• 14.05.2015
Bilal BEBE

Bilal BEBE

Nefretin Çocukları 1915 (37)

Ayşe.

—Ağam bacı Elif  ne der ben anlamam, bilmem, sormadım sormam ikinizin bildiği sır neyse.

Bilmem eğer ateş’se benim elim maşadır fedakârlı baş vermekse, zira başım uğrundadır… Ama sen… sen sağ ol. Lakin Karnımdaki kuzu baransız kalacaksa gitme ben kurban Gitme…

Bedir ağa.

—kızmam lazım size ama kızamıyorum bu konuşmanız had aşmaktır. Dedim ya mesele er işidir, vatan işidir beni seven susacak eşiğime haramı sokmayacak, o kadar Susacak!

Elif.

—Ne dedik ki ben kurban? Erimizsin kıyamayız kodeste kalmana ya da ölmene…

Hanene şer girmez haram girmez bilesin rahat edesin rahat olasın.

Bedir ağa.

—Ben Kürt ağası Bedir ağa, ikinizden de  ayrı kalsam bile Yüreğimde ki  Sevda yolunda çeşme pınarımsınız, İnkâr edemem, lakin  Dost var düşman var…                                   avratların bacağın arasında çıkamadı dedirtmemem. Beni seven konuşmaz susar…             Anladınız mı susar, bana layık helalimseniz…susacaksınız bu böyledir böyle biline

Bende Bedir ağaysam, kalkın şimdi yoluğumu hazırlayın di haydı…

Elif.

—Evimizin ışığı ,güneşi, dileğim o dilektir ki, babam berjin şamdan getirdiği atı hazırlayacağım, çünkü rüzgar kadar hızlı, şimşek kadar atiktir emanete ihanet etmez,

dileğim o dilektir ki, seni tez götüre tez getire… he mi kurban…

 

Bedir ağa, başını sallayarak, onamış tutun sandığına yönelmişti , Deri kaplı tutun tabakasını doldurma adına,  tutunu elleriyle sıkıştırırken, sanki elleri titriyordu, kapıdan çıkana kadar Elifinden gözünü ayırtamamıştı  elifinden, ‘’Bu nasıl aşk  Allah,ım’’ dedi içinden…           Fark etmemişlerdi atın eyerindeki ermeni armalarını kabartmaları ve mavi kırmızı bez parçalarıyla süslenmesi ne anlamı vardı ki o armaların kimse dikkat etmemişti bile…           çok önemli miydi bilemiyoruz!

Hazırladılar ne var ne yok,  Ağlıyordu iki taze çaresizlerdi bu yazgıya…                            boyun eğmeleri lazımıydı şimdi bilmiyoruz mesele vatan dendi o halde susamak lazım!

Elifin babadan kalma Atına atladığı gibi, şimşek gibi karacuruna yol alırken bir an durakladı salunca tepesinde son kez bir evine bakma ihtiyacı duymuştu…                                               Derinden bir ah geçirdi içinden ancak kendisinin duyabileceği şekilde…

Bedir ağa…

—Ya dönmesem,  Allah, Allah… vatan mı önemli yar mi….. Allah büyük…

Güneşin cehennem Sıcaklığında   atını o kadar hızlı sürüyordu ki tozu dumana katıyordu

Beyninde oluşan soruya cevap arıyordu’’vatan mı önemli yar mi?’’ her soruda atını biraz daha, daha hızlanması için elindeki kırbaçla vuruyordu ‘’vatan mı yar mı’’                              at çatlamak üzereyken. Karacurun’a yetişmişti bedir ağa… İçinden ‘’vatan önemli vatan… Vatan varsa yar vardır sevda vardır, öyle ise vatan mühim, vatan sevda, vatan namus…

karacurun lu kero oğlu mıllanın evine yetişmişti bedir ağa, at kan ter içinde kalmış evin önündeki curun denen hayvan yalağındaki suya uzanmak istedi at…                                    Bedir ağa tecrübesine dayanarak hayvanın su içmesini engellerken bir taraf tanda sesleniyordu

Bedir ağa.

—mılla mılla lo ev sahibi… mıla looo

İki Asker birden kerpiç evin içinden ok gibi fırladılar…

Birinci Asker

—Bedir ağa biz senin mertliğini şüphe duymadık hoş geldin iki elin de kanda olsa geleceğini biliyorduk. Bizi mahcup etmedin

Bedir ağa.

—Hoş bulduk sizler zabitlerimden çok dostlarımsınız mesele memleketse gerisi teferruattır.

İki elimiz, kanda da olsa hay, hay geliriz

BirinciAsker.

—Peki, ala ağa. Ne zaman Siverek’e gidelim.

Bedir ağa.

—Derhal gidelim… Vakit dar Siverek bizden haber bekler raporumuzu hemen sunalım.

Mılla oğlu kero konuşmalara müdahale ederek.

—Bedir ağa kitabıma sizi bırakmam zira hava çok Sıçak, bir gece burada dinlenin yarın gidersiniz.

Bedir ağa.

—Kero olmaz gitmemiz daha uygun düşer.

Mııla oğlu kero.

—Bedir ağa sen benim kirvemsin saygı duyduğum bir reyisin hanemize şan vermiş şeref vermişsin, lakin bize kıyar olmuşsun.

Bedir ağa şaşırmış mahcup bir ses tonuyla.

—Hâşâ, kirvem hâşâ… Biz nerede suçu lisan etik ki? Bizi ayıplar oldun.

Mılla oğlu kero.

—Haşa, ağam fakir hanemiz sizi ağırlamak sizinle bir sofra baylaşmasak kolu komşu bizi.

Duyarlarsa! Ayıplarlar, etme ağam bu gece misafirim kalın yarın şafakta yola çıkarsınız,

Sabah ta serinde Siverek, te olursunuz

İkinci Asker. Söze karışarak.

—Bedir ağa hadimi aşmak gibi olmasın ama bu sıcakta atlarımız çatlar, gecede gidersek karakolda yorgun düşeriz sabah şafakta gitmek taraftarıyız, zira emir sizin.

Bedir ağa.

—Ala… Madem kero çok ısrar eder, Sizde mutabıksınız, yarın şafağa gideriz.

 

(Devam Edecek)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.