• 08.01.2019
Ercan AKKAR

Ercan AKKAR

Havaalanında eziyet ve 10 yıllık değişim…

Geçtiğimiz hafta bazı işlerim nedeniyle Yavru Vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gittim. Ancak gidişte, dönüşte resmen eziyete-işkenceye dönüştü. Ne yazık ki o da belli günler olmak kaydıyla, Gaziantep dışında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin hiçbir noktasından Kıbrıs’a havayolu şirketlerinin direk uçuşu bulunmuyor.

Bir dönem özel bir havayolu şirketi Kıbrıs’a Diyarbakır’dan direk uçuş başlattı, ama ne hikmetse kısa bir süre sonra bu uçuşları kaldırdı. Oysa bu işlerle uğraşan dostlarımla yaptığım görüşmelerde, Diyarbakır’daki uçuşların doluluk oranının yüzde 88 dolayında olduğunu öğrendim. Bunun yanı sıra Kıbrıs’ta bulunan üniversitelerde, bölgeden binlerce öğrenci eğitim görüyor. Bu uçuşlarda istikrar sağlandığı taktirde doluluk oranın yüzde 95’lerin üzerine çıkacağından hiç kuşkum bulunmuyor.

Her neyse biz asıl konumuza dönelim. Diyarbakır’dan Ankara’ya, Ankara’dan Kıbrıs’a uçuşumuz resmen Freddie'nin Kabusu'na dönüştü. Öncelikle Ankara’ya inemedik yaklaşık 45 dakika havada tur attık. Daha sonra Ankara-Kıbrıs uçağı 1 saat rötar yaptı. Uçağa bindiğimiz de ise, bu kez 2 saatten fazla uçağın içinde bekledik.

Gidişte bu sıkıntıları yaşadık, dönüşte bir sıkıntı yaşamamak için dua ederken, Kıbrıs’tan Ankara’ya iner inmez Diyarbakır uçağını kaçırmamak için bilet almamız, valizlerimizi vermemiz ve kapıda beklemeye başlamamız sonucunda uçuşun Diyarbakır’daki sis nedeniyle iptal edildiği anonsu ile karşılaştık. Bunun üzerine ben de dahil herkes telefonlarına sarılarak, Diyarbakır’daki hava durumunu öğrenmeye koyulduk. Ve edindiğimiz izlenim, Diyarbakır’da o saatte uçakların inmesine engel olabilecek bir hava muhalefeti, yani sis olmadığı yönündeydi.

Ayrıca bildiğim kadarıyla 8 Ocak 2003’te, Diyarbakır’da düşen ve 75 kişinin ölümüne neden olan uçak kazasından yaklaşık 5 yıl sonra, havaalanına emniyetli yaklaşma için kullanılan ve ILS olarak adlandırılan Aletli İniş Sistemleri kurulmuştu. Ha bu arada yolcuların ortak kanaati yolcu sayısının azlığı nedeniyle uçuşun iptal edildiği yönündeydi ve bu birkaç kez yaşanmıştı. (Yolcu sayısı tahmini 50-60 dolayındaydı.)

Eziyet ve işkence bununla bitse iyi… Bu kez Ankara Esenboğa Havaalanı'ndaki görevlilerin Diyarbakır yolcularına yaklaşımı ve hakarete varan davranışları, zaten gergin olan ortamı tamamen gerdi. Görevliler her nedense ısrarla tüm yolcuları yaklaşık bir saat sonra kalkacak olan Elazığ uçuşuna yönlendirmesi ise ilginçti. Çok fazla düşünecek zamanımız olmadığı için bunu kabul ederek biletlerimizi aldık, emanetten valizleri tekrardan büyük zorluklarla aldıktan sonra koşar adımlarla Elazığ bagajına verdik ve uçağa gittik. Ancak burada da 1 saat rötardan sonra uçağa bindik ve gece yarısı 02.20 dolayında Elazığ’a indik.

Havadaki eziyet yetmediği gibi bu kez yerde eziyet başladı. Diyarbakır-Elazığ arası çalışan bir firmaya ait midibüs sürücüsü ve muavini, kişi başı 30 lira olan ücretini 25 kilometre gittikten sonra, her nedense 60 liraya çıkardı. Bu fırsatçılığa tüm yolcular tepki gösterince, sürücü ve muavini birkaç lira fazla alarak geri adım attı. Öyle veya böyle sabaha karşı Diyarbakır’a ulaştık ulaşmasına ama resmen bittik-tükendik.  

Şimdi bu köşeden başta tüm milletvekili, idareci, yetkili, yetkisiz herkese sesleniyorum; Diyarbakır ve bölge insanına reva görülen uygulamalara ‘dur’ demek için ne bekliyorsunuz. Önümüzde seçim var. Biran önce bu soruna el atın. Yoksa uçak inemedikten sonra  Diyarbakır Havaalanı’na 100 milyon lira bedelli ikinci pist yapmanız bir anlam ifade etmez.

KONDA’NIN ARAŞTIRMASINDA 10 YILLIK DEĞİŞİM

KONDA Araştırma Şirketi, geçtiğimiz gün, 2008 ile 2018’i kapsayan Türkiye’deki 10 yıllık toplumsal değişimi gösteren bir rapor açıkladı. Raporda, çok ilginç değişimler söz konusuydu. Raporu gözden kaçıranlar için köşemden birkaç hatırlatmak yapmak istedim.

-Ev sahibi olan kişilerin oranı yüzde 74'ten yüzde 66'ya gerilerken, kiracıların oranı yüzde 21'den yüzde 29'a çıktı. Apartmanda oturanların oranın ise, yüzde 33'ten yüzde 59'a yükselmesi dikkat çekti.

-2008 yılında ‘mutluyum’ diyenlerin oranı yüzde 57'yken, bu oran 2018'de yüzde 52'ye geriledi.

-Ortalama yaş artmasına rağmen evlilerin oranı yüzde 71'den 65'e düştü.

-‘Dindar’ olduğunu söyleyenler de 10 yılda yüzde 55'ten yüzde 51'e gerilerken, ‘inançlı’ olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 31'den yüzde 34'e çıktı. ‘Sofu’ olduğunu söyleyenlerin oranıysa yüzde 13'ten yüzde 10'a geriledi. Kendisini ‘ateist’ olarak tanımlayanların oranı ise, 3 kat artarak yüzde 1'den yüzde 3'e yükseldi.

-Raporda yer alan ‘ibadet’ ve ‘örtünme’ bölümlerine göreyse oruç tutanların oranı yüzde 77'den yüzde 65'e geriledi. ‘Başörtüsü’ oranı yüzde 52'den 53'e çıkarken, ‘türban’ oranıysa yüzde 13'ten yüzde 9'a düştü.

-2008'de gazete okuduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 61'ken, bu oran 10 yılın ardından yüzde 26'ya geriledi. Televizyondan haber izleyenlerin oranıysa yüzde 98'den 84'e düştü. Sosyal medya kullanım oranıysa yüzde 38'den 72'ye çıktı.

Sevgiyle kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.