• 27.05.2015
Bilal BEBE

Bilal BEBE

Nefretin Çocukları 1915 (46)

Bedir ağa.

—Durun, durun bunlar bizimkiler durun. Askerler ateş etmeyin durun ben Bedir ağa durun!

Bir an herkes sese kulak kesmişti, askerlerin ve Bedir ağa adamları mevzilerinde yaslanarak fırtınanın dinmesini beklediler tanımıştı her kes Bedir ağanın davudi sesini…                  

Çavuş yerde sürünerek, İsmail komutanın yanına kadar sokulmuştu…

Çavuş.

—Komutan, Bedir ağa bu, onun sesi ama sen, sen aman Allah’ım yaralısın komutan…   

 Kolun ve göksün kan içinde yaranız nereden nerden komutan bedir ağa bize ateş eti nasıl olur! Nasıl olur komutan bu da mı hain çıktı!

İsmail komutan yutkunarak…

—Çavuş… Çavuş yaram derinden değil,  galiba omzumdan ..omzumdan yaralandım

Çavuş atların arasında yerde kıvranan komutanı, az ötede duran tezek kümesinin…       

 Yanına kadar sürüklerken bir taraftan da çantasından çıkardığı pamuğu komutanın…  

 Yarasına tampon yapıyordu, komutan ve çavuş atları siper alarak ve bir birilerine yaslanaraktezek kümesineyetişmişlerdi… 

Orası güvenliydi çavuş ve İsmail komutanı tam tezek kümesine yaslanırken tam o anda…

Bedir ağanın sesi bir kez daha duyulmaya başlandı….

Bedir ağa.

—Ula askerler biz Müslüman’ız Türksüz looo!  ben Bedir ağa duymuyor musunuz… 

 Kimsiniz sesime ses verin kimsiniz, bura cehenneme dönmeden sesimize  ses verin…         

  Ses  verin ki….

Dostumsunuz düşman mısınız bilelim İsmail komutan tahmin ederim ki sizsiz he komutan….

Sizsiz  lo komutan ismaiiiilllll ses ver Komutanıııımmmmmm.

Komutan.

—Bedir ağaaaa evet biziz, durun kimse ateş etmesin Bedir ağa, Bedir ağğaa bedir ağaaa  yanlış yaptın, nereye gitin bura nere bu  ne demek Bedir ağa.. sen şimdi kime ateş edersin     BU delalet, ve hıyanet demek…

Değilse anlamı ne bedir ağa, ala bedir ağa, beni işitiyorsan…  

 ve tanıdıysan derhal  silahlarınızı bırakın ve teslim olun. Nereye gitmiştin nereden çıktın….

Bedir ağa.

İsmail komutan sizi işitim ve tanıdım, hıyanet ve delalet çakal işidir, ben çakal değilim! Komutan…

Aşırı gidersen nefsimden ve ferasetimden boğulursun  benim diyorum benim… Bedir ağa, bana ne demek teslim ol dersin! hakaretler yağdırırsın, lafların mermiden daha keskin bu ön yargı neden lafların babandan fazla…

Devleti ali de olsan Haddini bil

İsmail komutan.

    Bak hele bu bak küstaha …

    Az daha beni öldürecekti birde  ukalalık yapıyor…

çavuş.

—Emredin Komutan indireyim mi aşağıya!

İsmail komutan.

—Ne oğlum kimi indiriyorsun aşağıya?

Çavuş.

—Bedir ağayı!

İsmail komutan.

—Lan oğlum eşek sıpası Bedir ağayı tanır mı sın. Lan oğlum o kurt bir avcıdır. Onun mermisi adres şaşmaz bu yörede…

 O hâkim bir mevzide adresimizi yerimizi mermi ile tespit ettirme! lan dur lan bokundan güle oynama gençsin yazık olursun. Bir sabret heellleeee!

Bedir ağa…

—Ula askerler iyisiniz inşallah… Komutan İsmail deli olmuş ne der bilmez! Hat hudut aşar…

komutan beni işitir misin, sana olan saygınlığımı kaybetmeden ve askerlerin selameti için…    Ben tüfeğimi indiriyorum, sakın ola korktu demeyesin bildin ve anladın mı komutan…

 Bedir ağa bir boğanın siniri gibi burnundan soluyor ama bir o kadarda şaşkın bir halde yanındaki, fedakar ve yiğit üç adama mahcup bakarak tüfeğini usulca havaya kaldırırken mevzilendiği   yerden yavaş, yavaş kalkıyordu, o kadar utanmıştı ki…                             

 Anlında ki ter pala bıyıklarına doğru akarken adeta  baharın otlara çiğ düşmesi gibi…    

     pala bıyığını üzerinde  belirgin ve kızıl renk alacasıyla çenesine kadar akıyordu…     

     ‘’yiğitlik kitabında arkadaşlarını zor durumda koymak var mıydı, bu nasıl bir belaydı’’       dedi içinden Bedir ağa…

bir aslanın avcıya teslim olma veya olmama gibi halleri ile dışarıya çıkarken daha dun kendisi karşısında esas duruş sergileyen onca asker bütün namlularını bedir ağanın üzerine…cevirmişler ve İsmail komutanın emrini bekliyorlardı, hemen orada infaz mı edeceklerdi bilemeyiz….

 Bedir ağa yavaş adımlarla ilerlerken, yanında  aylarca hizmet eden iki asker tekrar bakarken...

Gözleriyle af dilercesine başını yavaş, yavaş aşağıya eğerek özür diledi. Çok utanmıştı haline!

İsmail komutana dönerek.

Bedir ağa

—komutan devlete boynumuz kıldan incedir lakin hakim savcı olur hemen yargılarsın…     

  İşte bu zor…Ben Bedir ağa kurtlara yem olmazken sinekler meze olacağız.

 

Ve bedir ağa usulce tüfeğini yere indir indirmez İsmail komutan askeri bir deha pozu ile askerlere işaret ederek dağ gibi adamı yere yatırmışlardı, bu ne yaman bir çelişkiydi ki

Bir an Bedir ağa düşman ilan edilmiş onca askerin gözleri önünde yere yatırılarak kolları arkadan kelepçelenmişti. İki askerin yardımıyla ayağı kaldıran bedir ağa…

Bedir ağa.

—Komutan bizi bu hale getirme çaban korkaklı olsa gerek, aksi bu tavrın  bu tavrın  niye!

İsmail komutan.

—Bedir ağa ha askere kurşun sıkmışsın ha devlete hiçbir fert ve zümre devletten büyük değil…

bu memleketin düştüğü ahvalde ve bu hallere tahammül  müsemma gösterilmez…

 

(Devam Edecek)

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.