• 25.04.2017
Mehmet Fethi Göktepe

Mehmet Fethi Göktepe

Bir zamanlar…

Evlere, işyerlerine telefon almak için 8-10 yıl sıra beklenirdi. Gaz ocağı ve tel dolabımız vardı.

Her evde elektrik olmadığından gaz lambası, fanus veya lüks kullanılırdı.

Tuvaletlerde takunya olurdu.

Okul önlerinde Annep, Alıç, Dağdağan satılırdı.

Okullarda ABD yardımı süt tozu ve balık yağı hapları dağıtılırdı.

Bayramlarda elbiselerimizi ve yeni ayakkabılarımızı yatağımızın baş ucuna koyardık.

Genellikle Pazar günleri yıkanırdık.

Çamaşır yıkama günleri, çamaşırlarımız değiştirilirdi.

Sinema filmlerinin reklamı sırtta taşınan tahtalarla yapılırdı.

Buzdolabı olmadığından buz ve gaz yağı olarak günlük olarak sokaklarda satılırdı.

Radyo en kıymetli eğlencemizdi, o da her evde bulunmazdı.

Çarşamba günü sabah 9.05’te radyodan dinleyici istekleri yayımlanırdı.

İlkokullarda okuma bayramı yoktu. Herkes okurdu ama kimse bayram yapmazdı.

Aşı yapıldığı zaman tek iğneyle koca sınıf bitirilirdi, iğne de değiştirilmezdi.

Fotoğraf çektirirken vakur ve ciddi durmak önemliydi. Kitap ve defter kaplarımız kırmızı ya da mavi olurdu.

Buzdolabı yoktu, artan yemekler kovalarla kuyulara sarkıtılırdı.

Yaz geceleri akrep toplanmak, hem harçlığımızı çıkarmak için hem de gençler arasında bir övünç kaynağıydı.

Çocuklar, kendi yaptıkları telden, tahtadan, bezden oyuncaklarla oynarlardı.

Erkek çocuklar, deleme, kozakırık, gülle, koçlu kaçakçı oyunları oynarken, kızlarda dellobir, seksek, iple atlama oyunları oynarlardı.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.