• 30.07.2019
Halil DOĞAN

Halil DOĞAN

Sokakta çalışan çocuklarımız

Yarınımız, canımız ve gözümüz gibi baktığımız çocuklarımız. Geleceğe hazırlamak için yemeyip yedirdiğimiz, canımız ciğerimiz onlar. Bir damla göz yaşına tüm hayatımızı verdiğimiz sevimlimi  sevimli  canımızdan bir parça..                                                                                                          

Ülkemizde 1990 yılından sonra yapılan göçler, gecekonduların çoğalması ve ailelerin çok çocukla şehirlere yerleşmesi, çocuklarımız için çok büyük olumsuzluklar doğurmuştur. Ekonomik zorluklar ailelerin, çocukların bir işe yerleştirmek ve ev ekonomisine katkı sunması için çalışmaya teşvik edilirler.  Para kazanma çocuğun eğitimden uzaklaşmasını ve sokakta çalışmaya mahkûm etmiştir.

BM’nin bir raporunda dünyada bir yıl içinde savaşlara ve silahlanmaya ayrılan bütçelerdeki % 10 sınırlama, başta sağlık ve eğitim olmak üzere tüm yaşamsal ve gelişimsel donanım için yeterli olacaktır…

Ülkemizde sokakta çalışan çocuk sayısının, 4 milyon civarında olduğu tahmin edilmekte. Yaz aylarında bu sayı ikiye katlanmakta… 

Çocuk işçilerinin önemli bir kısmının oto, metal sanayinde, tekstil sektöründe, tarımda faaliyet gösteren küçük atölyelerde ve tarımda çalıştığını, okula gitmesi gereken 25 milyon çocuktan 5 milyonunun eğitim almadığını. Sokakta çalışan çocukların yüzde 87'sinin ailelerinin göçle geldiği, yüzde 48'nin sosyal güvencelerinin olmadığı, yüzde 75'nin ise aylık gelirinin asgari ücret düzeyinde kaldığını, yine ILO verilerine göre dünyada 531 milyon 700 bin çocuğun çalıştığını. "Bu çocuklar köle, gibi çalışıp, okuyamıyor, ilaç bulamıyor, aç; oyun, dinlenme ve tatil bilmiyor. Bazıları ise büyümeden ölüyor. 18 yaş altındaki çalışan çocuk sayısı kesin olarak bilinmiyor. Kayıt dışı ekonomi, küçük yaşlarda sokaklarda ve evlerde, tarımda aileye bağlı çalışma gibi etkenlerden dolayı, kayıt altına alınamamıştır.

Ülkemizde çalışan çocuklarla birlikte, sağlıksız bir kentleşme sonucu oluşan toplum yapısındaki değişikliklere paralel olarak farklılaşan ailelerin yapısı, bu gelişme ayak uyduramayan aileler ortaya çıkması neden olmuştur. Bu süreç içinde ekonomik sıkıntılar, yoksulluk, köyden zorunlu göçler sonucu kültürel çatışma da yaşayan aileler kente, yaşamının dışına atmaktadır çocukları. Ortaya çıkan etkenler ve buna bağlı olarak ekonomik sıkıntılar çocuğun ruhsal olarak etkilemektedir. Ailenin varoşlardaki göç ve ekonomik sıkıntıları çocuğa bire bir yansıtılmakta… Geleneksel kırsal kesimde ailenin aldığı destek ( psikolojik, sosyal, ekonomik )  kentlerde toplumsal kurumlar tarafından sağlanmadığında, büyük umutlarla kente göç eden yığınların aile ilişkilerini etkilenmekte, çocukları başıboşluğa sürüklenmektedir. Bunun sonrası boşanmalar, resmi nikâh olmaksızın yapılan evlilikler, değişik eşlerden çocuklar, ebeveynlerden birinin evi terk etmesi gibi nedenlerle çocukların sokaktaki yaşamı seçmesine yol açmaktadır.

Doğu ve Güneydoğu’da, köy boşaltılmaları kente zorunlu göçün sebepleri arasındadır. Bu soruna sistematik olarak çözüm bulunmadığı sürece büyük bir sorun olarak karşımızda duracaktır.

Sağlıksız aile ortamında yetişen çocuğun en azında eğitimine önem vermek gerekir. Çocuğun yaşına uygun olmayan işlerde çalıştırılması sonucu, ruhsal ve fiziksel sağlığını tehlikeye atmaktadır. Birde bağımlılık yapan işlerde,( mobilya cilası, ayakkabı imalatı, boya sanayi vs.) çalışması bağımlılık kazanmasına yol açmakta dır çalıştırılmaktadır. Bu çocukların kazandığı paradan daha fazla ruhsal ve fiziksel olarak sağlığını etkilemektedir.

Bu sorunlar çoğu zaman, ailenin denetiminin dışına çıkan çocuklar eğitim ve sağlığın bozulması ve kendi akranları gibi oyun oynamaktan uzaklaşmakta ve sadece iş ortamına odaklanmaktadır. İleride iş ortamından istediği gibi performans düşüklüğü ve iş ortamından uzaklaşma sorunu ile karşı karşıya kalacaktır.  Kendi akranlarından giderek uzaklaşan çocuk aynı zamanda toplumdan da giderek uzaklaşacaktır.

 İş olarak çalıştığı tamirhanelerde, atölyelerde, tarlalarda çalışan, geçim derdini ufak yaşta omuzlayan çocuk işçiler… .Sokak çocukları sorunu; niteliği gereği birçok kuruluşun ve disiplinin birlikte çalışmasını gerektirmektedir.

 Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı Çocuk ve Gençlik Merkezleri ile Emniyet Müdürlüğüne bağlı Çocuk Şubelerinde bu çocukların rehabilitasyonunu sağlayarak aile yanına dönmelerini destekleyici bazı çalışmalar yürütülse de sorunun çözümüne ilişkin, önleyici ve insan yaşamının niteliğini yükseltici politikalar ve uygulamalar gerekmektedir. Bu da eğitim ve sağlığın yaygınlaştırılması ve ulaşılabilirliğinin sağlanması ile yakından ilintilidir.

Gelir dağılımının, yoksulluğu ortadan kaldırıcı ve asgari koşullarda dahi olsa birey ve ailelerin kendi kendine yeter hale getirilmesi ve yeniden düzenlenmesi gerekmektedir…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.