• 23.02.2017
Mehmet Salih Şansal

Mehmet Salih Şansal

Urfa'yı boğmak...

 

 

 

Urfa‘yı çok uzun yıllardır boğup duruyoruz.

’Bu kente yeni cazibe alanları kazandırıp şehrin yoğunluğunu dağıtmak durumundayız‘ lafını gazetecilik meslek hayatım boyunca o kadar çok duydum ki..

En yetkili isimlerimiz her fırsatta bunları söyler, sonra yine bildiklerini okurlar..

Yakın Urfa tarihine baktığımızda bu yanlışların ta İbrahim Halil Çelik‘in Belediye Başkanı olduğu döneme kadar uzandığını görürüz.

Çelik o dönem, yani 1980'li yılların sonuna doğru Haşimiye meydanına beton (Pasaj) kondurdu.

O zaman  ’Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu‘ diye bir kurum yoktu. ’Bunu yapmaktan başka çaremiz yok‘ denilerek onlarca güzelim Urfa Evi, yıkılıp önce ’12 Eylül‘ sonra  ’Demokrasi‘ adını alan cadde açıldı. Amaç Balıklıgöl‘e ulaşımı kolaylaştırmaktı.

Bunun çare olmadığı çok geçmeden anlaşıldı.

1990'lı yılların başında, sanırım 1993-1995 yılları arasında önce Esat Akgöl, sonra Ahmet Bahçivan tarafından Sarayönü‘nde bazı dükkanlar yıkılarak caddenin bir bölümü genişletildi.

O zamandan beri caddeyi  Yıldız Meydanı‘na kadar  gerçekleştirmeye hiç bir Belediyenin ekonomik gücü yetmedi.

Sonraki yıllarda da yerel yöneticilerimiz yeni cazibe alanları oluşturup yoğunluğu dağıtmak yerine, şehri boğmaya devam ettiler..

Karakoyun iş merkezi ve Abide‘ye dev otel binası ranta çalışan kafaların ürünüydü.

Sonuçları iyi hesap edilmeden, bilirkişilerin görüşleri dikkate alınmadan trafik yoğunluğunu arttıracak projelere kolayca onay verildi.

Sırf rant ve siyasi hesaplar uğruna Urfa‘ya kıymaya 2000'li yıllarda da devam edildi.

Aynı hesaplardan Karaköprü de nasibini aldı, plansız biçimde yapılaştı, imar planlarının delinmesine göz yumuldu.

Diyarbakır yolundan her geçtiğimde yola yakın imar izni verenler, buna engel olmak için çaba harcarken tayini çıkarılan eski Urfa Valisi Muzaffer Dilek aklıma gelir..

Yer altına Otopark yaparak durumu düzelteceğimizi zannettik. Bunun sonucunda yazın cayır cayır yanan Topçu Meydanı ve Cumhuriyet Meydanı ortaya çıktı.

’Urfa‘yı boğma‘ insafsızlığının son halkalarına gelince...

Stat arsasına dev AVM,  Eski Hal Pazarı arsasına ’ 6 işyeri, 88 ofis ve 463 dükkan‘

Bu projeler bittiğinde oluşacak trafik yoğunluğunu bir gözünüzün önüne getirin..

Ha diyeceksiniz ki iş işten geçti, işin başındayken tepki gösterecektin..

İnanın gösterdik, gücümüz yetmedi, azınlıkta kaldık.

Benim gibi bir çok yazan, çizen düşünen Urfalı, stat arsasının ticari amaçla değerlendirilmemesi,, kamu yararının gözetilmesi gerektiğini yazdı.

Zeynel Abidin Beyazgül o zaman AK Parti İl Başkanı değildi. Buranın betonlaşmasına karşı olduğunu eyleme katılarak gösterdi.

Kardeşi Kültürel Mirası Koruma Derneği Başkanı Yüksek Mimar Uğur Beyazgül buranın tamamına  ilişkin güzel bir park projesi uygulanması halinde Balıklıgöl‘e alternatif olabileceğini söyleyip, taslağını bile hazırladı. 

Urfa Mimarlar Odası yöneticileri, Eski Belediye Meclis üyesi Mehmet Cafer,  Eski Kent Konseyi Başkanı Yusuf Sabri Dişli şu anda aklıma gelen isimler.. ’Yapmayın, etmeyin, şehre yazık etmeyin‘ deyip durdular.

Yarın torunları ’Peki bu yanlışlar yapılırken sen yaptın dede?‘ diye sorulduğunda ’Ben şunları şunları yaptım‘  dıyebilecek sözleri var yani..

*

Farkında mısınızdır;  ’Urfa‘yı çok seviyoruz‘ deyip  şehri bu hale getiren  eski Belediye Başkanlarının, siyasilerin çoğu il dışında yaşıyor.

Niye doğup büyüdükleri şehirde yaşamak istemiyorlar.

Hele bir düşünün


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.