Halil Manuş

Halil Manuş

ÖZÜRLÜ MÜ ENGELLİ Mİ?

TDK ‘Özürlü’ sözcüğünü üç maddede açıklamış

1-Özrü olan   2- Engelli   3- Kusuru olan, defolu

 

Ben genel olarak engelli tanımını kullanmaya çalışırım. Çünkü kendimi de potansiyel bir engelli olarak görürüm her zaman. Hatta:

 

            Engelli değilsek bugün

Engelli adayıyız biz

Ne getirir bilinmez gün

Engelli adayıyız biz….

 

Diye başlayan bir şiir ve “Siz Engelli Adayı Değil misiniz?” diye de köşe yazısı yazmıştın bundan birkaç yıl evvel.

 

Bugün bu yazımı yazmama bir öğrencimin durumu ve başarıları vesile oldu. Öğrencimi daha önceleri tanımıyordum çünkü bu okula bu sene gelmiştim. Şanlıurfa Eyyubiye’de görev yaparken o zaman tekerlekli sandalye ile basketbol oynayan engelli kardeşlerimizin başarısı beni ziyadesiyle mutlu etmiş, duygulandırmıştı. Yukarda sözünü ettiğim şiir ve köşe yazımı onun üzerine yazmıştım.

 

Şimdiki yazıma konu olan öğrencim “Ampute Futbol” oynuyor.  Nedir bu ampute futbol diyecek olursanız oyuncuların bacağın bir kısmının veya tümünün alınmış olmasıdır diyebiliriz. Ampute futbolun diğer 11 kişilik futboldan bir takım farklılıkları ve kuralları vardır. Kısacası temel kuralları şöyle:

 

- Ampute olmayan sporcular müsabakalarda yer alamaz.

- Sporcular maç esnasında protez kullanamaz.

- Oyuncular ampute bacağına ayakkabı giyemez.

- Oyuncular ampute ayağıyla topa vuramaz, vurduğu anda ceza alır.

- Sporcular ampute ayağıyla yere basamaz, bastığı anda ikaz alır.

- Sporcular 2 tane kanedyen (Koltuk değneği) kullanır.

- Kalecilerin bir kolu ampute olmalı, ampute olmayan elinle de eldiven kullanır.

- Ampute futbolda ofsayt yoktur, taç atışı ayakla kullanılır.

- Müsabakalarda hakem, yardımcı hakem ve 3. hakem görev alır.

- Müsabakalar 25'er dakikadan 2 devre oynanır, 10 dakika devre arası verilir.

 

Öğrencim Muhammed Civan Boz Şanlıurfa ampute sporunun kalecisi.  Yani bir kolu ampute. Kendisi Karaköprü Ortaokulundan bu dönem 8.sınıftan Teşekkür ile mezun oldu.  Kendisini bir kez de ben tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

Sevgili Dostlar,

 

Aramızda bedenen hiçbir özrü olmayan ancak onların özürlü(!) diye baktıklarının yaptıklarını yapamayan nice kişiler vardır. Ben böyle kişilere “Özürsüz(!) özürlüler” diyorum.  Ve sözü uzatmadan bu özürsüz özürlülere şöyle seslenmek istiyorum:

 

BEN ÖZÜRLÜYSEM SEN NESİN?

 

Bakıp ta görmeyen kişi

Ben özürlüysem sen nesin?

Çomak sokmak olan işi(!)

Ben özürlüysem sen nesin?

 

Çok haklısın, görmez gözüm

Sana da benzemez yüzüm

Ama aydınlıktır özüm

Ben özürlüysem sen nesin?

 

Marifet gözde, kaşta mı?

Aşk sevgide mi aşta mı?

Akıl yaşta mı, başta mı?

Ben özürlüysem sen nesin?

 

Maşallah Allah korusun

Kimden miras boyun posun

Bana özürlü diyorsun

Ben özürlüysem sen nesin?

 

Ürettin de almadım mı?

Yazdın da okumadım mı?

Seni bile sevmedim mi?

Ben özürlüysem sen nesin?

 

HALİL; sakın deme tekim

Seni, beni halk eden kim?

Yaradan en büyük hâkim

Ben özürlüysem sen nesin?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.