• 18.10.2019
Halil Koçakoğlu

Halil Koçakoğlu

ÇOCUKLARLA FELSEFE SAATİ -(CESARET ZEKÂ-VİCDAN)

Eleştiren, sorgulayan, yaratıcı düşünebilen bireylerin yetiştirilmesi çocukluktan itibaren felsefe yapabilmeyi öğrenmekle mümkündür.  Günümüz de modern dünya çocuklarla felsefe yapmayı ciddi anlamda önemsiyor ve destekliyor. Amerika ve Avrupa’nın birçok ülkesinde bu konuyla ilgili yoğun araştırmalar ve atölye çalışmaları yapılıyor.

Ülkemizde de bu konuya yönelik bir ilgi var. Özellikle büyükşehirlerde bu tarz çalışmalara rastlıyoruz. Bu konu aslında bizim eğitim sistemimiz için müthiş fırsatlar sunuyor. Fırsat eşitliğinin büyük problemler yaşadığı ülkemizde bu fikir ucuz ve kolay bir yöntem olmasıyla önemli bir fırsat yaratıyor.

Bu yüzden farklı sınıflarda atölye çalışmaları yapmaya çalışıyoruz. Tabi bizim atölye çalışmalarımız gerek oturma düzeni gerek katılımcı sayısı yönünden gerçek bir felsefe atölyesinden farklılık arz ediyor.  Fakat bu zorunlu farklılıklar sorgulayan, eleştiren, yaratıcı düşünen bireyler yetiştirmenin önünde bir engel değil.

İlkokul ikinci sınıftan öğrencilerle yaptığımız ilk atölye çalışmalarından birinde uyaran olarak Fransız yazar Michael Escoffier’in yazdığı, Eleonore Thuillier tarafından resimlenen ve Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “İyi Kalpli Küçük Tavşan” adlı öyküyü kullandım.

Küçük kalpli iyi tavşan bir gün ormanda gezinirken kurdun tuzağına düşer. Kurdun kendisi gibi diğer tavşanları da çalıştırdığı fabrikasına getirilir. İyi kalpli tavşan geldiği ilk günden itibaren o fabrikadan kurtulmanın yollarını arar. Fakat diğer tavşanlar bu konuda oldukça kötümserdirler. İyi kalpli tavşan yaptığı planla kurdu tuzağına düşürür. Tavşan diğer arkadaşlarıyla birlikte özgürlüğüne kavuşur. Hem kurdun fabrikası da artık tavşanlarındır.

Resimlerini göstererek yaptığım okuma sırasında çocukları metnin içine katmak için öykünün bir iki yerini drama yaptırttım. Tuzağa düşen tavşanın korkusunu, kurdun hain sevincini çocuklar bazen tek tek bazen sınıfça ifade etmeye çalıştılar. Bu tarz küçük drama çalışmaları çocukların öyküyü daha çabuk benimsemelerini sağlıyor. Çocuklara, “Şimdi kurdu yenen tavşanların zafer çığlıklarını hep birlikte atalım.” Dediğimde çocuklar büyük bir zafer kazanmanın duygusal hazzını yaşıyorlar. Bu küçük etkinlik öğrencilerin birazdan yapacakları tartışmanın içsel bir hazırlığı oluyor aynı zamanda.

Okuma işi tamamlandıktan sonra kısa bir 5N1K çalışması yapıyoruz. Sonra tartışmanın ilk sorusu geliyor:

İyi kalpli küçük tavşanı diğer tavşanlardan ayıran özellikleri nelerdir?

O kahraman bir tavşan. Öyle olduğu için bunu yapıyor.

O, korkmuyor. Cesaretli bir tavşan.

Kurdu hiç sevmiyor çünkü.

Tartışmayı biraz açmak ve farklı bir yöne kaymak için çocuklara bir başka soru soruyorum:

İyi kalpli küçük tavşan kurda karşı başarılı oldu ve diğer tavşanları da kurtardı. Peki, başarılı olmak için kahraman olmak, cesaretli olmak yeterli midir?

İyi tavşanımız başarılı olmasındaki özellikleri nelerdir?

İyi kalpli tavşan çok akıllı bir tavşan.

O çok zeki. Diğerlerinden daha zeki.

İstekli. İyi kalpli tavşan bunu diğerlerinden daha fazla istiyor.

Planlı bir tavşan. Plan yapıyor çünkü.

İyi kalpli tavşan vazgeçmiyor. Yapmak istediği işten bıkmıyor.

Diğer tavşanlarla işbirliği yapıyor. Onlarla dayanışma içinde.

Diğerlerine göre bilgili bir tavşan çünkü tuzak kurmak için bir makine yapıyor.

Mücadele ediyor. Çabalamaktan vazgeçmiyor.

Kendine çok güveniyor.

 Gurup çalışması yapıyor.

Çocuklardan verdikleri cevaplar içinde bir sıralama yapmalarını istiyorum. Tavşanın başarılı olmasında en önemli etkenin ne olduğunu düşünmelerini istiyorum. Çocuklar ilk sıraya tavşanın gösterdiği cesareti koyuyorlar. Daha sonra zekâyı söylüyorlar. “Çünkü” diyorlar, “Eğer cesaretli olmasaydı aklını kullanmazdı, cesaretli olmasaydı çabalayamaz, işbirliği yapmazdı.”

Çocukları verdikleri cevaplardan dolayı tebrik ediyorum. Son bir soru soruyorum:

Küçük tavşan cesareti ve aklıyla başarılı oldu ve tavşanları kurtardı. Peki, cesareti ve aklı olan her tavşan diğer tavşanları kurtarmayı düşünür müydü?

Cesaret ve zekâ güzel şeyler yapmak için yeterli midir?

“Evet, insan zeki ve cesaretli ise güzel şeyler yapabilir.” Diye cevaplıyor bir çocuk beni. Birkaç arkadaşı daha ona destek veriyor.

“Fakat” diyorum. “Çok cesur ve zeki olduğu için insanlığa çok büyük kötülük yapmış insanlar var tarihte. Bu durumu nasıl açıklayacağız?”

“Çünkü onlar iyi değiller, iyi insanlar cesaretlerini ve zekâlarını güzel şeyler için kullanırlar.” Diye yanıtlıyor birçoğu beni.

O zaman güzel şeyler yapmak için insana zekâdan ve cesaretten önce ne lazımmış?

 Amacım “vicdan” kelimesini duymak fakat çocuklar onun yerine  ‘ iyi kalpli olmak’ kalıbını kullanıyorlar. Daha ben söylemeden bir öğrenci okuduğumuz kitabı adın da iyi kalpli yazdığını hatırlatıyor.

Bu sınıfla ilk kez çalışıyoruz. Fakat daha ilk çalışmada oldukça güzel bir tartışma ortamı oluyor. İkinci sınıf olmalarına rağmen hayat hakkında kendilerine öğretmek istediklerimizden çok daha fazlasını duyumsuyorlar. Sadece çocuklar için değil bir öğretmen olarak benim için de oldukça faydalı bir çalışma oluyor. Çünkü daha farklı sorular geliştirebiliyorum. Tartışmanın içeriğini genişletme fikrine sahip oluyorum. Çocuklarla felsefe çalışmalarının zaten en güzel yönü herkesin bir şeyler öğrenmesi ve kendini geliştirmesi. 

Fakat bu çalışmada beni gelecek adına umutlandıran şey çocukların cesaret ve aklın doğal olarak iyi ve güzel işler yapması gerektiğine olan inançları oluyor. Olur mu?

Cesaret ve akıl dünyaya ebedi mutluluğu verebilir mi?


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.