• 10.12.2018
Halil Koçakoğlu

Halil Koçakoğlu

Don kişot

Araba Çeşme Alaçatı güzergâhında ilerliyor. Hava insanı canından bezdirecek kadar sıcak. Tepelerin üstünü kaplamış beton yapılar bu haliyle vücudu kaplayan cılk yaraları andırıyor. İnsanoğlunun doğaya verdiği amansız zarar akıl ve mantık kurallarını hiçe saymasından çok vicdani anlamda doğaya karşı hiçbir şey hissetmeyişinden kaynaklanıyor olsa gerek. Bu durumu insanoğlunun vicdana dair tüm hislerini kaybetmesi olarak da düşünebiliriz. 
Hırs çok güçlü bir duygu.   
Uzak tepelerde gördüğümüz modern zaman yel değirmenleri oldukça yakınımızda artık. Kendi eksenleri etrafında dönüp duran pervaneleriyle yel değirmenleri, bazı bazı kafalarını tepenin ardından uzatıp yoldan geçenleri izleyen bir devi andırıyor.Tepelerin ardından kafalarını uzatıp geleni geçeni seyreden saf bir devi andıran bu rüzgârgülleri bana hep kafasında metal bir kaptan bozma miğferi ve elinde tuttuğu kör mızrağı ile ünlü şövalye Don Kişot'u hatırlatır. Olmayan sevgiliye anlatmak için yaşamak zorunda olduğu kahramanlık hikâyeleri adına yollara düşen ince uzun siluet. Köylü kurnazıSançoPanza, atıRosinanteileDulcinea del Tobaso adlı var olmayan sevgilisi için tüm kötülüklere savaş açmış bir aşk adamı. 
Haksızlık, hukuksuzluk ve en önemlisi vicdansızlık ile kuşatılmışgünümüzde tüm bu olumsuzluklara karşı dört yüz yıl öncesinden gelen saf bir isyandır o.  Don Kişot'un en değerli yönü kahramanlık öykülerini yazarken verdiği amansız mücadelede saflığını ve tebessümünü kaybetmeyişidir. En nihayetinde o insana hala inanmaktadır. Ünlü Fransız düşünür RogerGaraudy için o bir başka dünyanın da var olabileceğini müjdeleyen peygambervari bir şahsiyettir. Garaudy'e göre Don Kişot'ta'kurulu düzeni yıkan, kâinatın dengesine taze kan veren Peygamberlerin o kutsal çılgınlığı' görülmektedir.
Dört yüz atmış bir yıl önce bir eylül ayında doğan Miguel de Cervantes Saavedra, ilk modern roman sayılan eserinde ellili yaşlarında şövalye kitaplarında anlatılanlardan yola çıkarak kötülüklere savaş açmış bir adamı anlatır. Bazı kaynaklar Cervantes'in yarattığı kahramanın kendi hayatından esinlendiğini ifade etmektedirler. 
Dünün dünyasını günümüz dünyasından daha saf daha temiz daha vicdanlı bir dünya olarak hiçbir zaman düşünmedim. Çünkü dünden günümüze kalan tüm ahlaki değerler günümüz dünyasında karşılaştığımız vicdansızlıklara, ahlaksızlıklara, haksızlık ve hukuksuzluklara karşı dünden bir isyan olarak ortaya çıkmış kavramlardı. Yani dünün insanı da aslında günümüzün insanı kadar kirliydi. Kötülük her zaman vardı. Bugünü, bu anlamıyla dünden ayıran şey idealize edilmiş bir insan anlayışının çok daha fazla dejenere edilmiş olmasıdır. Dün, tüm bu olumsuzluklara saf bir tebessümle isyan eden Don Kişot aslında bugünde yaşamaktadır. Bugünden sonra da yaşayacaktır. O yüzden Garaudy, Don Kişot'u bir ideal olarak Jül Sezar'dan da Napolyon'dan da daha gerçek olarak görmektedir: “Don Kişot, kimsenin umursamayacağı değerler peşinde koşmaktadır. Don Kişot, Jül Sezar'dan da, Napolyon'dan da daha gerçektir. Onlar sadece tarih kitaplarında varlar. Don Kişot ise, sanki sahte gerçeğe meydan okurcasına, hayatımızda hep yaşar ve her an yeniden doğar.” 

