• 14.08.2018
Ercan AKKAR

Ercan AKKAR

ŞEHİRLERE KIYMAYIN…

Van’da Hürriyet Haber Ajansı’nda, Şanlıurfa’da Anadolu Ajansı’nda,  Diyarbakır’da ise bir süre Sabah Gazetesi muhabirlik, editörlük ve müdürlük görevinde bulunduktan sonra uzun yıllardan bu yana da, Diyarbakır merkezli Güneydoğu Ekspres Gazetesi’nde Genel Yayın Yönetmenliği yapıyorum.

Bu üç kentin de yaşantımda ayrı bir yeri ve önemi var. Van’da ailem yaşadığı, Şanlıurfa’da işyerim bulunduğu, Diyarbakır ise, doğduğum ve halen yaşadığım yer olduğu için bağlarım hiçbir zaman kopmadı ve bu kentlerdeki gelişmeleri sürekli olarak takip ediyor, gözlemliyor, dostlardan dinliyorum.

Lafı eveleyip gevelemeden meseleye geleyim. Van’ı gördükten sonra bu kentlerin 20 yıllık gelişimini şöyle hafızamda canlandırdım da, Diyarbakır’ı biraz dışarıda tutarak, Van ve Şanlıurfa’nın tabiri caiz ise hormonlu büyüdüğünü ve karma-karışık beton yığını kentler haline dönüştüğünü rahatlıkla söyleyebilirim. Bu kentlerde yaşayan meslektaşlarım ve arkadaşlarımla bir araya geldiğimde  sürekli olarak ‘kocaman bir köye dönüştük, beton yığını bir kent olduk’ cümlelerini sıklıkla duymam, aynı görüşte olduğumuzu ortaya koyuyor.

Van’dan 20 yıl önce ayrıldım. Geçtiğimiz gün 6 yıl aradan sonra bir süreliğine kafa dinlemeye gittim. Hafızam beni yanıltmıyorsa, 20 yıl önce Van’ın kent merkez nüfusu 189 bin dolayındaydı. Şimdi ise 600 bine dayandı. Dayandı dayanmasına ama Van’a özgü sokaklar, caddeler, bahçeler, toprak evler, mahalleler arasından geçen su kanalları, çiçek ve ağaç kokuları yok olmuş durumda.

Van; Urartulara başkentlik yapmış, coğrafik konumu nedeniyle Diyarbakır ve Şanlıurfa gibi önemli kentlerden biridir. Fakat gelin görün ki, hormonlu büyüyen Van’da, Diyarbakır’daki gibi site anlayışı bulunmuyor. Yani sitelerdeki gibi çocuk oyun, spor, yeşil, araç park alanların yanı sıra yüzme havuzu gibi yaşam alanları bulunmuyor. Neredeyse bitişik yapılmış koca koca binalar, şimdiden trafik yoğunluğunu kaldırmayan ve trafik kaosuna neden olan yollar, kenti yaşanmaz bir hale getirmiş. Oysaki, Vanlı bir arkadaşımın dediği gibi, ‘2011’de yaşanan deprem ne kadar acıysa modern bir şehirleşme için o kadar da büyük bir fırsattı. Ancak bu da kaçtı’ diyerek bir realiteye ortaya koydu.  Allah’tan Vangölü var. Vanlıların nefes aldığı tek bölge…

Urfa’ya gelince; 20 yıl önce gittiğim Urfa ile bugün ki Urfa arasında dağlar kadar fark var. O zamanlar 300 binin üzerinde bir nüfusa sahip olan kent merkezinin, bugün 1 milyona dayanan bir nüfusu var. Ve 500 bine yakın Suriyeli’de çabası…

Urfa, insanlığın ilk yerleşim alanlarından biri olması, Balıklıgöl’ü, kapalı çarşıları, dini mekanları, ilk İslam Üniversitesi’ne sahip olması, Göpeklitepe gibi bir birinden önemli yerlere ve değerlere ev sahipliği yapmasının yanı sıra Güneydoğu Anadolu Projesi’nin de başkentliğini yapıyor.

Ne yazık ki, Urfa’da Van gibi site anlayışından yoksun bir beton kente dönüşmüş durumda. Eskiden Maşuk Bölgesi’nden bugünün merkez Karaköprü İlçesi’ne baktığımızda nar bahçeleri, fıstık bahçeleri ve Atatürk Ormanı’nın güzelliğini görürdük. Bugün aynı alandan baktığımızda ise, birbirine bitişik büyük binalar plansız ve projesiz bir şekilde yapılıyor ve kimse de buna ‘dur’ demiyor.

Geçtiğimiz gün Şanlıurfa Şehir Plancıları Odası İl Temsilcisi Mehmet Selim Açar, 'İmar Barışı' olarak bilinen ve 13 milyon konutun imar ve iskan sorunun çözecek olan Yapı Kayıt Belgesi konusunda uyarıda bulundu. Açar, ‘Bu yasa ile kentlerimizin birbiriyle barışması mümkün olmadığı gibi altından kalkamayacak yükler getirmiştir. Bu şehrin gelecekteki 30 senesine, 40 senesine, 50 senesine gem vuracak, şehri bu şekilde bırakacak bir yasadır’ diyerek, Urfa’nın hormonlu büyümesinin acı gerçeğini bir kez daha ortaya koydu.

Diyarbakır için durum çok farklı. 33 medeniyete ev sahipliği yapmış kent, Van ve Urfa’ya göre daha şanslı. 2015’de yaşanan çatışma ve yıkımları bir tarafa bırakacak olursak, merkez Sur İlçesi eski ihtişamını koruyor. Merkez Kayapınar İlçesi modern bir kente olması gereken her şeye sahipken, en büyük sorunu Merkez Bağlar İlçesi’nin eski bölgeleri ile Yenişehir İlçesi’nin birkaç mahallesinde yaşıyor.

Sonuç itibariyle birçok kentte, az veya çok canlıların yaşam alanları ile yeşil alanları betonlaştırarak yok ediyor, ekolojik dengenin altını üstüne getiriyoruz. Doğada en son Ordu kent merkezinde olduğu gibi, afetlerle bunun hesabını soruyor. Dolayısıyla diyorum ki, şehirlere kıymayın.

Sevgiyle kalın


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.