• 14.07.2018
Bünyamin  Özbilen

Bünyamin Özbilen

Engelsiz bir toplum için tüm engelleri kaldıralım

Dün akşam yemek sonrası yürüyüş yapmak için evden çıktım. Yürüyüşe henüz başlamıştım ki, bulunduğum mahallenin elektrikleri kesildi. Ama bendeki bu istek ve arzu yürüyüşümü yarıda kesmek yerine devam ettirmeye yolunda oldu. Daha rahat yürüyebilme adına kaldırıma çıktım. Yürürken kaldırımın bozukluğundan neredeyse bileğimi burkuyordum.

Başka bir kaldırıma geçtim oda aynı şekilde bozuk. Kaldırımlarda Garip garip çukurlar oluşmuş, kimisi de sırf arabasını park edecek yer olsun diye kaldırımın yapısıyla oynamış. Biraz sinirlilik haliyle kendi kendime söylenmeye başlamıştım ki ayağım büyükçe bir taşa takıldı ve baş üstü düşme tehlikesi yaşadım. Sonra sağ salim evime gelebildim.

Ben bu halimle sokaklarda rahat rahat yürüyemiyorsam engelli bireylerimiz nasıl yürüsün diye sormadan geçemedim. Ertesi gün işe yürüyerek gitmeyi tercih ettim ve çevremi dikkatlice gözlemlemeye çalışarak kendimce notlar tuttum. Meğerse ne kadarda engel koymuşuz hayatımıza. Her yer engel dolu. Biraz kaynak taraması yaptım ve acı gerçeğe ulaştım. Engelli vatandaşlarımızın vakit geçirebilecekleri veyahut şehrin merkezine gidip işlerini yapabilecekleri imkanları yok. Bunun sorumlusu da kendimizi dört dörtlük olarak ifade ettiğimiz bizleriz.

Sizlerle bazı verileri paylaşmak istiyorum. Türkiye İstatistik Kurumunun 2012 yılı nüfus sayımına göre; erkekler Türkiye nüfusun %50,2 sini, bayanlar da %49,8 ini oluşturmaktadır. Yine TÜİK verilerine göre engelli bireylerin yüzdesi; zihinsel engelli 29,2, ortopedik engelli 8,8, görme engelliler 8,4, işitme engelliler 5,9, ruhsal ve duygusal 3,9, dil ve konuşma özürlü 0,2, türeyen hastalıklar 25,6, çoklu özür grubu 18,0 dir. Ayrıca engellilerin yüzde 41’i okur yazar değildir. Bu istatistiklere göre engelli bireylerimizin dışarıya çıkamadıkları aşikardır.

Engelliler okulu da yalnızca büyük ilçe merkezlerinde (birçok yerleşim yerinde yok) olduğundan dolayı eğitimden de mahrum kalınıyor. Oysaki, dilimize dolamış gidiyoruz eğitim şart diye ama bunun için gerekli donanımları ve alt yapıları hazırladık mı? Şehir içi otobüs ve dolmuşların yüzde kaçı engellilere göre dizayn edildi? Kamu alanlarının yüzde kaçında rampa ve asansör mevcut? Engelli WC istenildiği zaman bulunuluyor mu? Kaç tane parka engellilerimiz rahatça ulaşabiliyor?

Kaç tane spor merkezimiz engelliler için düzenlenmiş? Üzücü ama gerçek maalesef çok azında bu saydıklarım mevcut.

Bazı zamanlar seçimler yaparız ve bu seçtiklerimizin arasında kazanılmış statülerimiz de vardır. Öğretmen olmayı, Belediye Başkanı olmayı seçebilir ve bunun için çabalayıp bu statüleri kazanabiliriz. Ama bazı statülerde vardır ki onlar doğuştan gelir.

 İngiliz, Türk veya Arap olmak gibi. Bu seçimleri yapmak bizim elimizde olan bir şey değildir. Hiç kimse görme engelli olarak veya sakat olarak doğmak istemez. Biz veya çocuklarımızda engelli doğabilirdi. Allah’ın kime ne ölçüde ve nasıl bir kader çizdiğini bilemeyiz. Bu dünyada; elleri kolları tutan, gözleri gören insanların yaşama hakkı olduğu kadar, yürüyemeyen ve göremeyen insanlarında diğer insanlar kadar yaşama hakkı vardır. Sadece kendimizi düşünüp çevremizi dizayn edemeyiz.

Kuşundan böceğine kadar bu doğadaki her canlıya saygı duyma mecburiyetindeyiz. İnsanların yaşama özgürlüğünü, eğitim haklarını gasp etmeye kimsenin hakkı yok. Takip edilmeyen ve gerçekleştirilemeyen genelgeler çıkarmaya da ihtiyaç yok. Bu toplumu anlayan ve kucaklayan reel gündemlere ve insanlara ihtiyaç var.

Anlamsız çekişmeler ve iktidar kavgalarını bir kenara bırakıp da, biraz da bu toplumun gerçek ihtiyaçlarıyla ilgilenilse örnek alınacak ülke pozisyonuna geçeceğimiz kanaatindeyim. Herkes kendine pay çıkarmalı. Karşımızdakine gerekli saygıyı ve değeri gösterelim. Bir birimizin acısını, sevincini ve kederini anlayıp paylaşalım. Hayatımızın her köşesine engeller koymak yerine, tüm engelleri kaldıralım. Rahat ve güvenilir bir toplum olmanın adımlarını engelsiz bir şekilde hep beraber atalım.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
horço horço 17.07.2018

Engelli çocuklarımızın çoğu bir yetisini kaybetse de diğer yetilerindeki gelişmeyle özel çocuk haline geliyorlar, mesala görme engelliler işitme ve hissetme potansiyeli olarak normal insanların çok üstüne çıkıyorlar, bu durum değerlendirilmeli ve bu insanlarımız bu rotada istihdam edilmeli değilmi?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.