lisans koleji sol
lisans koleji
  • 05.07.2021
Aziz  İlgazi

Aziz İlgazi

Ticaret savaşlarında galibiyet yoktur

ABD, Çin’den ithal edilen 34 milyar dolar tutarındaki 800 dolayında ürüne yüzde 25 ek gümrük vergisi getirerek, Dünyada ticari savaşların fitilini ateşleyerek Dünyada ekonomik ve politik bloklaşmaya yol açmıştır. Dünya gündemini etkileyen ticaret savaşları birçok gelişmekte olan ülkenin ekonomilerinde daralmaya yol açmıştır. Ticaret savaşlarının sonuçlarından anlaşılan şu; Türkiye ticaret savaşlarına taraf olmamalıdır.

1929 Dünya Buhranından sonra ortaya çıkan küresel ticaret savaşları gelişmekte olan ülkeleri yoksullaştırmaya devam ediyor. ABD ve Çin öncellikli olmak üzere birçok gelişmiş ülke zengin yer altı ve yer üstü kaynakları üzerinde yaptıkları üretim ve ticaret vasıtası ile çatışma içindedir. Çatışma hızla bütün dünya coğrafyasına yayılmaktadır. Çatışmanın etkilerini asgari düzeye çekmek isteyen ülkeler arasında farklı ekonomik birlikler oluşmaktadır. Buna rağmen ticaret savaşlarının etkileri gelişmekte olan ülkeler üzerinde olumsuz etkilerini sürdürmektedir.

ABD Hazine Bakanlığı, Büyük Ticari Ortakların Makroekonomik ve Döviz Politikaları Raporu'nda Vietnam ve İsviçre'yi kur manipülatörleri olarak sınıflandırmaya tabii tuttu. Ayrıca, yılda iki kez hazırlanan raporda Çin dâhil dokuz ülke "adil olmayan ticaret avantajları elde etmek için para birimlerini manipüle eden ülkeler" izleme listesine alındı.

ABD, 20 büyük ticari ortağının politikalarını bu raporda değerlendirdi. Raporda, İsviçre ve Vietnam’ın “kurları kullanarak ödemeler dengesinde ayarlamalar yaptığı, Vietnam'ın dış ticarette adil olmayan şekilde rekabet avantajı sağlamak için özel olarak kurları kullandığı” ifade edildi.

ABD, 2019 Ağustos'undan bu yana ilk defa iki ülkeyi döviz manipülatörü olarak ilan ediyor. ABD’nin Çin’i kur manipülatörü olarak ilan etmesi, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticaret müzakerelerinde ilk kez tarihi bir tıkanma neden olmuştur.

Ticaret savaşlarının önemli oyuncuları rekabette güçlü olmak ve piyasaları elde tutmak için birçok ülkenin yerel şirketlerini direk yâda dolaylı olarak sermayeleri ile etki altına alarak coğrafi alanlarını ve üretim ölçeklerini genişletmeye çalışırken, gelişmekte olan ülkeler ve yerel işletmeleri de bu baskı karşısında pek fazla direnemedikleri için sermaye yapılarını da dikkate alarak şirketlerini uluslararası şirket statüsüne taşımaktadır.

Bu kabulleniş zorunlu olsa da heyecan veren, sermaye artırıcı etki yapan, ulusal şirkete dünya kapılarını açan bir etki şeklinde ortaya çıkmasıdır. Ancak, gelişmiş ülkelerin bazıları bu tür katılıma veya satışa onay vermiyor. Bu ülkelerden biri Avustralya’dır. Hükümet, Avustralya'daki bir firmanın Çinli şirketler tarafından satın alınmasının "ulusal çıkarlara aykırı" olacağı gerekçesi ile onay vermemiştir. Bir başka ülke Japonya. Japonya’da süt ürünleri üreticisi Lion Dairy and Drinks'i 430 milyon Amerikan Dolara satın almak için teklif veren Çinli Mengnui Dairy şirketinin teklifi çok yüksek olmasına rağmen uzun süre karşılık bulamamıştır.

Rusya’nın Rosneft şirketi, uzun süredir Venezuela petrolünün satışına destek veriyordu.  ABD’nin hedefinde olan bu şirket yaptırıma maruz bırakıldı. Dönemin hükümeti tarafından ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo vasıtası ile yapılan açıklamada "Venezuela ham petrolünün satışı ve nakliyesine yönelik küresel anlaşmaların bir numaralı aracısı Rosneft Trading, Venezuela halkını baskı altında tutan diktatör Maduro'yu destekliyor" şeklinde açıklamada bulundu. ABD daha sertleşerek tehditkâr açıklamalarda bulundu.  Sosyal medya hesaplarına kadar düşen bu tehditlerin biri daha Pompeo tarafından yapılmıştır. Pompeo, "Yozlaşmış rejimi destekleyen ve Venezuela halkına baskı uygulayanlar bundan sorumlu tutulacaktır" paylaşımı yaptı.

Dünya ticaret savaşlarında gündemde kalan iki ülke var. Biri ABD diğeri ise Çin. Dünyanın bir çok coğrafyasında iki ülkenin küresel şirketleri ve bu şirketlere ait ürünleri görmek mümkün. Ekonomik küreselleşmenin başlangıç döneminden günümüze kadar geçen süreçte birbirinden uzak bölgelerde yaşayan üreticiler ve tüketiciler arasında bağımlılık derecesinde oluşan alışkanlıklar küresel ticaret savaşları karşısında bazı uluslarda etnik ve politik karşıtlık şeklinde tepki bulsa da dünya genelinde tüketiciler daha çok marka ürünlere yönelerek bir bakıma ticaret savaşlarına taraf olmaktadır.

