• 29.05.2015
Bilal BEBE

Bilal BEBE

Nefretin Çocukları 1915 (48)

Bedir ağa beklide ölmüş olan askerin, dudağına el yordamıyla su değdirirken,

Bir taraftan da askerin ustu başı ıslanmasına rağmen tepki yoktu…

Üzüntüden titriyordu Bedir ağa gözünden yaş gelerek…

Bedir ağa.

—Oğul ölme gençsin ölme, benim için ölme vatan için öl benim için ölmeee kaaaallk.

Silkeliyordu var gücüyle askeri diğer birinci askerde cılız sesi ile avazı çıktığı kadarıyla,

birinci  asker.

—Gardıyaaaaaaaaaan kimse yok mu asker ölüyor vicdansızlar Allahsızlar loooooo

yok, yok kimse duymuyordu, Bedir ağa sıtılı kavradığı gibi ölmüş sandığımız askerin…

üzerine olanca suyu boca ederek uyanmasını denemişti ama uyanmadı işte asker ölmüştü.

Bedir ağa boş bir çuval gibi zindanın bir köşesine çökerken artık sabah olmuştu.

Ne bedir ağa, nede birinci asker uyamamışlardı…                                                                       Aç ve susuz olmalarına rağmen birinci asker.

İkinci askerin cesedinin başına gelerek kardeş dediği askerin cansız bedenine sapsarı yüzüne bakarak içten ve derinden ağlayarak içinden dayanılmaz isyanı dışarı ve zindanın taşları dövercesine  ağıt yakıyordu. ilk duyulmuştu bu ağıt 

Birinci asker.

—vara, vara vardım Siverek elinde bir hana

   hancı dedi bu garibandır yatağını serin eyvana

   oradan bir zalım çıktı dedi bu urfalıdır atın bunu zindana

   hayeeee hayeeee hayeeeee hayeeee  dayeeeee dayeeee.

   Ah ölem, ölem, ölemmmmm de kime be diyem 

 

  Beyler kahve koymuş, içiyor fincana ….

  Allah sizi duşurmesin, sivrek elinde zindanına   

  hayeeee hayeeee hayeeeee hayeeee  dayeeeee dayeeee.

  Ah ölem, ölem, ölemmmmm de kime be diyem.

Haklıydı ağıtında  birinci asker yukarda İsmail komutan odasında kahve yudumluyorken..

Birden kapı heyecanla ve hiddetle iki üç kez çalındı.

İsmail komutan.

—Gir, gir!

posta efendi.

—komutan, şey… Komutan.

İsmail komutan.

—Ne oldu oğlum.

 

posta efendi.

—Mahkumlardan biri öldü efendim.

Yerinden bir ok gibi fırlayarak…

İsmail komutan.

—Bedir ağamı?

posta efendi.

—Hayır komutan.

İsmail komutan.

--Ya kim oğlum.

posta efendi.

—İkinci asker. İkinci asker öldü. Urfalı

İsmail komutan.

—Ulan bir günde hayırlı bir havadis edin dişimi kırayım yahu…bu mahkum yani asker yaşlı olan mı . urfalıydı değil mi

posta efendi.

—Evet komutan.evet o urfalı 

İsmail komutan.

—yazık, çok yazık, böyle mi gerekiyordu, Allah rahmet etsin, garibandı galiba   kimi kimsesi yok değil mi

Posta başı.

—yok komutan zaten yılardır burada asker!!! Ne harpler yaşamış iyi bir vatanseverdi… yemene bile gitmiş …. Yazık, yazık 

İsmail komutan.

—Evet hakaten yazık,  beklide bir hiç uğruna ne ise dallandırmadan bulandırmadan bir mezar hazırlayın. Ve bana Osman hocayı çağırın gelsin. Elinizi çabuk tutun.

Posta başı .

Derhal komutanım derhal.

Posta başı gözündeki yaşı silerek kendi ekseninde hızlı bir u dönüşü yaparak odadan çıktı…

İsmail komutan koltukta otururken alında biriken ter damlalarını cebinde çıkardığı mendille sildikten sonra başını iki eline alarak sesli düşünüyordu …

‘’Vah askerime vah, ama böyle gerekiyordu yazık oldu Mehmet’ime’’ bir taraftan da gizli ibare şifleri telgrafı  usulca açtı…İstanbul dan geliyordu….

Siverek iline jandarma komutanlığına…

Memleketin düştüğü duruma istinaden onu fırsat bilerek kuva-yi milliye  adı altında örgütleme

Başladığını ihbar almaktayız bu nedenle silahlı çeteler oluşmaktadır bağlılığınızdan…

Şüphe ye düşmediğimizden  şimdilik müttefiklerimizle yapılan anlaşma neticesinde derhal önlem alınması bu gibi durumlardaki kişileri derhal  anında infaz edilmesi zaruridir …

Arz ederiz

 

                                   Teşkilat-ı mahsusa Adına

 

     Hüsamettin bey

İsmail komutan aldığı telgrafı hızla masanın üzerine fırlatarak koltuğa yaslandı…                  şöyle bir derinlere dalmıştı sonra usulca içi altın akçelerle. Dolu çekmeceyi açarken

Çil, çil altınlara elini alırken içinden…

‘’Rabim şükürler bir milletin dirilişi başladı, Bunu nasıl bedir ağaya izah etmeli, kimse sırımıza vukuf olmamalı, Mustafa kemal yola çıktı bir gün bu millet atla it izini ayrıştırma zamanı gelmiştir, İstanbul’dakiler uymaktalar, halen müttefikler der durular Bedir ağayı içeriye atmasaydım Berj  Ağa öldürecekti yazık olurdu böylesi bir kahramana bir şehit verdik ama olsun! Şu altınları da Sivas,a bir yollamanın mutlaka bir yolu olmalı! Ne ise bakacağız…

İsmail komutan.aldığı telgrafı yakarken

—Posta efendi posta efendi…Çavuşu çağırın bana.

Posta.

—Derhal efendim

 

(Devam Edecek)


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.