lisans koleji sol
lisans koleji
  • 02.02.2021
Ercan AKKAR

Ercan AKKAR

Yerelde çözemezsek, evrenselde çözemeyiz…

Salgın ile birlikte insanlar zorlu bir dönem yaşıyor. Salgının gezegenimizi paylaştığımız diğer canlılar üzerindeki etkisi henüz tam olarak bilinmemekle birlikte, bu alanda yeterince çalışma yapıldığını söylemekte pek mümkün değil. Çünkü insanoğlu öncelikle kendi canının derdine düşmüş, diğer canlıların halini düşünecek yeterince zaman bulamamıştır. En azından bilim insanlarının büyük bölümü, mesailerinin tamamına yakınını insanların sağlığına yönelik çalışmalara ayırmış durumda. Ancak bundan şu anlam çıkarılmamalıdır. Gezegenimizi paylaştığımız ve her biri gezegenimizin denge unsuru olan can dostlarımızı ölüme terk edelim.

Yaradan, gezegenimizin en akıllı canlısı olarak insanları yaratmıştır. Diğer canlılar ise bizlere emanettir. Dolayısıyla bizlerde Yaradan’ın emanetlerine iyi bakmakla ve gezegeni onlarla adil bir şekilde paylaşmakla mükellefiz. Görevimizi hakkaniyetli bir şekilde yerine getirmediğimiz takdirde bunun hesabını Yaradan’a günü geldiğinde vereceğiz elbette. Ama bu hesabın bir de kanun önünde olması gerekmelidir ki can dostlarımıza eziyet edilmesin, nesilleri yok edilerek gezegenimizin dengesi bozulmasın.

Maalesef gezegenimizde durum çok vahim ve dengesi her geçen gün biraz daha altüst olarak, yok olmaya doğru gidiyor. Üzülerek söylemek gerekiyor tüm bunlar insan müdahalesi ile oluyor. Diğer canlı türlerinin yaşam alanlarına yapılan müdahaleler ve yaşam alanlarının yok edilmesi ile bugüne kadar çok canlı türü yok oldu. Birleşmiş Milletlerin, bir yıl önce ortaya koyduğu ve alandaki en kapsamlı rapor, 1 milyon hayvan ve bitki türünün yok olma tehdidi ile karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bu da ders almadığımız anlamına geliyor.

Tüm bunlara rağmen hiçbir şey için geç değil. Gezegenimizi paylaştığımız diğer canlı türlerinin yaşam haklarını gasp etmeden yaşayabilmeliyiz. Bunun yolu diğer canlıları yok etmekten değil, sevmekten geçer. Diğer canlıları seven, onları koruyup kollayan nesiler yetiştirilmeli, diğer canlıların hak ve hukukları yasalarla güvence altına alınmalıdır. Öyle yarım ağızlı yasalarla bunlar geçiştirilmemelidir. Devletin kurumları daha fazla sorumluluk almalı ve gönüllülere katkılarını artırmalıdır.

Fakat üzülerek söylemem gerekiyor yanlışlar, yapılan güzellikleri de yok ediyor. Konunun üstesinden gelebilmek için evrensel olarak çalışmalar yapılmalı ve bu çalışmalar tüm canlı türlerini kapsamalı, bu doğru. Ama size lokal olarak Diyarbakır’da sokak hayvanlarına yönelik bazı yaşananları anlatayım.

Bilindiği üzere salgın sürecinde daha çok evlere kapanıyoruz. Dolayısıyla diğer canlılar, beslenme ve barınma konusunda büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Burada en büyük görev, sosyal belediyecilik kapsamında yerel yönetimlere düşüyor. Bu dinamikleri harekete geçirmek için, benim gibi birçok yazarda konuyu köşesine taşıdı.

Salgın sürecinde başta Kayapınar bölgesi olmak üzere Diyarbakır sokaklarını bolca gezme fırsatı buldum. Diyarbakır Büyükşehir, Kayapınar ve Yenişehir belediyelerine son olarak Sur belediyesi de eklenerek sokak hayvanlarına mama ve su bırakıldı. Hava şartları nedeniyle sular çoğu kez dondu. Bazı bölgelerde ekipler kontrolleri aksattığı için mamalar ziyan oldu. Kayapınar Belediyesi’nin mama matikleri göze çarpan en güzel uygulamalardan biri oldu. Bu diğer bölgelerde de yaygınlaştırılmalı ve vatandaşlar, daha fazla bilgilendirilmelidir.

Bu güzellikler, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde bulunan 300 ile 400 arasında bakıma muhtaç hayvanın ölüme terk edildiği iddiası ile tersine döndü. İddia sahipleri Diyarbakır Barosu Hayvan Hakları Merkezi ile Hayvan Hakları Federasyonu Diyarbakır Temsilciliği, yaptıkları açıklamada olayın, en ağır hayvan hakkı ihlali olduğu belirtilerek, ’Yaklaşık 15 ampüte hayvan dışında geri kalan, 300-400 arası olduğu tahmin edilen bakıma muhtaç hayvanların, Hayvan Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nin yenilenecek olması gerekçesiyle dışarı salındığı bilgisi teyit edilmiştir’ denildi. Açıklamada ayrıca, sokaktaki hayvanların geri toplanması için belediyenin ilgili birimleriyle toplantı gerçekleştirildiği, ancak toplantıda verilen sözlerin tutulmadığı, sokağa atılan hayvanlardan bir kısmının öldüğü, geri kalanların ise ölüme terk edildiği bilgisi paylaşıldı.

Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi de, yaptığı açıklama ile olayı yalanladı. Açıklamada, ‘Merkezimizin fiziki ve teknik koşullarının yetersiz kalması nedeni ile daha iyi hizmet verebilmek için alt yapısı güçlü ve modern bir şekilde yeni bir hayvan bakımevi ve rehabilitasyon merkezi çalışmalarına başlandığı için, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa istinaden muayene, tedavi, aşılama ve kısırlaştırma işlemleri tamamlanan yaklaşık 100 adet kedi ve köpek yasa gereği doğaya bırakılmıştır. Yine merkezimizde bulunan 20 adet ampute (engelli) kedi ve köpek Mardin Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne geçici olarak nakil edilmiştir.’

Aslında Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi yetkilileri, hem Diyarbakır Barosu Hayvan Hakları Merkezi ile Hayvan Hakları Federasyonu Diyarbakır Temsilciliği’ne, hem de kamuoyuna yaptığı açıklamada olayı bir nevi doğruluyor.

Ayrıca bildiğim kadarı ile 2007 yılında 17 bin metrekare alanda açılışı yapılan merkez, 700 kapasiteli, muayene odası veteriner hekim odası, veteriner sağlık teknikerleri odası, büro, operasyon odası ve gönüllülere ait oda ile toplantı odasından oluşan idari bina ile hayvanlara ait mutfak, Post-operatif bakım ünitesi, hayvan sosyal bölümleri ile depo ve personel sosyal tesislerinden oluşan ve döneminde Türkiye’de örnek gösterilen merkezlerinden biriydi.

Ne oldu da bu tesis bu hale getirildi ve ne oldu da yeni tesis ihtiyacı doğdu. Bu konuda farklı kaygılar bir tarafa bırakılarak, sorun çözüme kavuşturulmalıdır. Yoksa sorunları yerelde çözüme kavuşturamazsak, evrenselde hiçbir sorunu çözemeyiz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

HABER ARŞİVİ
ÇOK OKUNAN HABERLER