiçeğin, buna tellallık yapması noktasında o çiçeği bir abit yapmasını ibretle hayranlıkla temaşa etmek lazım. Ehl-i Salip olduğunu bildiğimiz Edison'a kâfir diye bilme lüksüne sahip miyiz; değiliz elbette...Zira biliyoruz ki o; Allah'ın bir kaç ismine birden fazla ibadeti ifa etmiştir.

Bunu Edison bilmiş veya bilmemiş pek önem arz etmiyor. Önemli olan kul her ne yaparsa yapsın icra ettiği fiillerin tümü, Yaratanın bir veya bir kaç makamına birden bir taatin vücuda getirilmesidir.

 İstense de istenmese de her yaratılan abid hükmündedir. Bundan asla bir kaçış mümkün değildir. Hatta inkârın bile; ikrara açılan kapı olduğunu bunun zamanla bir ibadete dönüşebileceğini, şairin bu iki dizesiyle anlatabilirm."Ne kadar Allah’ı edersem inkâr; ikrar çıkar netice-i kâr"

 Her canlı Allah'a sonsuz bir teslimiyet içindedir. Bunda yaratılanın tercih şansı yoktur.

Her canlı İslami çerçevede bir yaşama zorunlu kılınmıştır. Ancak herkes Müslüman olamaz. Islamın ortaya koymuş olduğu kurallara uyum; o ulvi makama bir terakkiyi mümkün kılabilir.

 Yani Müslüman olmanın yolu, İslami vecibeleri yerine getirmekten geçer.

Çöllerde Mecnunun Leyla terennümlerini Mevla'ya çeviren o zat-ı Akdes; Mecnunun bu tebeddülatını boşa çıkarır mı sizce? Onun; Leyla'nın veçhinde gördüğü Mevla’ya aşkını tevcih etmesi, o cihette bir çaba içinde olması; Allah'ın ism-i Cemil'e olan bu yönelişini ibadete, çölleri bir ibadethaneye çevirmez mi?

Üstüne yağmur yağan ağacın, yeşerip dal budak salmasından mütevellit lisan-ı haliyle söylemiş olduğu Hamd-u senasını, mânâ kulağı açık olanlar rahatlıkla dinleyebilir.

Yeryüzünde hiç bir şey yoktur ki Allah'a ABD olma yolunda bir tenakuz irat edebilsin.

Varlığı inkâr; varlığı ispattır aslında... Sizin gündüzü; gecede tutma şansınız var mı? Gerçek Güneş gibidir; ne yapılırsa yapılsın doğuşu engellenemez.

Şu Cehennemlik; bu Cennetlik gibi yaratılanı kategorize etmeye kalkışmanın akıl kârı olmadığını bilerek; her şeyin Allah'ın tasarrufunda cereyan ettiğini bilmek en doğru yoldur.

 Evin bir sıcak köşesinde kıvrılıp yatan Kedinizin mırıltılarında Ya Rahim! Ya Rahim dediğini duyarsanız şaşmayın sakın. Kendince Rabbine bir ibadeti ortaya koymaktadır.

 Gülün içinde bulunduğu toprağı Asa-yi Musa gibi Allah'ın sonsuz kudretine yani Kadir ismine dayanarak yarıp varlık arz etmesi; Bülbülün Gülde gördüğü güzelliğin; Cemil isminden neşet ettiğini idrak etmesiyle; şevk içinde Ya Cemil, Ya Cemil demesinin bir ibadet olduğu gerçeğini haykırıyor adeta...

 En edna görünen bir böceğin bile, bir şekilde ibadet ettiğini tefekkür sonucu anlayabiliriz.

 Yeter ki her şeyi mana perspektifinde bakmayı bilelim, ona göre idrak denilen melekeyi bu minvalde meşgul edelim.

 Çocuğunu doğuran annenin doğuranlığı; Allah'ın yine Halik ismine ithaf edilmiş bir ibadet olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

(Sübhaneke la ilmelena illa ma allemtena inneke entel alimul hakîm. )

"Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti her şeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin." (Bakara)

Ayetini okuyup, sonsuz bir aczi yet arz ederek Allah'ın sonsuz ilmi ve sonsuz azameti karşısında cahilliğimizi, küçüklüğümüzü ilan etmek; başlı başına ibadet değil de nedir? Hiç mümkün müdür aynı tarlada değişik meyve veren ağaçlar; şaşırıp yanlışlıkla birbirlerinin meyvesini sunabilsin? Oysa bulundukları mekân aynı değil mi? Demek ki her şey sonsuz bir itaat içinde sonsuz kudret sahibi olan Allah'a ibadetlerini eda ediyor; onun buyruklarını sonsuz bir teslimiyet içinde de yerine getiriyor. İslâm teslim olmak demektir. Canlı cansız,  istesin, istemesin; Allah'ın buyruklarına uymak zorundadır. Siz hiç tersine akan bir nehir gördünüz mü? Yâda, hangi dine mensup olursa olsun; ölümle baş edene rastladınız mı? Bir bebeğin; doğumunu erteleme veya öne alma gibi bir iradesi söz konusu olabilir mi?

Ne yapılırsa yapılsın, kâinatların yaratıcısına ibadet kaçınılmazdır. Muttaki olan bir Müslüman tevekkül ve sonsuz ihlas içinde ibadetini huşu ve şevk içinde yerine getirmeye gayret eder. O yüzden Allaha teslim olmanın selametini bilen ve iman eden kişiye Müslim; olmayana gayrı Müslim deniliyor. Bu iki kısım insan; her halükârda bir şekilde ibadetlerini farklı olsa da yaparlar. Tabi bunların taltif ve tecziyeleri amellerine göre şekil kazanır. Allah bizi, inanan ve Hak yolda yürüyenlerle beraber eylesin! Zaten ibadetin anlamı; buyun bükmek, itaat etmek değil midir? Canlılar içinde sadece insanlara cüzi bir irade verilmiş ki; kulluk sınavında başarılarına göre ceza ve mükâfatı verilsin.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.