• 26.04.2017
Mehmet Fethi Göktepe

Mehmet Fethi Göktepe

Söyleyin Dostlar!

Biz mi  çok şanslıydık, yoksa bu nesil mi çok şanslı bilemiyorum. Senede bir defa oda bayramda yeni bir asbap alınır, yeni naylon cankurtaran ayakkabı veya cızlavet çizme giyerdik. Çoraplarımızın burun ve topak kısımları yırtılınca pantolonlarımızın diz kısımları yırtılınca yama yapılırdı. Okula giderken beş kuruş harçlık alır onunla yetinmeye çalışırdık.

Gülle oynar, deleme çalar hurp oynardık. Daha pek çok oyunlarımız vardı. Birdir bir, ebe saklamai kozakırık, kolçı kaçakçı, tolaka, yüzük saklama, dele bir, daha neler neler. Sıra gezerdik sıra gecelerinde, hekêt söyler, mesele anlatırdık. Kimimizin evi Kalaboynunda, kiminki kimininki Muksimorda, kimimiz arap meydanında, kimimiz Tılfırında otururduk. Evlerimiz birbirine çok yakın değildi ama hafta sonunu zor ederdik. Çünkü o gece sıramız vardı. Düğünlerimiz, taziyelerimiz yani acımız kederimiz birdi. Beraber güler beraber ağlardık. Fazla bir israfımız ve eğlencemiz yoktu. Haftada bir gece sıramız , bir gece de sinemamız vardı. Konserlere giderdik. Pazar günleri dağlara, bağlara ve bahçelere giderdik. Hastalarımızın başucunda oturur, ağzına su damlatır, Yasin okurduk. Düğün ve taziyelerde hizmet ederdik.

Evde birkaç kap yemek pişirilse, bir kap yemeğimizi komşumuza verirdik. Bayramlarda tüm akrabaları ve büyüklerimizi ziyaret eder, el öperdik. Bu arada konu komşuyu da unutmazdık. Bayram leylisine, dönme dolaplara biner, balon alır, akıt yerdik.

Kadınlarımız haftada bir gün sinemaya, bir gün de dağa(kır) giderelerdi. Her sabah heyatı yıkar, gesleri ıslatır, tandırlarda ekmek yaparlardı.

Kurban Bayramında hangi tanıdık, eş, dost, komşu kurban kesmemişse etin en güzel kısımları taksim edilir, onlara dağıtılırdı. Az kazanır, az çeşit yerdik. Her Ramazan gecesinde çiğköftemiz vardı. Belki her evde elektrik yoktu, yazın damda tahtın üstünde yatarken yıldızları sayardık. Pek çok aile bireyleri aynı heyatlı evde oturur ama kimse kimseyle çekişmezdi. Herkes iş bir iş bölümü yapardı. Eğer ges yıkanacak, ekmek yapılacak, heat süpürgelenecekse herkes işin bir ucundan tutar, ikindi ezanına kadar iş bitirilir, akşam yemeği için bir telaş başlardı. Mutfağımız yoktu, tüpümüz, gazımız yoktu, çamaşır, bulaşık makinası, buzdolabı icat olmuşsa da bizlerde yoktu. Belki pek çok şeyimiz yoktu ama ağzımızın tadı vardı. Kanaat vardı. Dostluk vardı, komşuluk vardı, insanlık vardı.

Ya şimdi hemen hemen herkesin şeyi var. Her evde iki televizyon, dört cep telefonu, her evin önünde iki-üç araba koltuklar, halılar lüks ve ihtişam her evde. Ailenin bireyleri sofrada bile bir araya gelemiyoruz. Çocukların, anne ve babaların, hemen herkesin elinde akıllı cep telefonları, internet ve facebook… Bir sitede veya bir binada kaç kişi kitap okuyor? Çocuklarımız vermiş olduğumuz harçlıkları beğenmiyor. Gençlerimiz neredeyse akrabalarını tanımıyor. Kimse kimsenin evine gidip gelmiyor. Ya bir düğünde ya da bir taziyede karşılaşıyoruz. Yazacak çok şey var ama çok yazıyı da kimse okumuyor.

Onun için söyleyin dostlar Allah aşkına biz mi şanslıydık yoksa bu nesil mi!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.