• 28.02.2018
Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

Toplumsal tekfir

Umumi tekfire farklı bir bakış

Bireyin Müslüman olması gerektiği gibi, toplum ve devletinde İslam olması gerekir. Bireyin Müslüman olması için gereken şartları gibi, toplum ve yönetimin de İslam sayılabilmesi için şartlar vardır.

Toplumda geçerli akçe hangi kurallarsa, toplum o dindendir, genel olarak devlet ve toplumun, adet gelenek, ticaret, evlilik, boşanmalar, eğitim ve yargı kural ve davranışlar hangi yasaya (dine) göre ise, o toplum ve devlet o dindendir.

Gayri İslami değerlerin geçerli akçe sayıldığı, haramların yasalaştığı, günahların kamusal alanda fütursuzca işlendiği, haramların vergi dilimlerine alındığı, günahların resmi yasallar ile korunduğu toplumların Müslümanlık iddiaları kuru bir iddiadan öteye geçmez.

Hiçbir edinşe duyulmadan, günah ve haramlar normal bir şeymiş gibi işlendiği toplumların Müslümanlık iddiaları sadece bir kuruntudur.

Bakınız son devrin şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi, içinde bulunduğumuz durum hakkında ne buyurmaktadır

(((“Yönetimin dini İslâm'dır demekle İslâm olmaz. Geçmiş ve hazır tüm işaretler, bu yönetimin ( sistemin) İslâm'la hiçbir ilgisi olmadığını göstermektedir.

Bir hükümetin (rejim, sistem ve nizamın) dininin İslâm olması demek; İslâm'ın o hükümet katında fonksiyon icra etmesi demektir. Daha önce defalarca ispat ettiğimiz gibi bu yönetim, hilafeti işlevinden uzaklaştırarak, dini öteleyerek dinden çıkmıştır.

Ümmetin dinine iki açıdan bakmak gerekir:

1 - Ümmete mensup fertlerin kendi özgür iradeleriyle İslâm'ı seçip, Müslüman olmaları. Yani ümmeti oluşturan bireylerin Müslümanlığı.

2 - Müslüman bireylerin oluşturdukları ve yönetimin Müslüman olması Zira İslâm, birey ve toplum arasını ayırmamıştır; bilakis sosyal olgularla çok yakından ilgilidir.

Dolayısıyla bir ümmetin(topluluğun milletin) Müslüman sayılabilmesi için; fertlerinin yansıra, cemiyetlerinin de Müslüman olması, İslâm şeriatı hükümlerine bağlı kalması lazımdır.

Ümmet bireyleri, İslâm şeriatına boyun eğdiği halde, bu bireylerin oluşturduğu cemiyet ve devlet boyun eğmiyorsa o ümmetin İslâm'ı sahih olmaz.

TC,  yönetimi şer’i hükümlerle bağlı değil, tamamen özgürdür. Herhangi bir dinî kontrol tanımamaktadır. Eğer ümmet, böyle bir yönetimi benimseyip bir hükümeti seçip hoşnutlukla kabullenirse, bana göre kesinlikle dinden çıkar. Bundan şüphe eden de dinden çıkar. Mürtet olmuş olur. Tövbe edip, dinî hüküm ve dinî yönetime dönmedikleri sürece Müslüman sayılmazlar. (Mustafa Sabri))))

Bu nezih, beliğ ve sarih ifadelere ekleyebilecek bir lafımız olamaz, her şeyi gayet net olarak ifade etmişlerdir. Bu pencereden bakarak şöyle bir mutaala da bulunmamız mümkündür

Şimdi

Tekfiri rafa kaldıran ve ayni zamanda partisel hareket caizdir zihniyetini savunan, ülkenin %90’ ı Müslümandır diyen ulemayı şöyle çapraz sorguya tutarsak, bize verecekleri cevapları ne olabilir.

Madem işler yavaş yavaş düzelecek diyerek, yere göğe sığdıramadıkları bu muhafazakar hükümetler, neden bazı haramları kaldırmaya teşebbüs etmiyorlar.

Nasıl mı örneğin; hırsızlık yapanların cezalarını İslam’a göre versin, kim buna itiraz edebilir,

Yâda tecavüzcülere recm uygulansa, hangi baba buna itiraz eder, yada öldürme cezasına kısas getirse, derken yavaş yavaş İslam’ı uygulasa, kim itiraz edecektir. Nasılsa bu halkın % 90 nı Müslümandır.

Şimdi yapmazsa peki ne zaman bu işi yapacak, madem yapmıyor ve bunu kendine dert de etmiyor, peki halen neden bu partiler hizmet diye destekleniyor.

Diyebilirler ki toplum buna hazır değildir, peki İslam’ı uygulamaya hazır olmayan, İslam’ın ne olduğunu bilmeyen, kimi İslami düzenlemelere karşı çıkabilecek bu toplum nasıl oluyor da halen Müslüman kalabilmekte. Ve bunların Müslüman olmadığını söylediğimizde neden bizi hemen tekfirci olarak itham etmektedirler.

Denilse ki, tecavüze uğrayan, malı gasbedilen veya çocuğu haksız olarak öldürülen ana babaya ceza hukukunu seçme hürriyeti getirdik, dileyen medeni, dileyen şeriat hukukunu tercih etsin derse, kim bu durumda medeni hukuku tercih edebilir buna yanaşır mı hiç kimse.

En azında bu kadarını dahi beceremeyen bir yönetim nasıl oluyor da Müslüman kalabilmekte ve tekfir hukuku bunlara uygulanamamaktadır.  Şimdi konuşsunlar bakalım verecek cevapları varsa

Diyecekler ki sistem buna müsaade etmemektedir, peki sistemin müsaade etmeyeceğini bile bile neden Müslümanları yavaş yavaş olacak yalanıyla aldatmaktasınız.

Şimdi meselenin iç yüzünü anlayabildik mi, biz bildiğimiz hakikati söyledik, hidayet tamamıyla Allaha aittir

Bakın kardeşlerim bu zihniyetin samimiyeti yoktur, dün kara dediklerine bugün ak diyebilen adamların, yarın neleri yumurtlayacağını kimse tahmin bile edemez.

Bizden hatırlatmak.

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.