olay.com
  • 22.01.2019
Halil Koçakoğlu

Halil Koçakoğlu

Çocuklar için Felsefe (P4C)

Çocuklara okuduğum hikâye şöyleydi: Uzun bir avlanma döneminin sonunda anne penguen yavrusuna kavuşuyor. Sonra yavrusuna yüzmeyi öğretmek istiyor. Fakat yavru penguen kendine çok güveniyor ve annesinin lafını dinlemiyor. Kendi kafasına göre denize açılıyor. Denizde onu kötü bir sürpriz bekliyor tabi. Köpekbalığı yavru pengueni yemeye çalışıyor. Neyse ki kutup ayısı imdadına yetişiyor ve yavru pengueni kurtarıyor. Böylece yavru penguen yaptığı hatayı anlıyor ve annesinden özür diliyor. 
Buraya kadar klasik bir çocuk hikâyesi. Sevimli bir penguen ailesi ve onlara her zaman düşman olan bir canavar. 
Öyküyü tartışıyoruz.
Çocuklara öyküdeki iyileri ve kötüleri soruyorum. Klasik cevap: iyiler, penguen ailesi ve yavru pengueni kurtaran kutup ayısı. Kötü karakter ise köpekbalığı. Öykünün 5N1K çalışmasını yaptıktan sonra çocuklara kışkırtıcı bir soru soruyorum. Köpekbalığı niçin öykümüzün kötü kahramanı? Gelen cevaplar aynı; çünkü metnin iyi kahramanını yemek istiyor. Onlara öykünün başında anne penguenin de uzun bir avlanma döneminden döndüğünü hatırlatıyorum. Belli ki bu avlanmada kendisinden daha güçsüz balıkları avlamış. Amacım köpekbalığını kurtarmak ama çocuklar bir kere onun kötülüğünü kabullenmişler. “Ama korkunç dişleri var onun.” diyorlar. “Korkunç dişlerinin olması bizim canlıdan nefret etmemiz veya onu kötü olarak kabullenmemiz için yeterli midir?” sorusuyla tekrar kışkırtıyorum onları. Dersin sonunda öğrencilerden şunu duymak çok sevindiriciydi: “İyi ve güzel şeylerin fark edilmesi için kötülüğe ve çirkinliğe gerek yoktur.”
Her ne kadar amacının tam tersi bir işleyişe sahip olsa da eğitim sistemimizin en önemli hedeflerinden biri; sorgulayan, araştıran, eleştiren, farklı bakış açılarına sahip öğrenciler yetiştirmek.  Eğitim sistemimiz bu hedeflerinde ne kadar gerçekçi veya samimidir tartışmasına girmeden bugün ülkemizde daha yeni yeni gelişen bir anlayıştan bahsetmek istiyorum. İngilizcesi, “Philosophy For Children” yani çocuklar için felsefe ya da kısaca P4C. (Ortadaki dört rakamı İngilizce four ile for kelimeleri arasındaki küçük bir kelime oyunu. Aynı zamanda bu anlayışın hedeflediği dört unsuru temsil ediyor.)
“Çocuk felsefesi” kavramı, felsefe literatürü içerisinde ilk defa 1953 yılında Karl Jaspers tarafından kullanılmış.  Almanca “Kinderphilosophie” veya “Philosophie für Kinder”, Türkçesi çocuklar için felsefe.* Fakat çocuklar için felsefeyi sistemli bir halde uygulamaya sokma fikri 1970'li yıllarda Amerika'daki öğrencilerin tartışma kültürüne ve sistemli, sorgulayan, eleştiren, yaratıcı bir düşünme yeteneğine sahip olmadıklarını iddia eden  Matthew Lipman adlı bir felsefe ve mantık hocası tarafından ortaya atılmış. Lipman'ın, bu yeteneklerin çok küçük yaşlarda geliştirilmesi gerektiğine dair inancı onu çocuklar için felsefe müfredatı tasarlamaya yöneltmiş.
Çocuklar için felsefe uygulaması kurumsal olarak ilk kez Avusturya'da 1982 yılında Amerikan modeli esas alınarak Dr. Daniela Camhy tarafından yapılmıştır. Bu bağlamda öncelikli olarak ilköğretim okullarında çocuklarla felsefe yapma veya felsefeyi çocuklara tanıtma çalışmaları üzerinde furulmuştur. *  
Çocuklar için felsefe anlayışında amaç çocuklara felsefe tarihini öğretmek değildir. Felsefi kavramlardan yola çıkarak onlara düşünmeyi öğretmektir. Böylelikle çocuklarda sorgulama, araştırma, verilen bilgiyi anlama ve yorumlama, bilgiler arasında anlamlı ilişkiler kurabilme, özgün fikirler üretme ve problem çözme gibi üst düzey becerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Dünyanın birçok ülkesinde çocuklarla felsefe yapma modelleri geliştirilmiş ve sistematik olarak uygulama denemeleri yapılmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır.
Türkiye'de de bu anlayış yeni yeni gelişmektedir. Bu konuya önem veren kurumlar ve kişilerin sayısı gittikçe artmaktadır. Little Thinker Society, Türkiye Felsefe Kurumu gibi kurumlar, Nuran Direk, Özge Özdemir, Onur Bakır gibi isimler bu alanda tanınmış, hizmet veren kişi ve kurumlardan bazılarıdır.
Ülkemizde henüz emekleme döneminde olan bu anlayışın tüm okullarda müfredata girmesi gerektiğine inanıyorum. Bu uygulamanın ulaşmak istediği hedefler zaten eğitim sistemimizin amaçları ile birebir örtüşmektedir. Öğretmen yetiştiren okullarda bu konu ile ilgili daha nitelikli eğitimler verilmelidir. Hali hazırdaki öğretmenler hizmet içi eğitimlerle bu eğitimi almalılar. Şu bir gerçek ki çocuklar ile felsefe yapmak isteyen öğretmen kesinlikle donanımlı, entelektüel bir yapıya sahip olmalıdır.
Çocuklarımızın sadece gördüklerine, duyduklarına körü körüne inanan; sorgulamayan, araştırmayan, eleştirmeyen yetişkinler olmasını istemiyorsak bu konuda gereken çabayı göstermeliyiz. Çetin Altan'ın dediği gibi bu yüzyılı da ıskalamamak için elimizi taşın altına koymalıyız.  
* Zeki KARAKAYA, ÇOCUK FELSEFESİ VE ÇOCUK EĞİTİMİ, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi VI (2006), Sayı: 1,


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.