• 16.01.2019
Müslüm  Abacıoğlu

Müslüm Abacıoğlu

İdarecinin istişaresi

Muhterem Kardeşlerim…
İstişare, bir işi yaparken o işin ehli olan kimselerin görüşlerini almak demektir. İstişare ettikten sonra, istişare ettiği kimselerin görüşlerine uyma zorunluluğu yoktur. Hangi görüş aklına yatarsa ona uyar. İstişare edilen kimselerin, “Bizim görüşümüzü aldı, fakat bizim dediklerimize uymadı” demeye hakları olmaz.
Yine sizlere Tam İlmihal Saadet-i Ebediyye'den örnekler vererek anlatalım…
İstişarenin bir örneği Eshab-ı kiram zamanında yaşanmıştır. Hazret-i Ebu Bekir halife iken, mürtedlerle savaş etmeye karar verince, Hazret-i Ömer, istişare edilmesini teklif etti. Hazret-i Ebu Bekir de, ileri gelenlerle istişare etti. Müşavere heyetindekiler, çeşitli makul sebepler yüzünden savaşmayı uygun görmediklerini belirttiler. Şayet savaşılırsa da, askerlerin yarısının şehirde kalıp, şehrin emniyetini sağlaması gerektiğini söylediler. Hazret-i Ebu Bekir, hepsini dinledikten sonra, “İstişare yapılmıştır, savaşa karar veriyorum, tek kişi kalmadan askerlerin hepsinin de savaşa gitmesini emrediyorum” buyurdu. Eshab-ı kiram, kendi görüşlerine aykırı karar alınmasına en ufak bir tepki göstermediler. Çünkü istişare sonunda bu karar verilmiştir. Onun için idareciler, bizimle görüşüp de bizim düşüncemize aykırı hareket ederlerse, tepki göstermemiz caiz olmaz.
Emir üzerine bütün ordu, savaş meydanında toplandı. Düşman ordusu, yerin göğün askerlerle dolu olduğunu görünce, bunların en az yarısı da şehirde nöbet bekliyordur diyerek barış teklifinde bulunmaya, istenileni vermeye mecbur kaldı. Böylece Hazret-i Ebu Bekrin basireti, yüksek deha sahibi olduğu bir kez daha meydana çıktı. Müslümanlar arasında birlik beraberlik bozulmadan kâfirlere karşı savaşsız galibiyet kazanıldı.

İşte bizim idarecilerimiz de işlerini yaparken mutlaka ekibiyle, varsa danışmanlarıyla da istişare etmeli ve en son kararı gene kendisi vermeli. İstişare sonucunda çıkan ortak karar kafasına ve milletin ve memleketin faydasına ise o karar uygulanmalı. İllaki ne istişare sonucu çıkan karar, ne de liderin kararına illaki uymak şart değildir, itiraz da doğru değildir. Lider istişaresini ehil kişilerle mutlaka yapmalı ve ona göre son kararını uygulamaya koymalıdır.
Mesela Belediye Başkanlarımızın nüfusa göre Yardımcı ve Danışman alma hakkı vardır. Bu Danışmanlar ve Başkan Yardımcılarının ehil kişilerden olması gerekmektedir ki, kendisine yardımcı fikirler üretsinler, uygulamada da destek olsunlar. Yoksa Başkan tek başına her yere ulaşamaz. Birçok işi başarayım derken hiç biri işi de yapamayabilir.

İşte seçim kapıda ve adaylarımız aşağı yukarı belli. 
Mart ayı sonunda da seçim sonrası başa gelecek Başkanlar hemen mevcut ekip içinde işin ehli olanları belirlemeli, güvendiği herkes ile istişare etmeli. Ehil olmayanları da başka işlerde görevlendirerek iş bilen ekibini mutlaka kurmalı ki; memleketimize ve milletimize de hizmet edebilsinler.
İlk iş; Başkanın Özel Kalemi (Sekreteri) ve beraberinde olan koruma veya telefonuna bakacak koruma harici güvenilir ve candan birini belirlemesi ve görevlendirmesidir.
Başkan Yardımcılarını ehil kimselerden belirlemeli, güvenmeli ve görev bölümü yapmalı. Son söz yine kendisinin olmalı. Yani yapılan her işten bilgisi mutlaka olmalı.
Aksi durumda hem kendisi kaybeder, dolayısıyla memleket kaybeder ve hepimize yazık olur.

