• 16.12.2017
Halil Metin

Halil Metin

İLETİŞİMCİLERİN SORUNU ÇOK BÜYÜK!

İletişim çağındayız, ama iletişimcilerin, iletişim fakültesi mezunlarının pek azının bir kıymeti var. Pek azımız umutlarla, hayallerle mezun olduğumuz alanımızdan, mesleğimizden (!) iş bulabiliyoruz. İş bulan meslektaşlarım da düşük maaşlara çalışmak zorunda kalıyor. Doğru dürüst bir sosyal hakkı olmuyor.

Bugün Türkiye’de 85 iletişim fakültesi her yıl binlerce mezun veriyor. Öncelikle sanıldığı kadar geniş olmayan bir sektör için neden bir ülkede gelişi güzel iletişim fakültesi açılır? Mezunlarının en büyük sorunu istihdam olan bir fakülte, neden işsizler ordusuna bir nefer daha katar? Evet, iletişim fakülteleri Türkiye’deki işsizlik rakamlarına katkı sunan bir misyondan ileri gidemiyor! Güya, bu fakültelerde iletişimci yetiştiriyorlar! Hayır, iletişim fakültesinde ancak; diplomalı işsiz yetiştir!

Hadi, devletin MEB, Talim Terbiye, RTÜK, Bilgi ve İletişim Teknolojileri, İlgili Bakanlıklar vd. kurumları iletişimcilerin sesini duymuyor, görmezden geliyor hatta iletişimcilere sırtını çeviriyor. Peki; iletişim fakültelerine ne demeli! Bu fakültelerde dersler veren, bilimsel makaleler (!) yazan koca koca profesörler, doçentler bu soruna bir çare arıyor mu? Taşın altına gövdesini koyması gerekenler, elini taşın altına koyuyor mu? Asla! Çok az hocanın gayret ettiği aşikar! Düşünün bir meslek erbabı yetiştiriyorsun; ama yetiştirdiğin öğrencinin bir vasfı yok, hatta mesleği koruma altına alınmamış. Bu kadar vasat bir bölümden bahsediyoruz.

Diplomanın sektörde bir ağırlığı, bir geçerliliği yok! Kamuyu katmıyorum, özel bir hastahanede doktor olmak isteyin bakalım! Ya da özel bir kolejde öğretmenlik yapmak isteyin. Hadi özel bir hukuk bürosunda avukat ol bakalım. Sana ilk soracakları soru, diplomandır. Diplomanın verildiği fakültedir. Meslek koruma altında, elini kolunu sallayarak avukat, doktor olamazsın. Madem iletişim bir uzmanlık (!) alanı neden meslek koruma altında değil? En azından TRT gibi, Anadolu Ajansı gibi kurumlarda iletişimciler istihdam edilse ya! Ama neredeee… Dayısı olanın kamuya kapak attığı bir ortamda liyakat aramakta saflık olur ya, dile getirmek adına niyetimizi ifade edelim istedik. Nafile… Ben iletişim fakültesindeki hocaların yerinde olmak istemem. Düşünsene yetiştirdiğin öğrenci mezun olduğunda ne hallere düşüyor!

“İletişim öğrencilerini mezun edip, senelerce boş yere oyalayıp ortada bırakan bir fakülteden bahsediyorum. İletişim fakülteleri kapatılsın o zaman; madem ki herkes bu işi yapabiliyorsa, bir meslek tanımı yoksa sokaktan geçen adama gel eleman lazım, gel çalış deniliyorsa kapatın gitsin bu fakülteleri. Kadroyu alıp, cübbeleri takıp, odasına kapanıp ay sonu maaş beklemekle olmuyor!” Geçtim taşı, elinizi vicdanınıza koyun ve bu sorunu ilgili mercilere taşıyın. Mezun ettiğiniz öğrencilerin arkasında durun! Öğrencilerin hocalarına güveni artık kalmamış! Ne hazin bir tablo…”

İletişim fakültesi dekanları başta olmak üzere tüm hocalar bir araya gelip mezunlarının sorunlarına çözüm üretmeli, her platformda sorunları tam yerinde tespit edip gündeme taşımalılar. Elbette iletişim fakültesi ya da üniversite iş bulma kurumu değil, ama iletişim fakülteleri ciddi bir sorunla karşı karşıya! Bu soruna çözüm bulmalılar!

Evvela ülkemizde bundan sonra iletişim fakültesi kesinlikle açılmamalı. Tabela niyetine olan, içinde doğru dürüst hocası olmayan fakülteler derhal kapatılmalı. Büyük şehirlerde olan fakülteler de en az 4 yıl eğitime ara vermelidir. Yoksa bu işin çözümü çok zor. Zaten iletişimciler kendi aralarında da birlik olamayan, her kafadan bir ses çıkan durumdalar.

Hadi bir de öz eleştiri yapalım; bunca mezunun olduğu bir ortamda ciddi efor harcamalıyız. Emek vermeden yemek bekleme! Fakülte yıllarında yan gelip yatma, kafelerde bahçelerde zaman öldürme. Yaz tatilinde staj kovala, iş ara ki meslekte yerin olsun. Peki, mesele bunları yapınca çözülüyor mu tabii ki hayır! İnsanın aklına hemen şu soru geliveriyor! Bu kadar kişi işsizlikten şikayetçi hepsi mi haksız, hepsi mi boş insan, bir doğruluk payı olamaz mı acep? Meselenin ucu derinlere kök salmış.

İnsanların umutla okuyup büyük bir hüsranın ortasına düştüğü bu iletişim fakülteleri koca bir HİÇ aslında. Kimse çocuğunu bu fakültelerde okutup bir gelecek sahibi olacak umuduna kapılmasın. Ben de Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu bir gazeteciyim. Bu kadar fakültenin fazla olmasını iş kaygısı yaşamaya başladığım dönemde düşünmeye başlamıştım. Şimdi, kapatılması gerektiğini düşünüyorum ve savunuyorum.

Medya Okuryazarlığı Sorunu

En azından istihdam umuduyla yıllardır öğretmen olabilmek için çapalayıp duran iletişimcilerin bir de medya okuryazarlığı konusu var. Ülkemizde her yıl 9 bin civarı pedagojik formasyon eğitimi almış, iletişim fakültesi mezunu olması düşündürücüyken daha da iletişim fakültesi açmak artık alay etmektir, umut çalmak, gelecek tüketmektir. Formasyon alan iletişimcilere MEB kadro açmalı! Medya okuryazarlığı dersi zorunlu olmalı ve bu ders iletişim fakültesi mezunları tarafından okutulmalıdır! Medya Okuryazarlığı dersi nasıl basit bir ders ki bunu verenler bir sertifika eğitiminden, hizmet içi eğitimden geçerek 4 yıllık bir eğitimi kısacık sürede alabilme başarısı (!) elde edebiliyor?  Bu durum bile iletişim fakültelerinin iflas etmesine işlevsizliğine kanıt olarak yeter de artar bile!  Maalesef eğitim sorunu ve istihdam sorunu iletişimciler için de kangren bir vakıaya dönmüş durumda. Kangren olan uzvu kesip atmak lazım. Tüm vücuda daha fazla sirayet etmesine izin verilmemeli!...

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.