lisans koleji sol
lisans koleji
  • 13.08.2021
Mehmet  Faraç

Mehmet Faraç

Sinsi ''istila''nın perde arkası...

Türkiye'nin başına sadece sosyal, siyasal ve ekonomik olarak değil, güvenlik açısından da büyük belalar açan sığınmacı-göçmen akını da gösteriyor ki, bir ülkeyi istila etmek için topla-tüfekle, uçakla-tankla taarruz etmek gerekmiyor...

Ankara'nın Altındağ ilçesinde, 18 yaşındaki bir gencin bıçaklanarak öldürülmesi, birinin de yaralanmasının ardından başlayan olaylar işte hem bu istilanın nasıl bir tehdit yaratacağını gösteriyor, hem de Türkiye'nin ileride yaşayacağı sosyopolitik karmaşanın ciddi bir işaretini veriyor...

Çünkü AKP lideri Erdoğan, "Türkiye yolgeçen hanı değildir. Sosyal medyada birilerinin abarttığı şekilde sınırlarımızdan düzensiz göç akını söz konusu değil" şeklinde tuhaf bir açıklama yapsa da; sınırları koruduğu varsayılan yüzlerce kilometrelik duvara, aydınlatma hattına, kulelere ve kameralara rağmen her gün binlerce Afgan elini kolunu sallayarak Türkiye'ye girmeye devam ediyor...

Bu sırada toplumun tepkisi umursanmazken, uyuşturucu pazarlayandan kadınları taciz edene, siyasetçilere küfür edenden sokaklarda terör estirenlere kadar, (Suriyeliler'den sonra) Afgan kaçaklar da memleket için büyük bir güvenlik sorunu yaratıyor...

Bir de olayın perde gerisinde Afganistan'da yaşananlar var ki; Türkiye'deki güvenlik sorununu önümüzdeki dönemde çok ciddi bir kaosa dönüştürecek...

Unutulmasın ki; Irak iç savaşı Türkiye'de PKK terörünü hortlattı, Suriye iç savaşı ise IŞİD, El Kaide ve PKK saldırılarını artırdı...

Hiç kuşkusuz Afganistan'daki kargaşa da dinci terörü, sığınmacılar arasından Türkiye'ye yansıtacak...

İşte son 10 gün içinde 6 büyük eyaleti daha ele geçiren, Mezar-ı Şerif sınırına dayanan ve bu arada bölgedeki milyonlarca Türkmen'i de ürküten Taliban, "şeriat" çığlıklarıyla tüm dünyayı korkutmaya devam ediyor...

Dünya neden korkmasın ki, ortada birçok ülkede intihar saldırıları düzenleyen ve katliamlar yapan IŞİD gibi bir deneyim var...

Taliban'ın iyice kontrolden çıkmasına Avrupa'dan da tepkiler gelmeye başladı..

Alman hükümeti, "Taliban iktidarı ele geçirip şeriat getirirse, Afganistan'a mali yardımı keseriz" diye duyuru yapmakta gecikmedi...

Toplumu infiale sürükleyen olaylara rağmen Afgan göçmenler için "bizim insanlarımız" diyen AKP'lilerin şaşkınlığı ise devam ediyor...

Avrupa Taliban'a sırt çevirmeye hazırlanırken, daha önce Taliban'ın düşüncesine yakın olunduğu konusunda imada bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki akşam bir televizyon kanalında yaptığı açıklamada, dinci örgütle görüşüleceğinin işaretini verdi... Erdoğan şunları söyledi;

"Taliban'la bazı görüşmelere varıncaya dek şu anda ilgili kurumlarımız çalışıyor... Hatta belki benim bile onların lideri durumunda olacak olanı kabul etme durumum olabilir."

 

ÜNİVERSİTELERDE YABANCI İŞGALİ!..

AKP yönetimi Suriyeliler'in yol açtığı tahribata rağmen, Afganların daha şimdiden başlattığı güvenlik sorunlarını göz ardı ederek büyük bir aymazlık sergilerken, Türkiye içerisinde yaşananlar da giderek ürkütücü hale geliyor...

Çünkü dünyadaki mültecilerin 10 milyona yakını Türkiye'deymiş... Ve bunların çoğu sadece eğitimsiz-vasıfsız değil, aynı zamanda şeriat yanlısı örgütlere yakın duruyormuş...

Yani Türkiye'nin laik sistemiyle her an çatışabilecek bir potansiyel de yığılmış memlekete...

