• 06.05.2015
Bilal BEBE

Bilal BEBE

Nefretin Çocukları 1915 (31)

Erişpa.

-Ben Erişpa… Yedi kardeşin tek bacısı karaca dağın en büyük otağın tek hanım ağası…   

Ben sana yanmışsam tüm yanlışlıklar başıma gelsin yeter ki senin olayım bu günden tezi yok beni alasın elini elime yüreğini yüreğime katasın beni buralardan kaçırasın tek muradım budur, eğer babam Berjden korkmuyorsan.

Bedir ağa.

-Bir zaman sure vereyim, istersen düşün, yokluk var kuma var, belki de gül bahçesi dediğin yer nefret bahçesidir.

Erişpa.

-Halen anlamaz, beni dinlemesin, ben senin aşkına dinimi, milletimi terk ederim bilirim ki gittiğim yer nefret bahçesidir sen beni gül sayarsan ben dikenimi salmam bunu bilesin

Bileceğin bir şey daha var ki bu vasiyettir…

Bedir ağa.

-Ne, nedir ki, Benim bilmezim hâldan anlamazım! Söyle ne oldu ki ne vasiyet edersin!

Erişpa.

 -Eğer bir gün sensiz ölürsem, olur ya Allah seninkini geçinden versin mezarımızı yan yana koysunlar yerden pencere açsınlar senin ellerini güneş kadar beyaz olan memelerimin arasına koysunlar budur muradım. sen hala anlamazımsın  

Bedir ağa…

 -Ya star… Allah korsun bu sevdana sevdam, yüreğin yüreğim canım feda olsun, başım gözüm üstüne, lakin bu son kararın mı? Geriye dönüş yok! 

Erişpa.

 -Evet, bu can sana dayanmaz sensiz kuruyup çürüyecekse, yanında ölmeyi dizinin dibinde ölmeyi ibadet sayarım ya beni götür ya da beni öldür. Son kararım son düşüncem budur.

Bedir ağa.

-Güneş ha doğdu ha doğacak kararın kesinse git hazırlan bende iki zabitim de hazırlanalım.

Erişpa o kadar mutludur ki yaşayacağı ne kadar sorun varsa umursamadan bedir ağanın boynuna sarılarak, yanağına bir buse kondurması dünyada kazanılmış tüm zafere değerdi.

Koşar adımla çadırına giderken, ceylanın kurak bir havadan sonra… Bahar yağmuru sevinci yaşadığı gibi seke, seke gidiyordu… 

Hayalinde ve rüyasındaki adam evet demişti bohçasında ne varsa almış, arkasına bakmadan Bedir ağanın atının arkasına atlarken bedir ağaya sarılmıyor adeta ibadet ediyordu o kadar mutluydu ki erişpa bir kez olsun arkasına bakmadı bile. Özgürdü sevdaya, Özgürdü aşka!

Bedir ağa. Askerlere dönerek…

Diyarbakır'a doğru surelim atımızı Berj ağa uyanır uyanmaz, bizi takip edecektir.

Birinci Asker.

-Diyarbakıramı gidiyoruz bedir ağa, ne bilgi aldın ki 

Bedir ağa.

-Hayır, tersine gideceğiz karca dağı etrafını turlamamız lazım ki şaşırsınlar iz sürücüler.

Yolumuz Fırat tır bucak mevkisinden hoşine gider oradan saluncaya geçeriz, ama önce bucak köyünde atlarımızı dinlendiririz, orayı kimse tahmin edemez ne dersiniz Uygun mudur? 

Lakin ne yaptığımızı kimse sormasın isteyen beni hemen terk eder!

Birinci Asker.

-Uygundur ağam Biz seninle her yola varız ağam!

İkinci Asker.

-Uygundur ağam, yolumuz bahtımız açık olsun…Bende varım

Dört kişi üç atlı bilinmeze doğru dörtnala yol alırken. Güneşin doğum sancısında sabahın ayazına inat ısıtmaya başlamıştı tüm yolları ve Berj ağanın Otağını…                                    Bir nefretin ve ihanetin çığlığı atılıyordu artık, Güneş tepedeyken….                                      bu ihanetin böylesi bedeninde olunca Berj ağa sinirinden titrek ve öfkeli bir ses tonuyla, saldırmaya hazır bir boğa gibi kükrerken ağzından köpükler sağa sola fışkırıyordu.

Berj ağa.

-Bulun, onları, itleri bulun, canlı isterim bu nasıl ihanettir bu nasıl bir oyundur bu nasıl…

Erişpa mı zorla götürdüler bu p…ç dejikti biliyordum zorla kaçırdılar kızıııımmmmııı 

Orada ne kadar eli silah tutan varsa atlara atlayarak iz sürme taktiğiyle başladılar takibe, zaman öğlen olmuştu otaktan çıkarken, çünkü ancak o anda farkına varmışlardı bu yaman ihanette. 

 

Yetişmişlerdi Bedir ağa Erişpa ve iki Asker, Özgürlük ve güven kalesine Bucak köyüne… köy ağası Hakkı ağa Bedir ağayı görünce adeta gözün içi parlamıştı, çünkü atadan kirvelerdi birbirine, bağlılıkları vardı bedir ağa ve hakkı ağa bir birilerini o kadar Severlerdi ki sırf o yüzden, bir birilerine kardeş derlerdi. Kirveden öte… Kardeşten yakın…

Hakkı ağa.

-Bedir ağa kardeş başım gözüm üstüne geldiniz sen ve misafirlerin ehllenvessehllen, kardeş

Bedir ağa.

-Kardeş hakkı ağa başın gözün var olsun bura kapımızdır kapımıza geldik!

Hakkı ağa.

-Ne demek elbette bura kardeşimin kapısı senin davan benim davam senin ölümün benim ölümüm gözüm üstüne, senin gelişin şereftir bedir ağa buyur, buyur….

 

Bedir ağa ve zabit atlardan inerken Erişpa sesiz atın üzerinde beklerken Bedir ağa atın yuvarını bir taşın yanına atı götürdü elini tutamazdı hem daha nikâh kıyılmamış hem de…   

Hakkı ağa gibi bir aşiret reisin yanında elini tutamazdı…                                                        Erişpa o yörenin âdetine uyarak başını kaldırmadan usulca atan inerek hakkı ağanın eline eğildi.

Hakkı ağa.

-Estağfurullah kızım geç bakalım ev tarafına,  Bedir ağa bizde odaya geçelim…

Bedir ağa ve hakkı ağa bir birine sarılarak misafir odasına geçerlerken Askerlerde atları diğer uşaklarla beraber ahıra çektiler.

Erişpa kadınların kaldığı odaya doğru ilerlerken hakkı ağanın hanımı ve kızları erişpayı tanıyorlarmış gibi sarılarak kadınların tarafına büyük bir saygıyla odanın içine kadar geçirdiler..

Hakkı ağanın odası yüz kişi oturacak kadar büyüktü yerde keçe diye nitelendiren boydan boya halılar seriliydi bir birilerine oturma ikramından sonra yorgunluk mırrasını içerken Hakkı ağa.

 

    (Devam Edecek)


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.