• 29.11.2018
Müslüm  Abacıoğlu

Müslüm Abacıoğlu

Darılmak yanlış olur Dargınlar barışmalı

Muhterem Kardeşlerim…
Mademki, “Elhamdülillah Müslüman'ız” diyorsak, menfaatimize ters düşen bir hareket te olsa karşımızdakilerle küsmemeliyiz. Hele bu seçim sürecinde destek olduğunuz partinize de yaptıkları bir yanlış nedeniyle küsmek, yada sizin yerinize başka birini öncelikli görmeleri sizleri küsmeye itmesin. Mademki o partiyi beğenmişiz ve başkanına inanmışız. Öyleyse dinimizin gereği hele inandığımız lider Hükümet Başkanı ise, Devletimizi idare ediyorsa mutlaka O'na biad etmeliyiz.
Efendim;
Müslümanların dargın durması kötüdür. Dargınları barıştırmak sevabdır. Dargın durulmayıp barışmalı. Hoşlanılmayan kimseyle de, samimi olmamalı, ama rastlayınca selamlaşma ihmal edilmemeli. Yani konuşmamakla dargın durmak farklıdır. Zararı gelecek kimseyle konuşmak gerekmez, ama rastlayınca selam vermelidir.

“Bazı arkadaşlarla konuşmuyorum, konuşunca zararları dokunuyor. Yanlarına gitmekten çekiniyorum” diyorsanız; madem size zararı dokunuyor, kin beslemeden mesafeli durmak günah olmaz. İhtiyaç olmadıkça konuşmamanın da mahzuru olmaz. Ama görüşüldüğü zaman, yine ihtiyaç kadar konuşmalıdır.

Görüştüğünüz zaman, sıkıntı veren iyi ve kötü arkadaşlarınızla ister istemez konuşmuyor iseniz, dinimizde üç günden fazla küs durulmuyor, ancak sıkıntılarından uzak kalmak niyetiyle bunlarla konuşmamak uygun olur. Çünkü; küs durmak ayrı, konuşmamak ayrıdır. İnsan konuştuğu hâlde, kin güdebildiği gibi, konuşmadığı birine kin gütmeyebilir. Kin gütmemek şartıyla, bir mazeretle konuşmamak ve araya mesafe koymakta mahzur olmaz.

İslam âlimleri buyuruyor ki:
“Arkadaşına üç günden fazla dargın duran, affa veya şefaate kavuşmazsa, Cehennemde azap görür.”

Günah işleyene, darılmak ve nasihat için ondan uzak durmak caiz, hattâ müstehabdır. Bu, Allahü Teâlâ için darılmak olur. 
Hadis-i şerifte, “Amellerin en kıymetlisi, hubb-i fillah ve buğd-i fillahtır” buyuruldu. 
Hubb-i fillah, Allahü Teâlâ için sevmek demektir. Buğd-i fillah, Allahü Teâlâ için sevmemek, dargın olmak demektir. (İslam Ahlakı)

Daha da önemlisi; dargın olanları barıştırmak, akrabayı ve din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Erkeklerin kabirleri ziyaret etmeleri de sünnettir. Dargın olanları barıştırmak sünnettir, sevaptır. 
Davut aleyhisselâmın yanına iki kişi gelip, birbirini şikâyet ettiler. Dinleyip karar verip giderken, Azrail aleyhisselâm gelip;
-Bu iki kişiden, birincisinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti, fakat ölmedi dedi. Davut aleyhisselâm hayret edip, sebebini sorunca;
-İkincisinin bir akrabası vardı. Buna dargın idi. Bu gidip, onun gönlünü aldı. Bundan dolayı, Allahü Teâlâ, buna yirmi yıl ömür takdir buyurdu, dedi.

Hadis-i şerifte;
“Sana darılana git, barış! Zulüm yapanı affet. Kötülük yapana iyilik et” buyruluyor. 
Öyleyse biz neden küselim, kızalım ki;…

Bakınız mevcut Belediye Başkanımız Av. Nihat Çiftçi de, kendisinden sonra Belediye Başkanlığı görevine partisinden aday gösterilen Noter/Av.Zeynel Abidin Beyazgül'e destek çağrısında bulundu ve bu düşüncesini basın açıklaması ile de duyurdu.
Bizlerde elimizden geldiğince birlik, beraberliğimizi devam ettirelim, safları sıklaştıralım, meydanı boş bırakmayalım… Yanlışlar olsa bile o yanlışı (bize, size göre değil, herkese göre gerçekten yanlış ise) mutlaka parti liderine, Hükümet Başkanına veya yetkililere mutlaka iletmeliyiz ki gereği yapılsın. Yoksa “Kuş dağa küsmüş, dağın haberi yok” misali davranmış oluruz.

Her halükarda hakkımıza hayırlısı olsun diyelim ve bizler üzerimize düşeni yapalım…

Allahu Teâlâ cümlemizi şaşırtmasın, günahlardan, yanlışlardan muhafaza eylesin. (Amin)

(Kaynak: www.dinimizislam.com)


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.