Metrolife baner
  • 09.01.2019
Halil DOĞAN

Halil DOĞAN

Sonbahar Hüzün Kokar Sen Olmayınca yar

 Sonbahar Hüzün Kokar Sen Olmayınca Aşkın ve hüznün mevsimidir

sonbahar.Tutkuyu dindiren, araya soktuğu hasretle aşkı sarartıp

solduran bir mevsim… Kayan yıldızların götürdüğü insanlar gibi

dalından düşen her yaprak bir aşkı soldurur sonbaharda… Ayrılığı,

hasreti, hüznü yaşatır…Sarıdır sonbahar; serin ve sarı…Tıpkı ölüm

gibi, tıpkı tükeniş gibi, gurbet gibi, çaresizlik, umutsuzluk, özlem

gibi…Tıpkı tutunamayış gibi…Ürkütücü, üşütücü, kahredicidir. Sona

varmaktır sonbahar; yok olmanın sınırında tükenip bitmek… Zamanın

telaşa kapılması, akşamların tez olması, sabahların nazlanması,

takvimlerin son bulmasıdır. Ve gözyaşıdır sonbahar; doymamışlığın,

kanmamışlığın, yetmemişliğin gözyaşı… Kendi göz yaşınla ıslanmanın

çaresizliği, kendi yalnızlığında üşümenin hüznü, kendi içinde

kaybolmanın dehşetidir… Güneşi solmuş bir aşktır sonbahar; her gününü

kurumuş bir yaprak gibi yaşayan, ayrılığa, hasrete ve hüzne bulanmış

bir aşk… Bülbülü güle müptela kılan şemsin etrafında dönen pervanenin

varlık sebebi aşk… Yakan, eriten, yok eden, sonra yeniden yaratıp

ölümsüz kılan bir aşk… Ve aşk; sona gelmişken sana gelen aşk… Bir

sonbaharda tanıdım seni; gökler ağlamaya hazırdı, yapraklar kurumuş ve

her şey sararmıştı… Sarı; ayrılığın ve hüznün rengi, sarı; ürkek

yüzünün, korku dolu bakışlarının rengi, sarı; seni karşıma çıkaran

akşamın rengi, vuslatımın, mutluluğumun, sonumun ve baharımın rengi…

Sarı, solgun ve kurumuş bir sonbahardı seni karşıma çıkaran… Tutkusu

dinmiş, ateşi sönmüş, devranı geçmiş bir sonbahar… Karanlıkta parlayan

yıldız gibiydi gözlerin sonbaharda, kuruyup solmayan bir tek kalbin

vardı ve dünyayı yalnız umudun tutuyordu ayakta… Ellerin titriyordu,

gözlerin titriyordu, yüreğin titriyordu. Rüzgar, yüzyıllardır söylenen

bir şarkının nakaratı gibi aşkı fısıldıyordu bütün bedenine. Ve aşk

dünyayı kuşatıyor, yaşama karışıyor, ölüme siniyordu. Her şeyi var

eden yüce kudretin verdiği, usta bir heykeltıraşın elindeki çamur gibi

benliğimi yoğurup hamlığımı aldığı saati seni tanıdığım gün. Yaşamış

olduğum tüm vefasızlar ve yaşadığım bütün aşklar adeta , beni

kusturmuştu hayata. Kedere bulanmış bir sonbahar günü ben kahve kokan

gözlerinde yanarken… Zaman, sonbaharın hüzün kokan renginden sana

gülümsüyordu. Aşka kavuştu, sarı yapraklar içinde her yer. Hüzün ünün

toprak kokan yer gök senin aşkını selamlıyordu… Aşk beni tükenmiş

küllerimden yeni baştan yaratıp aşkına bağladı. Ey varlığıyla sarhoş

eden sevgili!.. Sarhoşluğumu gönül pınarında baki kıl… Gözlerinle

kutsadığın gönlüm, her anımı seninle geçirmekten yücelsin… Seni

severken sevmenin ve yaşamanın tadına varayım… Seninle olup seninle

solayım, seninle doğup seninle öleyim, hep sende kalayım… Ey

sevgili!.. Bil ki; başım sensin sonum sen, gecem sensin günüm sen,

yazım, kışım, baharım… Son baharım sensin… Düşlerim seninle yaşam

bulur.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.