• 20.05.2019
Halil DOĞAN

Halil DOĞAN

Ben Mevsimlik Emekçiyim..

Düşlerim dünden karanlık. Gecelerim ışıltılardan uzak, yolum uzun, “balık istifi” konmuşum yürüyen tabutluklara. Emeğimden başka, eder Akçe’si olmayanlardanım. Büyük Şehirlerin kırsalında saklıdır emeğim. Hep dışlandım, aşağılandım. Hep yüz yüze gerçekliğimden öte, sınıflarla adlandırıldım ve yok sayıldım. Asırlardan bu yana, ölümlerle hep günübirlik hatırlandım. Ben, inceden esen yelin esintisinde mutlu olabilen, küçük sevinçlerle yetine bilenim. Toplumsal ara Katmandan gelen ve şekillenen tarım işçisiyim. Konup-göçer göçmen kuşlar bile, yadırgar benim göç üstüne kurulu yaşamımı. İşte bu benim yaşam mücadelem. Ben tarım işçisiyim. Yani güneşi her gün tepemde gören akşam yorgunluktan baygın düşenim.

İş bula bilirsem, gün 12 saat, 8 ay güneşle birleştirmekle başlar yaşam mücadelemiz Kars’tan, Batman’dan, Siirt’ten, Diyarbakır’dan, Urfa’dan başlar ırgatlık yolculuğumuz.  Balık istifi atılırız kamyon kasalarına. Umutlarımız bıçak sırtı gibi keskindir. Kazalar geçit vermez düşlerimizi kurmaya. Ölüm her an yol boylarında bekler pusuda. Çoluk çocuk ve aile boyu ölümle yan yanayız. Gözyaşlarımız sulanır emeğimizle. Umutlarımız eksilmez yollarda. Gençliğiz için evlenme tozpembe bir düştür. Birde başlık parası yıkar bizleri bu yoklukta ve yoksunlukta. Irgatız. Çukurova’da pamuktayız. İzmir’de Aydın’da, Manisa’da zeytin toplarız. Ordu’da fındık emekçisiyiz. Emeğimi bekleyen tenim kara. Tenim gibi bahtım da kara. Cinsiyetim, milliyetim emektir. Kürt’üm, Türk’üm, Arap’ım, Laz’ım, Çerkez’im. Ben emekçi Urfa’da, Diyarbakır’da,  Kahraman Maraş’ta, ordu’da, aydın’da her yerde emekçiyim. Bin yıllardır yaşamışım bu topraklarda. Acılarım hiç değişmedi. Kaderim gibi bebelerimiz doğar, Pamuk tarlaların da.  Küçücük barakalarda geçer yaşamım. Tüm dünyam buraya sığdırılmıştır. 8 ayda Kazandığımı uzun kış gecelerinde tüketirim. Baharla birlikte yeniden başlar hikâyemiz. Yeniden yollara Düşerim. Çocuklarımız Eğitim nedir bilmez. Okula gidenler sadece 3 ay okur. İşte budur bizim geleceğimiz. Nasırlı ellerimizle ile kalem tutmak Yasaklanmış bize. Tarla başları olmuş bizim kaderimiz. Tırnaklayarak kazarız, çapa ile eşeleriz toprağı. Ben milyonlarca mevsimlik işçisiyim. İşsizim aylar boyu. Emeğim sömürülür.  Kimliğim sıfatım yoktur. Basit bir maraba, vasıfsız işçiyiz biz. Emeğim büyük, adım küçük. Ben emeğimin peşinde koşan, sürekli sömürülen, siyasi emellere kurban edilenim. Sırtında hırkası, ağzında sarma sigarası güneşle kardeşim olmuşum. Yazın sıcaklar vurur anlıma. Çatlar dudaklarım. 6.5 milyon tarım işgücünün yaklaşık yarısı Mevsimlik Tarım İşçisiyiz. Yaklaşık %60’ımızın geliri ulusal yoksulluk sınırının altında… Ve her on kişiden biri nüfusa kayıtlı değiliz.  Yarımız Ergen Yaşta Anne Oluyoruz. Anne ölümü riski on; bebek ölüm riski beş kat fazladır. Ve kız çocuklarımızın dörtte biri okul ile tanışmıyor bile. Acılarımız yüreğimizde gizlidir. Elerim katmer katmer nasırlı, saçlarım siyahtır kömürden. Ben emekçiyim.  İşte budur benim çektiğim acılar, çileler ve yokluk benim hayatım olmuş. Felsefemi oluşturmuş. Yargımız budur bizim. Hani yarınlardan umutluyuz. Oruçlu günün, güneş tenlisiyiz Umut alın terimiz bizim…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.