Lisanss
dclisans
  • 31.05.2020
Doğan BEKİN

Doğan BEKİN

Amerika’da George Floyd’un Vahşice Katledilmesi

‘Yeni Dünya Düzeni’ adına 2001 yılından bu yana küresel yönetişimin ikameci anlayışıyla istikrarsızlaştırılmaya çalışılan İslam coğrafyası, hedeflenen etnik çatışmalarla kırılgan bir çözümsüzlük yapısına dönüştürülmüş oldu.  Özellikle son yıllarda jeopolitik ve jeostratejik bakımından güç dengelerini değiştirebilmek adına atılan sinsi adımlar ne yazık ki içinden çıkılmaz yeni açmazların yaşanmasına neden oldu.

Aslında ABD’nin başat aktör olarak hâkim rol oynamaya çalıştığı kriz bölgelerindeki mevcudiyetinin önemli bir nedeni de kırılgan bir yapıya sahip olan ABD’nin kendi iç dinamiklerindeki Sub-Sahara kökenli Amerikalılar ile kendilerini Beyaz Üstünlükçü ırk sınıfında konumlandıran Boer-Afrikaner benzeri ırkçı temelli arkaik düşünce kalıntısına sahip olanlar arasında vuku bulma riski yüksek olan çatışma ihtimalidir. 

Özellikle Trump’ın ABD Başkanı olarak seçilmesinden sonra göreve getirdiği ‘Beyaz Üstünlükçü’ düşünceye sahip üst düzey yöneticiler, uygulamaya koydukları ayrıştırıcı politikalarla Sub-Sahara kökenlilerin sosyo kültürel olarak iyice dışlanmasına neden olmuşlardır.  İşte, son yaşanan George Floyd’un trajik ölümünü de bu çerçevede ele almak gerekir düşüncesindeyiz.

ABD’nin Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde polis memuru tarafından acımasızca boğularak öldürülen ‘Amerika’nın ötekisi’ konumundaki Sub-Sahara kökenli George Floyd adlı Amerikan vatandaşının ölürken; “nefes alamıyorum” (I can not breath) haykırışı aslında oluşturulmaya çalışılan ‘Yeni Dünya Düzeni’nin mikro sinopsis uygulamasının can çekişmesinin bir yansısıdır.

ABD’de Sub-Sahara kökenlilere karşı uygulanmakta olan ötekileştirme politikaları, Cahiliye dönemi anlayışını çağrıştıran “biz ve onlar” uygulaması ile ortaya çıkan müzmin 'Beyaz Üstünlükçü' hastalığının yeniden depreştiğini ve uç vermeye başladığını ortaya koymaktadır.

Minneapolis’teki vahşet görüntüsü, bir bakıma efendi-köle anlayışının nevzuhuru olan ‘Yeni Dünya Düzeni’ni önceleyen sözde ‘Pax-Americana’(Amerikan Barışı) düşünce atlasının Firavunvari bir tezahürüdür.

Yeni Dünya Düzeni bağlamında; “adalet, insan hakları ve özgürlük” sacayağı referansıyla dünyaya barış ve istikrar getirme mottosuyla ortaya çıkan hegemonyal ‘Beyaz Üstünlükçü’ anlayış, Amerika’da ortaya konulan katı baskıcı tutum sonucu yavaş yavaş inandırıcılıktan uzaklaşmakta ve meşruiyet zeminini hızla yitirmektedir.

Çağdaş firavunların yörüngesinde siyaset yapmaya çalışan ve “hak ve adalet” oryantasyonlu medeniyetimizin, sözde Batı Medeniyeti ’ne yenildiğine kendilerini inandıran teslimiyetçi anlayışa sahip politikacıların, Minneapolis kentinde meydana gelen vahşetten önemli dersler çıkarması gerekir kanaatini taşıyoruz.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.