Çok uluslu şirketlerin sömürgeci faaliyetlerine karşı duyulan tepkilerin yerine kültürel bağlılık ortaya çıkmaktadır. Örneğin, İngilizlerin çay ve bira tüketme alışkanlıkları, Fransızların şarap ve kahve tüketimi alışkanlıkları gibi çok farklı alışkanlıklar gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kolay geçiş yapmaktadır ve kalıcı alışkanlıklar haline gelmektedir. Ticaret savaşlarında sanayi ürünleri dikkat çekse de gıda ve diğer sektör ürünlerinde ticari rekabet etkili olmaktadır. Ticaret uluslararası ilişkileri artıran bir etki yaparken ulusal düzeyde ülkelerin içyapısında değişimi zorunlu hale getirmektedir. Otomobil üreticisi ülkeler otomobil ihraç ettiği ülkeleri yedek parçalarla kendilerine bağımlı yaparken taraf oldukları ticari savaşlarda müşteri ülkeleri ticari savaşlarına dahil etmektedir.

Türkiye ticari savaşların neresinde yer almaktadır? Bu soru sürekli değişen cevaplarla ifade edilmektedir. Çin-Türkiye ilişkileri, ABD-Türkiye ilişkileri, Rusya-Türkiye ilişkileri, AB-Türkiye ilişkileri gibi birçok ülke ve coğrafi bölge ile hayati önem taşıyan ticari ilişkileri olan Türkiye için ticari savaşların sonuçları çok değişkendir.

 Türkiye’nin ticaret ortaklarına göre coğrafi bir sınırlama olmamakla beraber Çin, ABD, Rusya ve AB coğrafyaları dünya coğrafyasının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu coğrafyada yer alan ülkeler Türkiye’nin en çok ihracat ve ithalat yaptığı ülkelerdir. Türkiye, ticaret savaşlarında bir ülkenin yanında yada bir blok yanında yer alması gelecek için önemli kayıpların olacağı anlamında yorumlanması gerekiyor. Türkiye birçok ülke ile politik sorunları olmasına rağmen bu ülkeler ihracat yapan ve ithalat yapan bir ülkedir.

Kaynak : Ticaret Bakanlığı

 

 

 

Yukarıda ki tabloda Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı 10 ülke yer almaktadır. Bu 10 ülke arasında Çin ve Rusya yer almamaktadır.  Ticaret savaşlarının tarafları olan ülkeler arasında İngiltere, ABD ve Almanya güçlü ekonomileri olan ülkeler bulunmaktadır. Türkiye’nin bu ülkelerin ticaret savaşlarına destek vermesi aslında tabloda yer almayan ancak önemli oranda dış ticaretin yapıldığı Çin ve Rusya pazarlarının kaybı demektir.

Kaynak: Ticaret Bakanlığı

Dönem olarak Türkiye’nin ithalat yoğunluğu tabloda yer almaktadır. En fazla ithalat yapılan 10 ülke arasında Rusya ve Çin yer almaktadır. Ticaret savaşlarında taraf olmak, gelişmekte olan ülkelerin önemli pazar kayıplarına yol açabilir. İçinde bulunduğumuz süreç Türkiye için herhangi bir ticari savaşa taraf olması için uygun değildir.

Ticaret savaşlarına taraf olmak Dünya ekonomisi için hem de destek veren ülkenin ulusal ekonomisi için büyük kayıplara yol açabilir. Ayrıca Dünya ekonomisinde ticari çatışmaları artırmak gelecek için yeni ekonomik krizlere yol açabilir. Ticaret savaşlarında bazı önemli sorunlar politik çatışmalara da zemin hazırlamaktadır. Örneğin,  ABD Çin'i haksız hukuka aykırı olan ticari uygulamalarla suçlayarak ticaret savaşını başlatmıştır. Fikri mülkiyet haklarını ihlal ettiği gerekçesi ile hedef alınan Çin, ABD tarafından ulusal şirketlerini sübvansiyonlarla destekleme politikasını haksız rekabeti doğuracağı gerekçesi ile değiştirmesini talep etmiştir. ABD ayrıca 419 milyar dolarlık ticaret açığını kapatmak için Çin'in daha fazla Amerikan malı almasını istemesi ticaret savaşının sadece ABD- Çin ticaret savaşı olmaktan çıkarmış, Trump’ın bireysel politik amaçlarına hizmet edilmesi düşüncesini güçlendirmiştir. Diğer bir sorun ise, ABD’nin 250 milyar dolarlık Çin ürünlerine gümrük vergisi getirmesidir. Çin ise, 110 milyarlık ABD ürünlerine benzer şekilde vergi getirerek ABD’nin gümrük politikasına karşılık vermiştir. Çin haklı olarak ABD’yi ekonomi tarihinde en büyük ticaret savaşını başlatmakla suçladı.

ABD-Çin ticaret savaşı, mali piyasalarda büyük belirsizliklere neden olurken, Dünyada yatırımcı güvenini de olumsuz etkilemiştir. Sonuç olarak Dünyanın en güçlü ekonomileri arasında yer alan Hong Kong'daki Heng Seng endeksi yüzde 13 ve Şanghay Bileşik endeksi ise yüzde 25 dolayında düşüş yaşamıştır.

Dünya ekonomisinde gelecek dönemlerde birçok ülke arasında ticaret savaşları yaşanabilir. Sektör olarak gıda ve sanayi mallarının öne çıktığı ticaret savaşlarında kazanan ülke olmaması bir gerçek ve gerçek değişmeyecektir.

 

Kaynak: euronews/2020

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48222100

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.