• 07.07.2015
Bilal BEBE

Bilal BEBE

SARAYCI OLMA KAHVECİ OL (2)

-Taya gelince padişahim, hakikatten padişahim size hediye edilirken taya,  gıptayla bakmamak mümkün değildi, Sapsarı yelesi, yere kadar uzanan kuyruğu, muhteşemdi lakin. Karın bölgesinde lülelinmiş gübre katmanları vardı, yapış yapış. Zira, asil hayvan pislik üzerinde yatmaz, bunun annesinden ya da babasından bir katırlık var ferasetimle bunları ben anladım, siz de anlardınız. Eğer!

Padişah hiddetlenerek:

--Eğer ne demek?   Ne diyorsun,  alla alla… Ben nasıl padişahım de bilelim dee!

Kahveci:

--Padişahim vazgeçin sizi demeyim, sizi söylemeyim!

Padişah.

--Kaşınan kellense ben alırım de bu bir emirdir.

Kahveci:

--Al padişahım. Baban padişah, ama sen padişah oğlu değilsin!

Padişah makamından ayağı hiddetlenerek kalkarken Kılıcı kılıfından bir hamlede kurtardı… Şimşek hızıyla keskin kılıcı kahvecinin boynuna dayayarak:

--Kahveci bu hat aşmaktır, kendin bilmemektir derhal ispat isterim ya da kelleni alırım!

Boğazı padişahın titrek sinirle tutuğu kılıcın altında zor nefes alan kahveci titrek ses tonuyla:

-- Padişahım sükûnet arz ederim derhal ispatlayacağım lakin boğazım, nefes alamıyorum.

Padişah ispat adına kılıcı usulca kılıfına yerleştirirken can kulağı ile kahveciyi dinliyordu.

Kahveci:

-Padişahım validenize bir sorun bende ilaç var korkmayın bu zehirle annenizi tehdit edin!

Valide hanım korkudan size gerçeği söyleyecektir bundan emin olunuz.

Padişah, çağırır kuğu gibi süzülen valide hanımı, makamı padişaha.

Padişah:

-Valide hanım hoş geldiniz bu şişede çok keskin zehir var.  Şimdi de benim babam kim?

Valide hanım:

--Vış oğlum baban padişah işte…

Padişah:

--Nöbetçiler, anlaşıldı annem doğruyu söylemeyecek. Açın ağzını,  bu zehri son damlasına kadar ağzına boşaltın.

Valide hanım:

--Pekâlâ dur oğlum gerçek şu ki  bir gün baban yemene sefere gitmişti. Aylarca yoktu bir gün Çingeneler geldi içlerinden biri çok yakışıklıydı. Kanım kaynadı karşılığında sen oldun.

Bunun üzerine padişah annesini gönderirken kahveciyi huzura çağırır:

--Gel bakalım maalesef haklı çıktın, peki beni nasıl anladın?

Kahveci:

--Ben size ilk geldiğimde dedim ki eşim aşçı ben kahveci. Zaten bizi işe aldığında neredeyse ben 24 saat yanında olacağım. Eşimde zaten aşçı zaten her öğün o yemek yapacak. Ama siz ısrarla şu kadar kilo mercimek şu kilo falan vereceğim dediniz. Padişah adam büyük adam gramlarla kilolarla uğraşmaz.

 

Evet, alabildiğine kısa yazmağa çalıştığım bu hikâyenin neresindesiniz.

Ulan muhalefet bey efendi kardeşim siz halen hükûmeti kuramıyorsunuz.

Ağzınızdan saray,  sn. Erdoğan eksik olmuyor yeter be gına geldi

Mehmetçik sınırda alnını güneşe vermişken halen siz sarayla uğraşıyorsunuz.

Az o saray ‘’Sayın Cumhurbaşkanım gönlümde sarayınız var”

Bu ne ya muhalefetin de bir üslubu var koktunuz be yemeyeni göster! 

Çok Salih evlatlarsınız, yemeyecekseniz, kurun hükûmeti görelim.

Biz dedik buz yüreklere ısınması adına uzatılan el adına.

İster gül atarsınız ister diken saplarsınız, gül de bizim diken de şimdilik son iyi kalın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.