dclisans
  • 30.01.2019
Bünyamin  Özbilen

Bünyamin Özbilen

ŞANLIURFA’NIN EN BÜYÜK EĞİTİM SORUNSALI VE SOSYAL BİLİMLER HANDİKAPI

Şanlıurfa ile tanışalı bir yıl kadar oldu. Bu süre zarfında eğitimi ve öğrencileri olabildiğince gözlemleme ve değerlendirme imkanı buldum. Çok geçmeden Şanlıurfa’nın eğitim başarısının bir çok şehrin altında olduğunu gördüm. Pekâlâ neden böyleydi? Neden medeniyetlere beşiklik etmiş olan bu coğrafyada eğitim seviyesi bu kadar düşüktü? İşte bu sorunsala bir cevap hükmünde olacağına inandığım makalem ile sizleri baş başa bırakmak istiyorum.

YANLIŞ YÖNLENDİRME PROBLEMİ

Eğitim bir ulusun geleceğini inşa eden en önemli unsurdur. Gelecek nesillerin kaderi, ancak doğru yönetilen bir eğitim süreci ile şekillenecek. İşte tamda bu noktada gençleri doğru yönlendirme ön plana çıkıyor. Daha önce ülkemizin batı şehirlerinde çalışırken öğrencilerin zeka çeşitliliklerine ve kabiliyetlerine göre yönlendirme yapardık. Yani bir öğrencinin sözel zekası var ise bu alana yönlendirirdik. Bir öğrencinin sanatsal kabiliyeti var ise ona göre yönlendirme esas olurdu. Doğru yönlendirme ile ilerleyen öğrenci ise hem daha başarılı olur hem de Türkiye’nin gözde üniversitelerine yerleşirlerdi.

Yalnız burada işlerin biraz da böyle olmadığına şahitlik ettim. Yönlendirmede aile ve çevrenin rolü olabildiğince büyük. Genel itibariyle sosyal bölümleri kimse tercih etmiyor. Eşit ağırlıklı bölüme burun kıvrılıyor. Sayısal bölüm ise herkesin gözdesi durumunda. Yalnız öyle fen edebiyat yada eğitim fakültesi istenmiyor. Birde Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği, Eczacılık yada Mimarlık – Mühendisliklere istek ve oraya yönelme ön planda.

ÖĞRENCİLER KALDIRAMAYACAĞI YÜKÜN ALTINA İTİLİYOR

Öğrenci incelemesi yaparken, fen derslerini yapmadığını ve hiç ilgisinin olmadığını ve istemediğini tespit ediyorum. Sonra evet bu çocuk mutlaka Eşit Ağırlıkta ilerlerse Koç Üniversitesi İşletme Bölümüne yerleşir diyorum, (kaldı ki bu bölüme Türkiye’de derece elde etmiş öğrenciler gidebiliyorlar) yalnız aile ve çevre faktörü sayısala yönlendiriyor. Sonra da çocuk Türkiye’de derece elde edebilecekken kaldıramayacağı yükün altında eziliyor. Aynı şey sözel bölümler içinde geçerli. Sözel bölümlere yatkın çocuklar ise lisede eşit ağırlıklı veya sayısal bölüme geçiyor. Ardında da bir çıkmazın içerisinde boğulup gidiyor.

ŞANLIURFA VE SOSYAL BİLİMLER İHTİYACI

Aslında sosyal branşlarbir memleketi eğiten, kültürüne sahip çıkan ve tanıtımını yapan asıl öğeler arasında yer alır. Deminde de söz ettiğim gibi çok güçlü bir kültürel yapıya sahip olan Şanlıurfa’nın acaba dünyaca tanınan kaç tane Arkeoloğu veya Antropoloğu vardır? Aşiret sistemini tam anlamıyla çözümleyip, modern ket yaşantısını planlayabilecek kaç sosyoloğumuz var?

Sene başında Şanlıurfalı bir Türkçe öğretmeni ile tanıştım. Aynı zamanda yazar olan Ayten DOĞAN Hanımefendinin kitaplarını okudum. Şanlıurfa’yı edebi dille o kadar güzel bağdaştırmış ki, bir kitap aşığı olarak adeta hayran kaldım. Acaba Ayten Hanımı kaç okul, öğrencileri ile buluşturdu? Yada belediye sanatsal ve kültürel etkinliklerinin kaçına davet edip, bilgisinden faydalandı? Şanlıurfalı yazarlarımızın kaçı üniversitelerde hak ettiği ölçüde kendine yer bulabiliyor.

Coğrafi olarak önemli bir yere sahip olan Şanlıurfa da tarım önemli bir yer teşkil ediyor. Yalnız dünya küresel ısınma ve iklim değişiklikleri ile başa çıkmaya çalışırken, acaba şehrimiz kaç coğrafyacı yetiştirdi ve kaçı hak ettiği yerde sesini duyurup, çözüm önerileri üretebiliyor?  Aynı şey Tarih branşı için de geçerli.

Demem o ki, bırakalım da şehrimiz tüm değerleri ile birlikte ilerlesin. Bu yönüyle bizleri tedavi edecek olan doktorlarımıza ne kadar ihtiyacımız var ise değerlerimizi anlatarak insanların güzel ahlak ile beslenmelerini sağlayacak olan din kültürü öğretmenine, toplumsal analizler yapacak olan sosyologlara da bir o kadar ihtiyacımız var.

Konfüçyüs; “Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız” diyor. Çocuklarımızı da sevmedikleri ve istemedikleri bölüme gitmelerini zorlamak yerine, severek ve isteyerek gidecekleri bölümlere ulaştırmak gerekiyor.

Bu yazıyı yazarken, amacım elbette ki kimseyi incitmek veya iğnelemek değildi. Sadece gördüğüm önemli bir eksikliği üzerinde durulması ve çözüm bulunması adına siz değerli okurlarım ile paylaştım. Bir sonra ki yazıda buluşmak dileğiyle…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.