Maltepe Üniversitesi'nden Prof. Hasan Ünal'ın aşağıdaki saptaması ise Afgan istilasının sinsi bir plana dayalı olduğunun bir başka işareti... Diyor ki Ünal;

"Sığınmacı Afganlar Taliban'dan kaçıyor olsalar, aileleri olurdu... ABD'nin yakın iş birlikçileri olsalar, uçaklarla ve aileleriyle Pakistan'a tahliye edilirlerdi... Türkiye'de eğitilecek Afgan özel kuvvetleri olsalar, resmî/normal yollardan gelirlerdi... Bir organize iş ama ne?.."

Sığınmacılar sadece sosyoekonomik sorunlar yaratmıyor ve güvenlik sıkıntılarına yol açmıyor... Türkiye'yi adeta kuşatan sığınmacı akını aynı zamanda eğitimde de büyük bir haksızlığı tetiklemeye devam ediyor...

İşte dün medyaya yansıdı;

2013-2014 eğitim yılında 48 bin 183 olan yabancı öğrenci sayısı 2019-2020'de 185 bini aşmış...

Bunlardan 40 bini Suriye vatandaşıymış...

Trakya Üniversitesi'nde 3 bin 681, İstanbul Üniversitesi'nde 8 bin 115, Atatürk Üniversitesi'nde ise 3 bin 301 yabancı öğrenci bulunuyormuş...

Bu arada AKP'ye yakın olan 9 Eylül Üniversitesi rektörünün, yabancı öğrenci sayısını 200'lerden 10 binlere yükselttiğini de unutmamak gerekir...

 

AVRUPA HUZURDA, TÜRKİYE KAOSTA!..

Türkiye'de çoğu Avrupa-Amerika fonlarından nemalanan gazeteci kılıklı ajanlar, gerici ve bölücü tetikçiler ve Türkiye düşmanları; Suriyeliler arasında sızan intihar eylemcilerinin, patlayıcı kuryelerinin, suikastçıların ve IŞİD cellatlarının yarattığı tehdidi göz ardı ederek, bir yandan aldıkları ihale gereği Türkiye'nin gaflete dayalı sığınmacı politikasını desteklerken, diğer yandan da bu istilaya karşı çıkan siyasetçileri, bilim insanlarını, yazarları ırkçılıkla suçlayarak sinsi kuşatmayı körüklemeye devam ediyorlar...

Oysa herkes farkında ki; bu algı operasyonu göçmen ve sığınmacı kılığındaki terör unsurlarının yaratacağı tehdit kadar ülkeyi huzursuz ediyor...

Ancak bu istilayı, sözde (insan hakları) iddiasıyla savunan foncu tetikçilere rağmen Türk toplumu, yaşanan ve ileride büyüyecek sığınmacı kaosuna karşı teyakkuz halinde...

Çünkü Altındağ'daki olaylar da gösterdi ki, Suriyeliler ve Afganların yolaçtığı sıkıntılar her türlü provokasyona açık...

Türk kadınına küfür edenler, siyasetçilere hakaret yağdıranlar, Alanya'da Afganistan bayrağı, Kadıköy'de Taliban flaması açan provokatörlere rağmen Türk halkı (devletin müdahale edeceği beklentisiyle) soğukkanlılığını korumaya devam ediyor...

Bu arada halkın tepkileri anketlere de yansıyor...

Son araştırmaya göre, halkın yüzde 67'si sınırların göçmenlere tamamen kapatılmasını istemiş...

Diğer yandan anketler gösteriyor ki, mültecileri ulusal güvenlik açısından tehdit olarak gören yurttaşlar AKP'den uzaklaşmaya da devam ediyor...

Gelelim asıl soruya... Türkiye sığınmacı meselesi konusunda neden bu kadar gaflet içerisinde, AKP neden bu kadar duyarsız ve ortamı neden bu kadar başıboş bırakıyor acaba?..

Bu sorunun yanıtı Binali Yıldırım'ın 24 Kasım 2016'da yazdığı aşağıdaki twitte mi gizli acaba;

"Türkiye, AB'nin güvenliğini sağlayan bir ülkedir... Türkiye olmazsa mülteciler Avrupa'yı istila eder ve büyük bir sorunla karşılaşılır."

O halde nasıl yani; Fonlarla satın alınan gazeteci kılıklı ajanlarla sivil toplum örgütü kılığındaki kripto merkezlerin sinsi saldırıları ve AKP'lilerin duyarsızlığı, salt Avrupa rahat etsin, Türkiye sığınmacı-göçmen-kaçak üçgeninde boğulsun diye mi?..

Öyleyse vah Türkiye'm, vah!..  


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.