Bu arada bizlere de çok iş düşüyor tabii ki…
Öncelikle ben ve her Urfalının işlerin takipçisi olup, yanlışları önce Başkan ve ekibine sonra da gerektiğinde Ankara'ya iletmeliyiz ki; yanlışlar düzeltilsin ve bir daha yanlışa yönelinmesin.

İstişare toplantısı
İstişare toplantısında tartışılan görüşün, çeşitli yorumları ileri sürüldükten, tam bir incelemeden geçtikten ve doğruluğu kesinlik kazandıktan sonra idareci, onu zamanında uygulama alanına koymalıdır.
İdari işleri bilmeyen, tecrübesiz gençlere yetki verip önemli mevkilere getirmesi. Dostlarına eziyet etmesi. Ücrette adaletten ayrılması. Tayinlerin, nefse uyup hissi sebeplerle yapılması. Yol gösteren akıllı kişilerin küçük görülmesi idarecinin düzensizliğine delildir.

İdareci; şu 8 şeye benzemeye çalışmalıdır: Yağmur, Güneş, Ay, Rüzgar, Ateş, Su, Toprak, Ölüm.
Yağmur; yağıp yüksek ve alçaklarda bulunan bitkilere bir sene yetecek kadar gıda verir ve gelişmesine yardımcı olur.
İdareci de, herkese mevkisine göre bir senede geçimini sağlayabilecek ücreti vermelidir.
Güneş; aylarca sıcaklığını sürdürüp yeryüzünde bulunan rutubeti çektiği gibi, idareci de, elemanlardaki sıkıntıları izale etmeye çalışmalıdır.
Ay; uzak-yakın herkesi ışığı ile aydınlattığı gibi, idareci de uzak-yakın herkese ışığını saçmalı, sırf seçkinlere ait kılmayıp, ay gibi cömert ve feyizli ışıklarını, adalet ve keremini cömertçe herkese yaymalı, adalet aydınlığından kimseyi mahrum bırakmamalıdır.
Rüzgar; esintisiyle, her tarafı tesiri altına alırsa, idareci de; güzel tedbirleriyle doğru, güvenilir adamlarının istihbaratı ile bütün görevlilerin hareket tarzları hakkında tam olarak bilgi edinmeli, bunlardan hiçbirini ihmal etmemelidir.
Ateş; dikenli ve zararlı maddeleri yakıp yok ederse, idareci de, idarenin huzurunu kaçıran fesatçıları, bozguncuları, idarenin adalet kılıcının ateşiyle yakıp-gidermeli, diğer elemanları bunların zararından kurtarmalıdır.
Su; akarken kendine itaat edip yumuşaklık gösterenlere karşı yumuşaklık gösterip; şiddet ve sertlikle yolunu kesip set kuranların üzerlerine de aynı sertlikle kükreyip nice bentleri yıkarak ağaçları söktüğü gibi; idareci de itaatkâr ve saygılı olanlara yumuşak davranmalı, idareye karşı gelenlere ise şiddet gösterip, idarenin düşmanlarını yavaş yavaş çoğalan bir sel gibi günbegün yüklediği ağır yükler ve azarlamalarla susturmalıdır.
Toprak; içine ne gömülse, üzerine ne kadar ağır yük konsa, taşıyıp tahammül ettiği gibi, idareci de sırlarını gömmeli ve kötü işlere tahammül göstermelidir.
Ölüm; nasıl ki ansızın ortaya çıkar, dünyanın geçici lezzetlerine dalmış olan gafilleri yakalar, üstelik rica ve rüşvet gibi bir şey de kabul etmeyerek ruhunu alıp bir dakikalık zaman vermezse, idareci de; idarenin düşmanlarını veya bozguncuları yola getirmek için, ansızın yakalamalı, hiçbir şekilde kaçmalarına müsamaha göstermemelidir.
İdareci, personelden ölmüş olanların geride kalanları ile de ilgilenmelidir.

İki Müdür arasında itişip-kakışma olmuşsa, idareci bunları birbirinden ayırmalı ve uzaklaştırmalıdır. Çünkü aralarına düşmanlık girmiş iki idareciden hakkaniyet üzere hizmet umulmadığı gibi, bazen de bir fitnenin çıkmasına sebep olabilir.
Nitekim bahçe sahibi birbirine yakın olan dalları birbirine geçmeye başlayınca o kısımları kesip temizler. Eğer temizlenmezse, ağaçlar gittikçe verimsizleşir, meyve vermez, kurur.

Allahu Teâlâ cümle ümmeti Muhammed'i salih kullarından eylesin, en iyi şekilde memleketimize, milletimize hizmet etmeyi nasib eylesin. (Amin)


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.