Don Kişot'un her zaman hayatımızda var olması her an yeniden doğması onu kanlı canlı bir birey olmanın ötesine taşır ve bir olgu haline sokar. İnsanlık kavramı nasıl ki insan kelimesinden daha fazlasını ifade ediyorsa  “Don Kişotluk yapmak” söylemi de Don Kişot isminden çok daha fazla şey anlatmaktadır artık.O, bir varlık değildir. İdealdir. İdeal olanın somut halidir. Bu yüzden Don Kişotalegorik bir eser olarak da okunabilir pekâlâ. Olmayan fakat onun için kahramanlıklar yapılan sevgili Dulcinea del Tobaso saygı, sevgi, dürüstlük, vicdan olarak nitelediğimiz ahlaki değerlerimizi temsil eder. Yardımcısı kurnaz SançoPanza, Don Kişot'un kendi içinde beslediği ama onu ele geçirmesine izin vermediği öte yandan yeri geldiğinde kötülükleri dize getirmek için yardım aldığı ahlaksız yanı olarak okunabileceği gibi yaşadıklarımızı nedensellik kurgusu içinde değerlendiren aklımızın soğuk yüzü olarak da okunabilir. Don Kişot'un atı ve mızrağı da romanda önemli bir figür olarak göze çarpar. At ve mızrak kötülüklere karşı verdiği savaşta sıradan bir insanın acziyetini, donanımsızlığını temsil eder. Öte yandan Don Kişot dendiğinde hemen akla gelen yel değirmenleri ise günümüzün amacına ulaşmak için her şeyi mübah gören rekabetçianlayışı olarak değerlendirilebilir. Bu tarz okuma yapan bir başka Fransız filozof MichelOnfray'a göre metindeki yel değirmeni metaforu kibri işaret etmektedir.Onfray'a göre:“Don Kişot, dünyayı dile getiren fikrin dünyadan daha gerçek olduğuna inanan simgesel bir Platoncudur. Mağaraya inmiştir, gerçeği görmüştür, aydınlığa kavuşmuştur.”
Öte yandan Onfray' a göre Cervantes'in yarattığı kahraman çok da olumlu bir kahraman değildir. Onfray, “Gerçekleşmeyen Gerçeklik Don Kişot İlkesi” adlı kitabında okuyucunun kitaptaki kahramanın olumsuz yönlerini bir nevi törpülediğine kitaptaki kahramanı idealize etmeye çalıştığına inanır. Don Kişotluk kavramının Cervantes'in yarattığı kahramanı olumladığını söyler. Düşünüre göre okuyucu metindeki kahramanı aşan bir kahraman ortaya koyar. Metnin anlattığı birey günahlarından arındırılır. Don Kişotluk olgusuna dönüştürülür.Bu haliyle metin okuyucular tarafından tekrar yazılır esasında.
Toplumsal bilincimizde de Don Kişot'a yakın bir karakter vardır. Kemal Sunal'ın yarattığı Şaban tiplemesi bir bakımdan Anadolu'nun Don Kişot'udur. Özünde hiçbir kötülüğü olmayan, dünyadan hiçbir beklenti içine girmemiş bu karakter her zaman mazlumun yanındadır. Şaban tiplemesi de aynı insanlık, Don Kişotluk kavramı gibi onu gerçekte yaratan kişiyi aşmış ve onu doğuran karakterin her zihinde yeniden yorumlanmasını sağlamıştır. Kemal Sunal rol aldığı filmin konusu ne olursa olsun oynadığı karakter kim olursa olsun Şaban'dır. İnsanlardan ve onlarla olan ilişkilerinden bir şey beklemeyen, saf, çoğu zaman cahil cesaretinin tavan yaptığı bir karakter olarak o her zaman mazlumun yanındadır. Ezene karşı her zaman ezilenin yanındadır. Bu algı onun bazı filmlerde bir karakter olarak canlandırdığı kurnaz, hilekâr davranış şekillerini bile seyircinin gözünde yumuşatır. Onun bu ahlaki olmayan tavırları küçük muziplikler olarak izleyici tarafından hoş görülür.
İnsanlık tarihi aynı zamanda ahmaklığın tarihidir. Ahmaklığımızı yüceltmek adına verdiğimiz mücadeleyi kötülüğün iyiliğe karşı savaşı olarak lanse etsek de savaş her zaman insanla insan arasındadır. Öyle ya savaş, kötülüğe karşı olsaydı insanlık tarihinin bu en eski olgusu sayesinde her şey iyilik olmaz mıydı? Don Kişot veya bir başka kahraman kendi gölgemizle yaptığımız kavganın onurlu yansımalarıdır. 
Alaçatı restore edilmiş eski evleriyle, daracık sokaklarıyla çok güzel bir belde. Duvarlardan sokaklara taşan rengârenk çiçekleriyle onların yaydığı hoş kokularıyla insanlığın güzel şeylere olan yatkınlığını akla getiriyor. Hoş kokulu bir sabunla elinizi yıkadığınızda ortaya çıkan o temizlik kokusunu alıyorsunuz. Sokaklara taşmış masalar, sandalyeler, renk renk eski iskemleler ile sokak kapıları sizi gerçek dünyanın karanlığından bir süre koparıyor. Bu güzellikleri düşünebilen insan aklının bir gün savaşsız bir yaşamı da sağlayabileceğine dair ümit veriyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.