• 04.12.2015
Aziz BUDAK

Aziz BUDAK

Şeytani kuvvet; fuhuş ve uyuşturucu basamağıdır.

Yeryüzü dünya insanlık tarihinin tahlilinde en öne çıkan tahribatlardan biri ve belki de en birincisi fuhuş ve uyuşturucu bağımlılığıdır. Günümüz dünyasında silahlardan fazla öne sürülen savaşların başında biyolojik savaş gelir ve bu biyolojik savaşında en öncü şeytani kuvveti fuhuş ve uyuşturucu basamağıdır.

Hegemonyasını ve işgal kuvvetlerini sürdürmek isteyen cellatlar; günümüzde öylesine acımazsız ve öylesine duygusuz ve duyarsız hale geldiler ki insanlığın geleceği olan genç neslin genetiği ile adeta oynar hale geldiler. 

Eyvah ki sözüm ona %99’u Halkları Müslüman olan ülkemizde bile resmi makamlarca gelinen boyut açıkça ifade edilmese de, konu ile ilgilenen STK’lar ve hayırsever kurum ve kuruluşların ortaya koydukları istatistiki çalışmalar ülkemiz ve insanlık adına korkutucudur.

Daha acısı ülkemizin refah seviyesinin yükseldiği ve milli gelirin arttığı iddia edilen son yıllarda; Avrupa Birliği kriterleri ismi altında ülkeleri ve insanlığı darmadağın eden fuhuş ve uyuşturucu sektörü maalesef ve maatteessüf geçen yıllara nazaran çok daha fazla arttığını görmekteyiz.

Öyle ki bu lanetlik illet, hiçbir ahlaki ilke ve etik kaide ve kural tanımadan, olabildiğince çok küçücük yaşlarda kadın-erkek insanımızın hayatına girmektedir. İşin en kahreden tarafı bu olsa gerektir.  

Bu konuda üst makam ve mevkilerdekilerin niyetlerinin ne olduğu bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendiren her ne olursa olsun, insanlık soy ağacının bu iki kemirici illetinin bu kadar yaygın hale getirilmesinin nedenleri en kısa zamanda en etkili bir şekilde araştırılarak, mümkün olan pek kıssa vadede sonuçlar verecek plan ve projeler,  çareler, reçeteler ortaya konulmalıdır.

Elbette her meselede olduğu gibi bu acıların kıssa vadede sonuçlanması için, çarelerin başında inanç faktörünün devreye girmesi, müptela olanların aileleri ile birlikte mağdurların sosyo ekonomik, sosyolojik ve psikolojik yönden maddi ve manevi güçlendirilmeleri, bilinçlendirilmeleri, aşırı derecede korkularının giderilmeleri noktasında din âlimleri, sosyolog, psikolog ve yetkili devlet yöneticilerden ekipmanlar oluşturulmalıdır.

 

Şüphesiz ki yazılı, görsel ve işitsel basının; “Batılı tasvir safi zihinleri idlal eder” vecizesini unutmadan haber, yorum ve yayın yapmaları da elbette çok önemlidir.  Başta devlet-hükümet, vilayet ve tüm yetkili ve etkili birim ve bireylerin konuyu önemseyerek acil eğilmeleri ve sadra şifa katkı sağlamaları milletçe ve memleketçe bizim arzumuzdur. 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.